8/10
·407 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 11:21
Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar ilginç bir okuma deneyimi oldu benim için. Dünya Fikir Mimarları, Yaratıcı Ruhun Tipolojisi üçlemesinin diğer kitaplarını da okumamıştım. Şimdi diğerlerini de merak ediyorum, listeme alacağım. Açıkçası Casanova ilginç bir karakter olsa da beni Stendhal ve Tolstoy etkiledi. Tolstoy hakkında bir şeyler bildiğimi düşünüyordum ama çok eksikmiş meğer. Stendhal hakkında ise hiçbir şey bilmiyormuşum. Sizi çok şaşırtan şeyler öğreneceksiniz. Herkes gibi onların da kusurları, hataları var. Bazıları büyük, bazıları küçük ama hepsi insani şeyler. Güzel bir okuma yolculuğu oldu benim için. Zaman zaman dikkatim dağıldı, zorlandım ama sonuçta keyif aldığım bir kitap. Keyifli okumlar dilerim.
Kendi Hayatının Şiirini YazanlarStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20231,462 okunma
Zamanın ve Aşkın Bedeli…
9/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2026 11:16
Sándor Márai külliyatında sona yaklaşmanın verdiği o buruk tatla okudum Bolzano’da Son Sahne’yi. Bir yazar her cümlesine mi ruhunu üfler, her satırda mı insanın kalbine bir çentik atar? Bu kitap, sadece efsanevi Casanova’nın hapishaneden kaçış öyküsü değil; insanın kendi yarattığı "maskelerle", şöhretiyle ve kaçınılmaz yazgısıyla en çıplak hesaplaşması. Bolzano’da bir otel odasında geçen o devasa diyaloglar; aşkın, tutkunun ve sadakatin sadece birer kelime olmadığını, her birinin ağır bedellerle ödendiğini fısıldıyor kulağımıza… Márai’nin kaleminde Casanova; sadece bir çapkın değil, hayat sahnesinde rolünü kusursuzca oynayan ama oyun bittiğinde kendi trajedisiyle baş başa kalan bir figür. Kitabın alt metni ise tokat gibi: Gerçek özgürlük istediğini yapmak mıdır, yoksa kaderine boyun eğme cesareti göstermek mi? Edebiyatın o naif ama bir o kadar da keskin gücünü özleyenler için muazzam bir yolculuk. Márai yine yapmış yapacağını; kalbimize bir sızı bırakıp sessizce kenara çekilmiş. Okumadığım sadece iki kitabı ( Csutora - Bir Burjuvanın İtirafları ) kalmış olmasının hüznüyle, bu şaheseri buraya bırakıyorum…
Bolzano’da Son SahneSándor Márai · Can Yayınları · 202681 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
Derinlikli,incelikli, etkileyici bir intikam hikayesi.Hapisten çıkıp Bolzano'ya gelen Casanova'nın hikayesi. Yazar çok ilginç bir aşk üçgeni kurmuş, Casanova bildiğiniz gibi. Yaşlı Kont ile yüzleşmesi, aralarında geçenler, Franceska'nın sahneye çıkışı, konuşmaları epey iyi,tahlil dolu, felsefi. Hayata , yaşlılığa,sevdaya dair önemli sözleri,büyük tespitleri var. Balo için giydikleri kostümleri bile müthiş birer simge bence.Kont'un Franceska'nın mektubunu irdeleyişi, Franceska'nın söyledikleri, intikam şekli ile çok dolu bir metin.Dar bir alanda geçiyor ama dünyayı sığdırmış içine.Dillerin literatürüne girmiş bir karakter,sinema ve edebiyat için bir tip aynı zamanda. Marai onu güzel yansıtmış. Olay değil diyalog ve düşünce üzerinde ilerleyen başarılı, keyifli bir metin.
Bolzano’da Son SahneSándor Márai · Can Yayınları · 202681 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 109. kitabı
Casanova tarihin gördüğü en büyük çapkınlardan biridir. Hatta ismi birçok dilde bir sıfat olarak kullanılmaya başlamış bir insandır. Çok evdiğim yazar Arthur Schnitzler artık orta yaşlı bir adam olan ve eski görkemli günlerini geride bırakmış bir Casanova anlatır bize. Onun zamanı son bulmuştur. Özellikle de fiziksel olarak ama gözü hala çöplüktedir.
Casanova'nın Eve DönüşüArthur Schnitzler · Alakarga Yayınları · 201757 okunma
10/10
·407 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 15:30
KENDİ HAYATININ ŞİİRİNİ YAZANLAR - STEFAN ZWEİG CASANONA-STENDHAL-TOLSTOY Bir Zweig klasiği, muhteşem bir dil ve anlatım. Benzetmeleri ve anlattığı kişilerin içine girip gerçek anlamda hissederek yansıtması çok etkileyici. Her zaman sevdim bu Zweig’i . Çevirmen Gülperi Sert’i anmadan olmaz. Kendine göre muhteşem bir teknikle çevirisini kurmuş. Önsöz mutlaka okunmalı. Çok açıklayıcı, bilgilendirici. Casanova kadar yalancı, dolandırıcı; Stendhal kadar ‘’benci’’; Tolstoy kadar çelişkili… Bunlar negatif gibi görünse de bu üç yaratıcı adamı ölümsüz kılan özellikleri. Kitap bu üç farklı sanatçıyı bir arada veriyor olsa da ortak bir paydada birleşiyorlar. Hiç öyle olmadıkları halde eserleriyle ‘’şiir’’ yazıyorlar. Kendilerini anlatırken kendilerini arıyorlar. Bu arayış her üçünde de çok sancılı. Tam da bu sancılar, bu arayışlar şiir gibi bir üst dile, bir duyguya, bir esere, bir hayata dönüşüyor. Okumaktan zevk aldım. Stendhal bölümünü okurken Parma Manastırı’nı sesli kitap olarak dinledim. Tolstoy’u okurken İvan İlyiç’in Ölümü’nü. Keyifli oldu.
Kendi Hayatının Şiirini YazanlarStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20231,462 okunma
6/10
·212 syf.··
2026 6. kitabı
·
98 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2026 13:28
Kitabın ana fikri güzel ve çoğunlukla hemfikirim. Ama anlatılışı o kadar sinir bozucu ki karşı çıkasım geliyor. Kendim de küfrederim, küfür duymaktan rahatsız da olmam. Ama bu kitapta (en azından ilk bölümlerde) her paragrafta küfretmenin kendisini daha 'havalı', dediklerini daha 'gerçek' gösterdiğini zanneden bir yazarla karşılaşıyoruz. Bu küfürler söylediklerini daha ilginç yapmıyor, tam tersine sadece göz devirmeme sebep oluyor. Böyle, "ben diğer kişisel gelişim guruları gibi değilim, açık sözlüyüm" diye bir kimlik oluşturmaya çalışmış. Her ne kadar felsefesine çoğu zaman katılsam da bazen çok çiğ ve yüzeysel buldum. Mesela ilişkilerde dürüstlüğe ne kadar önem verdiğini söylüyor ve buna verdiği örnek: bazen karısı tam dışarı çıkmak için hazırlanmışken ona çirkin gözüktüğünü söylemesi. Ayrıca her bölümde eskiden ne kadar kadınla yattığından bahsediyor. Gerçekten. "Biriyle yuva kurun, anlamsız kısa ilişkiler sizi mutlu etmez" tavsiyesini veriyor ama aynı zamanda kendisini her gördüğü kadını yatağa atan fena bir Casanova olarak göstermeye çalışıyor. Hey okuyucular! Mark Manson baya seks yapıyordu! Bütün bu kafaya takmama tavsiyesinden sonra okuyuculara bu imajı vermeye çalışmak bariz bi şekilde kendisinin kafaya taktığı bir şey. Bence yazarın (belki eski pick-up artist günlerinden kalma) hedef kitlesi genç erkekler, çünkü kullandığı dili çok eril buldum. Hep karşısında sadece para kazanma ve olabildiğince kadınla beraber olma hedefi olan birine konuşuyormuş gibi. "Hiç Ay'a çıkamayacaksın veya Jennifer Aniston'un memelerine dokunamayacaksın" filan diyor mesela. Mizah anlayışını da bayat buldum. "253 defa midemden yumruklanmış gibi hissettim", "anarko-komünist olsaydım para kazanamamayı başarı olarak görürdüm"... Evet bu bir mizah kitabı değil ama komik olmaya çalışıp
The Subtle Art of Not Giving a F*ckMark Manson · Harper Collins US · 201615,5bin okunma