Tarih tarafından seçilip şartları düzenlenmiş bir çevrede doğuyor yetişiyor ve olgunlaşıyoruz cildimizin rengini tabiatın verdiği ve bizim seçmediğimiz gibi ruhumuzun rengini de tarih veriyor ve biz seçmiş değiliz.
Ben ne zaman Allah'a sığınıp kimseye muhtaç olmadığım için şükür etsem Allah karşıma bir vesileyle güzel bir insan güzel bir olay çıkarır. İnsanlar ve olayların da sonsuza dek hayatımda olmayacağını bildiğimden en kendim halimle icabet ederim imtihandır andır hayattır diyerek.
Bir lokma ekmek, bir yudum su, bir adım daha atabilmek… Şükür sebebidir hepsi. Bir yerde acı içinde gülümseyen insanlar var, bir yerde her şeye sahip olup yine de mutsuz olanlar. Kimi yürüyemez ama kalbi hafif, kimi koşar ama ruhu yorgun. Şükür ederim; çünkü biliyorum, sahip olduklarım lütuf, unuttuklarım da imtihan. Ve bazen utanırım mutsuz olmaya, çünkü nefes alıyorum, çünkü hissediyorum, çünkü hâlâ dua edebiliyorum.
Diğer taraftan iblis ve kötülüğün Allah'ın dilemesiyle var olduğu söylenirse, bu da günahkârların O'nun iradesiyle meydana geldiği, suçluların zihinlerinin kendisi tarafından kirletildiği ve günah tohumlarının bizzat O'nun eliyle ekildiğini gösterir. Bu ihtimale göre tüm bu kötülüklere neden olan ilâhî adalet, kendisini serbest bırakarak insanlar üzerindeki tasallutuna müsaade etmek suretiyle şeytanı ödüllendirirken ona uyan masum insanları cezalandırmış olmaktadır.