Bu kitabı geçen yılın sonlarından beridir herkesin elinde gördüğümde ve yorumların çok olumlu olduğunu fark ettiğimde okumaya karar vermiştim. Birkaç ay geçti ve listemde sıra ona geldi. Okudum, okudum. İlk birkaç sayfadan sonra heyecanım yerini hayal kırıklığına bıraktı ve şaşkınlıkla bakakaldım. Bu kitap mıydı insanların dilinden düşüremediği o mükemmel roman? Yoksa benim metnim yanlış mı basılmıştı? Okumayı sürdürdüm. Hayal kırıklığım yerini kabullenmeye bıraktı ve işte o zaman kitap elimde (ve gözümde) istenilmeyen bir objeye dönüştü. Zorlayarak 200'lere yaklaştım. Düşüncelerim değişmedi. İlerledi, ilerledi ve aynı kaldı.
Birkaç inceleme okudum. Hem meraktan hem nasıl bu denli beğenildiğini anlamamış olmamdan. Puanı bu uygulamada 8,7'ydi. Hızlıca incelemelere baktım ve benim gibi düşünenlerin olduğunu gördüm. Hatta "bu çağ yazarlarından edebi bir metin beklemek bana göre oldukça hayali" gibi bir düşünceye rastlayınca katılmamam elde değildi. Biraz daha bakınca bir grubun çok beğendiğini bir grubunsa tamamen beğenmediği gördüm. Peki neden beğeniliyor, neden beğenilmiyor? Kitap bir edebi romandan ziyade "şu bunu yapmış, bu buraya gitmiş" cümlelerinin toplanıp basılması gibiydi. Edebilik ya da gerçek edebiyata hiç rastlamadım. (Ki bunun benim edebiyat anlayışımla büyük bir alakası var, o yüzden yanlış anlaşılmak istemem.) Yine de söylemeliyim ki bu yılın veya geçtiğimiz birkaç yılın en iyileri arasında olabilecek ve hatta okunabilecek bir eser değil. Eğer klasikleri okuyorsanız veya benim gibi bir edebiyat anlayışınız varsa (ki bu uygulamada çoğunluğun benim gibi olacağını düşünüyorum. Hatta kitabın yüksek puanlı olmasının benim gibi okurların okumaması sayesinde olduğunu düşünüyorum) bu kitap size o kadar yalın, o kadar sıradan gelecektir ki birkaç sayfanın sonunda
Kipling'in öyküsündeki kırkayağı düşünün... Kırk ayağının kırkını da rahatlıkla kullanarak güzel güzel yürürken karşısına çıkan bir dalkavuk, onun eşsiz hafızasına övgüler düzmeye başlar ve hiçbir zaman yirmi birinci ayağından önce on ikinci ya da otuz beşinciden önce yirmi dokuzuncuyu atmadığını söyler. Acımasızca özbilinç kazandırılan zavallı kırkayak artık bir adım bile atamaz olur.