Özlem Neşe Beydili

Puan vermedi
Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü okurken insanın başına tuhaf bir şey geliyor. Önce gülümsüyorsun. Sonra bir yerde durup “ben niye buna gülüyorum?” diye düşünüyorsun. Kitap şaka yapmıyor; tam tersine, her şeyi son derece ciddi anlatıyor. İşte komik olan da bu ciddiyet. Okudukça, anlamsız ama resmî görünen işler, kimsenin sorgulamadığı kurumlar, büyük laflarla yürütülen küçük hayatlar tanıdık gelmeye başlıyor. Kahkaha atıyorsun ama ardından hafif bir sıkışma geliyor; çünkü anlatılan şey yalnızca geçmişe ait değil. Bu kitap eğlendirmek için yazılmış gibi durmuyor, ama yine de güldürüyor. Ve o gülüş, insana biraz kendini hatırlatıyor. Okurken zaman zaman keyif alıyor, zaman zaman rahatsız oluyorsun. Sanırım Tanpınar’ın asıl marifeti de burada: Okuru hem güldürüp hem düşünmeye zorlamak. Konusu: Bir enstitü kurulur; amacı saatleri ayarlamaktır. Ama zamanla bu iş, hayatı düzenleme iddiasına dönüşür. Roman ilerledikçe enstitünün kendisi bir boşluk makinesine dönüşür. Tanpınar, modernleşmenin nasıl bir taklit ve gösteriye dönüştüğünü ironik bir dille anlatır. Her şey ciddidir ama hiçbir şey gerçek değildir. Saatleri Ayarlama Enstitüsü, bir toplumun zamanı ayarlamaya çalışırken aklını nasıl kaybettiğini gösteren çok katmanlı bir romandır. — Ahmet Hamdi Tanpınar
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergâh Yayınları · 202453bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi
Yeraltından Notlar’ı okurken kendinizi rahat hissetmiyorsunuz; çünkü kitap sizi ikna etmeye değil, köşeye sıkıştırmaya çalışıyor. Anlatıcıyla aranıza mesafe koymak istiyorsunuz ama bazı cümleler fazla tanıdık geliyor. Metin ilerlemiyor gibi hissediliyor; çünkü asıl anlatılan şey olaylar değil, insanın kendiyle didişmesi. Bitirdiğimde “beğendim” demedim, sadece şunu düşündüm: Bu kadar rahatsız edici olması, boşuna değil. Konusu: Bu kitap bir hikâye anlatmaz; bir zihnin içine girer. Anlatıcı öfkeli, çelişkili, huzursuz ve sürekli kendisiyle kavgalıdır. İlerleme fikrine, akla, “mantıklı insan”a karşı çıkar. Roman ilerledikçe okur rahatsız olur, çünkü anlatıcı bazen haklıdır. Dostoyevski burada insanın özgürlüğünü, kendi zararına bile olsa savunur. Yeraltından Notlar, insanın neden her zaman “doğru olanı” seçmediğini anlamak isteyenler için sarsıcı bir metindir. — Fyodor Dostoyevski
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · RB Yayıncılık · 0159,5bin okunma
Puan vermedi
Bu kitabı okurken okurda yavaş yavaş yükselen bir huzursuzluk olur. Başta anlatılan dünya tuhaf ama mesafeli gelir; kitaplar yakılır, insanlar televizyon duvarlarına bakarak yaşar. Derken fark edersin ki rahatsız eden şey yasaklar değil, kimsenin eksikliği fark etmemesidir. Okur, sayfalar ilerledikçe kendini şu sorunun içinde bulur: “Ben de alışmış olabilir miyim?” Roman ilerledikçe korku yerini sessiz bir suç ortaklığı hissine bırakır. Çünkü Bradbury’nin dünyasında baskı bağırmaz; konforla, hızla ve unutmayla gelir. Kitabı kapattığında, okur çoğu zaman kitap yakmaktan çok daha ürkütücü bir şey düşünür: Okumayı istememek. Konusu: Bu dünyada kitaplar yasaktır ve itfaiyeciler yangın söndürmez, kitap yakar. Montag da bu işin içindedir; ta ki bir gün, yaptığı işin anlamsızlığıyla yüzleşene kadar. Bradbury, kitapların neden tehlikeli sayıldığını uzun uzun anlatmaz; onun yerine, insanların neden okumaktan vazgeçtiğini gösterir. Hikâye ilerledikçe baskının zorla değil, konforla kurulduğunu fark ederiz. Roman tam burada durur ve okura şunu sorar: Düşünmemek daha kolayken, düşünmeyi kim seçer? — Ray Bradbury
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,3bin okunma
Puan vermedi
Şato’yu okurken ilk hissettiğim şey şaşkınlık değil, yorgunluk olur. Çünkü kitap seni bir yere götürmez; seni orada tutar. Sürekli bir kapı vardır ama açılmaz, bir yetkili vardır ama gelmez, bir cevap vardır ama verilmez. Okur olarak ilerlediğini sanırsın, ama her adımda biraz daha geri düşersin. Bir süre sonra sinir başlar. “Bu iş niye çözülmüyor?” dersin. Tam o anda fark edersin: Zaten çözülmesi gerekmiyor. Kafka seni bir hikâyeye değil, bir duruma sokar. Bürokrasi, belirsizlik, otorite; hepsi sis gibi yayılır ve sen de o sisin içinde kalırsın. En rahatsız edici olan şu olur: Kimse açıkça kötü değildir. Herkes kibar, herkes kurallara uygundur. Ama yine de hiçbir şey işlemez. İşte Şato’nun asıl darbesi burada gelir. Kötülük bağırmaz, oyalanır. Baskı yasaklamaz, bekletir. Kitap bittiğinde “anladım” demezsin. Şunu dersin: “Ben de bu sistemin içinde kalabilirdim.” Ve bu düşünce, sayfalar kapandıktan sonra bile seni bırakmaz. Konusu: Bir adam bir köye gelir ve şatoyla bağlantı kurmaya çalışır. Ama şato hep uzaktadır; mektuplar gelir, görevliler konuşur, kurallar işler yine de hiçbir şey ilerlemez. Kafka bu romanda yetkiyi bir merkez olarak değil, ulaşılamazlık olarak kurar. Hikâye akmaz; sürünür, dolanır, oyalanır. Tam da bu yüzden etkileyicidir. Okur, kahramanla birlikte şunu fark eder: Asıl tuzak kapıların kapalı olması değil, hâlâ açılabileceğine inanılmasıdır. — Franz Kafka
ŞatoFranz Kafka · İBB Yayınları · 202212,3bin okunma
Puan vermedi
Genç Werther’in Acıları’nı okurken en baskın his yoğunluk oldu. Duygular o kadar çıplak, o kadar filtresiz ki, insan bir noktadan sonra nefes almak ister gibi oluyor. Aşk burada yüceltilmiyor; aksine, kontrolsüz kaldığında insanı nasıl daralttığını, yalnızlaştırdığını hissettiriyor. Kitabı bitirdiğimde romantik bir hüzün değil, sessiz bir ağırlık kaldı. Werther’i anlamak kolay, ama onunla aynı yerde kalmak zor. Bu roman, duygularını çok derin yaşayanlara hitap ediyor — ve tam da bu yüzden okuru hem içine alıp hem de biraz ürküten bir metin. Konusu: Werther, dünyayı ve duygularını fazla derin yaşayan bir gençtir. Bir kasabada tanıştığı Lotte’ye âşık olur; ama Lotte başkasına aittir. Werther bunu bilerek sevmeye devam eder. Roman ilerledikçe aşk, yalnızlık ve toplumla uyumsuzluk iç içe geçer. Goethe, duygunun yüceliğini anlatırken onun taşıdığı yükü de saklamaz. Werther’in asıl çıkmazı aşkta değil, dünyayla kuramadığı dengededir. Genç Werther’in Acıları, yoğun hissetmenin romantik olduğu kadar yıkıcı da olabileceğini sessizce hatırlatır. — Johann Wolfgang von Goethe
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · İthaki Yayınları · 2022150,1bin okunma