Dünyada yaşayan bir insan, her şeyden evvel vazifesinin ne olduğunu, neye hazırlandığını, nereden gelip nereye gittiğini ve bilhassa biraz evvel tarif ettiğimiz mânâdaki iyilik-kötülük mefhumuna göre nasıl hareket edilmesi lâzım geldiğini bilmelidir. Ve zaten bunları bilmedikçe daha yukarılara, vazife plânına çıkmaya ne lüzum kalır, ne de imkân.
Nitekim, düzenlenmiş ve planlı olmasına rağmen, insanın bir tek hayatınin dahi, mukadderat zorunlulukları yüzünden, ne kadar devam edeceğini kesin olarak ifade etmek mümkün değildir. Yine aynı nedenlerden dolayı, insanların, planlarını tatbik ederken, ne zamanda hangi gelişim kademelerine ulaşacaklarını da çok öncelerden kestirmek imkansızdır. Çünkü burada, varlığın cehit ve gayretlerinin kendisine tanınmış bazı özgürlükler sonucunda kendi eline bırakılmasıyla, o cehit ve gayretlerin mukadderat plånınca takdir edilecek sonuçlarının daima değişebilmesi, bu imkänsızlığa neden olmaktadır.