Puan vermedi·267 syf.·
2026 35. kitabı
Casanova’nın en büyük dehası, belki de sadece yaşadığı dönemdeki kadınları değil, yüzyıllar boyunca kendi anılarını okuyacak olan okuyucuları da manipüle edebilmiş olmasıdır. Tarihi bir figür olan Giacomo ​Casanova’nın ilişkilerinde sunduğu o "şefkat" ve "centilmenlik" maskesi, aslında kurbanlarının savunma mekanizmalarını çökertmek için kullandığı en güçlü silahtır. Casanova toplumsal kuralların etrafından dolanır. Nanetta ve Marta Savorgnan kardeşler olayında yaptığı gibi, ahlaki bir tabuyu "karşılıklı hazza dayalı estetik bir başarı" olarak yeniden çerçeveler. Giacomo Casanova bizzat kaleme aldığı anılarında (Histoire de ma vie) kadınlara olan yaklaşımını çok farklı anlatır. O, kadınların zekâsına, ruhuna ve varlığına hayrandır. İlişkilerini bir savaş değil, karşılıklı bir mutluluk sanatı olarak görür. Casanova bir kadından ayrılmak zorunda kaldığında bile onun hayatını güzelleştirmeye çalışır. Hatta bazen eski sevgililerini mutlu olabilecekleri doğru insanlarla bizzat evlendirip, arkasında sadece güzel anılar bırakarak yollarını ayırır. Bu durum onun eylemlerini masumlaştırmaz; aksine suçluluk duygusunu tamamen ortadan kaldıran narsisistik bir manipülasyonun kanıtıdır. Karşısındaki insanları kendi geniş fantezi dünyasının sınırlarına çekerek onları da bu ahlaki sınır ihlaline ortak eder. Böylece sınır çizgileri sadece kendisi için değil, o fanteziye dahil ettiği kişiler için de bulanıklaşır. Casanova’yı anlamak için yaşadığı dönemin, yani 18. yüzyıl Avrupası'nın "Libertinizm" akımına bakmak gerekir. Bu düşünce yapısı, toplumsal ve dini tüm kuralları reddederek bireysel hazzı en yüce değer ilan ediyordu. Ancak bu felsefe, Casanova gibi figürlerin elinde, başkalarının sınırlarını ihlal etmeyi meşrulaştıran edebi bir kılıfa dönüştü. Ayrılırken sevgililerini
Edebiyat
HayatımGiacomo Casanova · Güncel Yayıncılık · 200487 okunma
8/10
·407 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 11:21
Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar ilginç bir okuma deneyimi oldu benim için. Dünya Fikir Mimarları, Yaratıcı Ruhun Tipolojisi üçlemesinin diğer kitaplarını da okumamıştım. Şimdi diğerlerini de merak ediyorum, listeme alacağım. Açıkçası Casanova ilginç bir karakter olsa da beni Stendhal ve Tolstoy etkiledi. Tolstoy hakkında bir şeyler bildiğimi düşünüyordum ama çok eksikmiş meğer. Stendhal hakkında ise hiçbir şey bilmiyormuşum. Sizi çok şaşırtan şeyler öğreneceksiniz. Herkes gibi onların da kusurları, hataları var. Bazıları büyük, bazıları küçük ama hepsi insani şeyler. Güzel bir okuma yolculuğu oldu benim için. Zaman zaman dikkatim dağıldı, zorlandım ama sonuçta keyif aldığım bir kitap. Keyifli okumlar dilerim.
Kendi Hayatının Şiirini YazanlarStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20231,462 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Zamanın ve Aşkın Bedeli…
9/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2026 11:16
Sándor Márai külliyatında sona yaklaşmanın verdiği o buruk tatla okudum Bolzano’da Son Sahne’yi. Bir yazar her cümlesine mi ruhunu üfler, her satırda mı insanın kalbine bir çentik atar? Bu kitap, sadece efsanevi Casanova’nın hapishaneden kaçış öyküsü değil; insanın kendi yarattığı "maskelerle", şöhretiyle ve kaçınılmaz yazgısıyla en çıplak hesaplaşması. Bolzano’da bir otel odasında geçen o devasa diyaloglar; aşkın, tutkunun ve sadakatin sadece birer kelime olmadığını, her birinin ağır bedellerle ödendiğini fısıldıyor kulağımıza… Márai’nin kaleminde Casanova; sadece bir çapkın değil, hayat sahnesinde rolünü kusursuzca oynayan ama oyun bittiğinde kendi trajedisiyle baş başa kalan bir figür. Kitabın alt metni ise tokat gibi: Gerçek özgürlük istediğini yapmak mıdır, yoksa kaderine boyun eğme cesareti göstermek mi? Edebiyatın o naif ama bir o kadar da keskin gücünü özleyenler için muazzam bir yolculuk. Márai yine yapmış yapacağını; kalbimize bir sızı bırakıp sessizce kenara çekilmiş. Okumadığım sadece iki kitabı ( Csutora - Bir Burjuvanın İtirafları ) kalmış olmasının hüznüyle, bu şaheseri buraya bırakıyorum…
Bolzano’da Son SahneSándor Márai · Can Yayınları · 202681 okunma
9/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
Derinlikli,incelikli, etkileyici bir intikam hikayesi.Hapisten çıkıp Bolzano'ya gelen Casanova'nın hikayesi. Yazar çok ilginç bir aşk üçgeni kurmuş, Casanova bildiğiniz gibi. Yaşlı Kont ile yüzleşmesi, aralarında geçenler, Franceska'nın sahneye çıkışı, konuşmaları epey iyi,tahlil dolu, felsefi. Hayata , yaşlılığa,sevdaya dair önemli sözleri,büyük tespitleri var. Balo için giydikleri kostümleri bile müthiş birer simge bence.Kont'un Franceska'nın mektubunu irdeleyişi, Franceska'nın söyledikleri, intikam şekli ile çok dolu bir metin.Dar bir alanda geçiyor ama dünyayı sığdırmış içine.Dillerin literatürüne girmiş bir karakter,sinema ve edebiyat için bir tip aynı zamanda. Marai onu güzel yansıtmış. Olay değil diyalog ve düşünce üzerinde ilerleyen başarılı, keyifli bir metin.
Bolzano’da Son SahneSándor Márai · Can Yayınları · 202681 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 109. kitabı
Casanova tarihin gördüğü en büyük çapkınlardan biridir. Hatta ismi birçok dilde bir sıfat olarak kullanılmaya başlamış bir insandır. Çok evdiğim yazar Arthur Schnitzler artık orta yaşlı bir adam olan ve eski görkemli günlerini geride bırakmış bir Casanova anlatır bize. Onun zamanı son bulmuştur. Özellikle de fiziksel olarak ama gözü hala çöplüktedir.
Casanova'nın Eve DönüşüArthur Schnitzler · Alakarga Yayınları · 201757 okunma
10/10
·407 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 15:30
KENDİ HAYATININ ŞİİRİNİ YAZANLAR - STEFAN ZWEİG CASANONA-STENDHAL-TOLSTOY Bir Zweig klasiği, muhteşem bir dil ve anlatım. Benzetmeleri ve anlattığı kişilerin içine girip gerçek anlamda hissederek yansıtması çok etkileyici. Her zaman sevdim bu Zweig’i . Çevirmen Gülperi Sert’i anmadan olmaz. Kendine göre muhteşem bir teknikle çevirisini kurmuş. Önsöz mutlaka okunmalı. Çok açıklayıcı, bilgilendirici. Casanova kadar yalancı, dolandırıcı; Stendhal kadar ‘’benci’’; Tolstoy kadar çelişkili… Bunlar negatif gibi görünse de bu üç yaratıcı adamı ölümsüz kılan özellikleri. Kitap bu üç farklı sanatçıyı bir arada veriyor olsa da ortak bir paydada birleşiyorlar. Hiç öyle olmadıkları halde eserleriyle ‘’şiir’’ yazıyorlar. Kendilerini anlatırken kendilerini arıyorlar. Bu arayış her üçünde de çok sancılı. Tam da bu sancılar, bu arayışlar şiir gibi bir üst dile, bir duyguya, bir esere, bir hayata dönüşüyor. Okumaktan zevk aldım. Stendhal bölümünü okurken Parma Manastırı’nı sesli kitap olarak dinledim. Tolstoy’u okurken İvan İlyiç’in Ölümü’nü. Keyifli oldu.
Kendi Hayatının Şiirini YazanlarStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20231,462 okunma