Fantastik edebiyatla pek aram olmasa da bu kitabı, Harry Potter ve benzerlerine ilham olan öncü bir eser olduğu için merak ettim.
Annesiz büyüyen doğuştan büyücülük yeteneğine sahip Çevik Atmaca’ nın kendini keşfediş öyküsü…
Roman boyunca akıp giden bitmeyen bir yolculukla -çocukluktan yetişkinliğe- “büyüme” nin öyküsü anlatılıyor.
Çevik Atmaca diğer adıyla Ged, uzun bir yolculuktadır. Her gittiği yerde yeni deneyimler kazanarak gelişimini sürdürür. Korkularının üzerine gider ve onlardan kurtulmanın kaçmak değil onları yenmek olduğunu keşfeder. Yanılır düşer kalkar ama neticede direnişini sürdürür.
Adalardan kurulu Yerdeniz dünyasında her bölgede her büyü geçerli olmaz. Coğrafyaya göre büyü değişmektedir. Bu bize her ülkenin her insan topluluğunun farklı iklimleri mevsimleri olduğunu, farklılıkların dünyayı zenginleştirdiğini düşündürebilir.
Yine, isimler çok değerlidir ve sadece güvenilir kişiler onu bilebilir. Bir canlının gerçek ismini bilirseniz onu yenebilirsiniz, gücünü kontrol edebilirsiniz. İsimler, insanın ilk etiketidir az çok kimliği hakkında bir izlenim oluşturur. İsim metaforuyla ismin her insanın hayatındaki yeri ve tesirini düşündürür.
Verdiği mesajlarla belli bir dönemin eseri olmadığını her yaştan insana hitap ettiğini söyleyebilirim. Yalnız, konunun çok tanıdık olması bende serinin devamını okuma arzusu uyandırmadı.
Yerdeniz BüyücüsüUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20249,5bin okunma
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Edebiyat tarihimize “ Resimli Türk Edebiyatı Tarihi” gibi önemli bir eserle hizmet etmiş Nihat Sami Banarlı” nın gazete ve dergilerde yayımlanmış makalelerinin derlenmesi…
Özellikle milli kimlik ve kültürel değerlerin korunması gerektiği üzerinde önemle duran yazar, dünya edebiyatından örnekler vererek zengin bir kültürel birikimle okuyucusunun ufkunu genişletiyor.
Elbette istifade edilecek pek çok görüş ve değerlendirmelerin bulunduğu bu yazılarda, bugün için eskidiğini düşündüğüm fikirler de mevcut.
Banarlı, Divan şiirine ve Türk tarih ve kimliğine derin hayranlığı olan ve hemen tüm yazımında bunu ifade eden bir yazar.
Bu bakış açısıyla Divan şiirinin mutlaka gençlerce bilinmesi ve sevilmesi, aruz vezninin öğrenilmesi, edebiyat tarihinin liselere tekrar ders olarak getirilmesi gerektiğini düşünür. Şahsen bugün hiçbir kuvvet, Z kuşağına aruz veznini öğretemez. Diyelim olsa gençler edebiyatın e’ sini bile duymak istemez hale gelir. Divan şiiri ve aruz, bugün artık daha çok konuya ilgi duyanların akademik olarak ilgileneceği bir sahadır. Yine edebiyatı sevmeyen nesil, edebiyat tarihini hiç sevmez. Bu bakımdan liselerde edebiyat derslerinin daha çok edebiyatın ne olduğu ve işleviyle ilgilenmesi gerektiğini; temel hedefinin de edebiyatı sevdirmek, okuyan düşünen ve düşündüğünü usulünce açıklayabilen bir nesil yetiştirmek olduğunu -olması gerektiğini-düşünüyorum.
Banarlı’ ya kesinlikle katıldığım konu ise, “Bir milletin geçmiş sanat eserlerine hürmetkar olunması gerektiği” dir. Divan şiirini sevmesek de saygı duymalıyız.
Yazar, yine vezinsiz kafiyesiz serbest şiiri, şiir olarak kabul etmez. Buna da katılamıyorum edebiyatımızda serbest yazılan pek çok güzel şiir örneği vardır.
Katılmadığım görüşler olsa da sunduğu bilgi ve kıyaslamalarla altını çizdiğim cümleleriyle
notlar