Sirius

Sirius
@catesmart
心の平和 ・ 。 ☆∴。 *  ・゚*。・   ・ *゚。   *   ・ ゚*。・゚。    ☆゚・。°*. ゚ *  ゚。·*・。 ゚*    ゚ *.。☆。 ・   * ☆ 。・゚*.。     * 
“İnsan, zihnindeki cehennemi cennete taşıdığı sürece her yerde yanmaya devam eder.”
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
•𝗦𝗲𝗻𝘀𝘂𝘂𝗺 𝘁𝘂𝗼𝗿𝘂𝗺 𝗵𝗼𝗻𝗼𝗿𝗲𝗺 𝘀𝘂𝗽𝗲𝗿𝗮𝗿𝗲 𝗱𝗲𝗯𝗲𝘀. “Kendine olan saygın duygularından daha güçlü olmak zorunda..”
7/10
·103 syf.··
2026 3. kitabı
Rilke’nin genç şaire yazdığı mektuplar aslında birine değil, henüz olmamış bir benliğe yazılmış. Öğüt vermiyor, yön göstermiyor. Daha zor bir şey yapıyor: seni yalnızlığınla baş başa bırakıyor. Ama bu yalnızlık terk edilmişlik değil; olgunlaşmanın sessiz odası. Rilke’ye göre sanat, dış dünyadan beslenen bir yetenek değil; içe doğru kazılan bir kuyudur. Eğer yazmak zorunda değilsen, yazma der. Eğer yazmadığında nefes alamıyorsan, zaten yazarsın. Bu cümle insanı hem rahatlatıyor hem de acımasızca dürüstleştiriyor. Kitap boyunca en güçlü vurgu şu: Sabır. Hızlanma, acele etme, başkalarının yargılarına sığınma. Henüz anlamadığın şeylerin içinde yaşamaya cesaret et. Çünkü bazı cevaplar ancak zamanla insanın içine yerleşir. Rilke, sevilmeyen yalnızlığı değil, bilinçli yalnızlığı savunur. İnsan kalabalıklar içinde de kendinden kaçabilir. Asıl mesele, kendi iç sesinle baş başa kalabilecek cesareti gösterebilmektir. Bu kitap, insanı motive etmez; olgunlaştırır. Genç Bir Şaire Mektuplar bana şunu öğretti: Hayat bir şeyleri “başarmak” için değil, içimdeki derinliği büyütmek için var. Ve gerçek disiplin; kendini zorlamak değil, kendini dinlemeyi bırakmamaktır. Bu kitap bir yol haritası değil. Bir ayna. Bakmaya cesaretin varsa.
Genç Bir Şaire MektuplarRainer Maria Rilke · Cem Yayınevi · 20121,482 okunma

Sirius

, bir kitap okudu
7/10
·103 syf.··
2026 3. kitabı
Rainer Maria Rilke
8.3/10 · 1.482 okunma
Yalnızlığı seviyorum. Hem de kaçtığım için değil, seçtiğim için. Yalnızken kendim için yaşıyormuş gibi hissediyorum. Zaman bana ait, düşüncelerim bana ait. Kimseye yetişme derdi yok, kimseye yetme çabası yok. İçimde bir genişlik var; sanki nefesim ilk kez gerçekten bana dönüyor. Özgürlük böyle bir şey olmalı. İlişkideyken ise içimde garip bir sıkışma oluyor. Sanki bir derse girmişim gibi… Sürekli bir sınav hâli, sürekli doğru yapma baskısı. Sevilmek için, anlaşılmak için, korunmak için bile çaba göstermek zorunda olmak beni yoruyor. Boğuluyorum. Halbuki hayat, başkasının müfredatına uymak zorunda olduğum bir sınıf olmamalı. Şuna inanıyorum: Asıl hakikat, derse girmeden öğrenebilmek. Kendi kendine fark edebilmek. Yaşayarak, susarak, yalnız kalarak anlayabilmek. Ben o dersi aldım. Belki zorlandım, belki kırıldım ama öğrendim. Aynı sıraya tekrar oturmama gerek yok. Yalnızlık bana eksiklik gibi gelmiyor. Aksine, beni tamamlıyor. Kendimle temas kurduğum, iç sesimi duyabildiğim tek alan burası. İnsanlardan kopmak değil bu; kendime yaklaşmak. Başkalarına kapanmak değil; içimi açmak. Şu an yalnız olmak istiyorum. Çünkü böyleyken daha dürüst, daha sakin, daha gerçek hissediyorum. Bu bir yemin değil, bir isyan da değil. Sadece şu anki hakikatim. Ve buna sadık kalmak, kendime duyduğum saygının bir parçası. Belki bir gün başka bir hâle evrilirim. Ama bugün, burada, bu sessizlikte iyiyim. Yalnızım ve bu bana iyi geliyor.