Puan vermedi·196 syf.·
2026 42. kitabı
Yaşar Kemal'in "Zülfü büyük kapıdan bu romanıyla girmiştir" övgüsüyle dikkatimi çeken, Zülfü Livaneli'nin gayet sade ve akıcı bir dille kaleme aldığı etkileyici bir eserdir. Anlatılan hikayenin, başlangıçta ütopya olarak görünse de sayfalar ilerledikçe distopyaya dönüştüğünü görüyoruz. Tüm kitap boyunca ülke siyasetimize göndermelerde bulunduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yazarın "son sığınak, son insani köşe" olarak tanımladığı bu adaya diktatör bir başkanın gelip yerleşmesi ve ada yönetimini eline almasıyla, bir zamanlar herkesin huzur içinde ve mutlu bir şekilde yaşadığı bu adanın nasıl bir cehenneme dönüştüğüne şahit oluyoruz. Okumayı düşünen herkese şimdiden iyi okumalar dilerim.
İnceleme
Son AdaZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201362,1bin okunma
95 Tez Endüljans
3/10
·84 syf.··
2026 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 13:40
Merhabalar, bugün sizlerle beraber 95 tezi inceleyeceğiz. Ama önce yazarı olan Martin Luther'i ele alalım. 1483'te orta hâlli bir ailenin çocuğu olarak doğan Martin Luther; besteci, ilahiyatçı ve keşiş olarak hayatını sürdürmüştür. Yaptığı reform hareketleri ve yayımladığı 95 tez ile dünya tarihinde damga vurmuş isimlerin arasında kendisine hak kazandı. Yaşamı boyunca Papa'nın samimiyetsizlikle yaptığı endüljansı eleştirmiş ve her daim mücadele etmiştir. Bu metinde gerisine pek de değinmeye gerek yok. Zira bir zamanlar Papa'nın insanları nasıl kandırdığı apaçık ortada. O hâlde biz metini inceleyelim. Kitapta çoğu Papa'nın günahları bağışlamasının, özellikle para karşılığı ve samimi olmadan yapılan çıkar ilişkisinin, aşağılandığı barizdir. Ancak Papa'yı tamamen reddetmek değil onun yetkilerini kısıtlamayı seçer. Fakat kendi metininde bir o kadar çelişkili olduğu aşikârdır. Mesela ilk 10 tezde 6-8.p tezler arasına baktığınızda Papa'nın aracılığıyla Kutsal Ruh'un insanlara lütuf verdiğini söylerken, 30-35 tezler arasına baktığınızda Papa'nın insanları Tanrı'ya yaklaşırdığını söyleyenlerden kaçınılması gerektiğini ifade etmiştir. Bir yandan endüljansı reddederken öteki taraftan da Papa'nın lütuflarının her yere yayılmasını istiyor. Papa'nın insanları affetme konusunda samimi ve istekli olmasını isteyip son 5 tez de "lütuft"tan ve müjdeden kaçınılıp cehennem ve günahla insanları Tanrı'ya yaklaştırılması gerektiğini söyler. Bu kadar çelişkili ve üç maymuna oynayan bu metne verebileceğim puan ancak 3 olur. Bu metinden kalite beklemiştim ve açıkçası hayal kırıklığına uğradım. Martin Luther de Papa'dan farksız değilmiş o kadar. Aynı şeyin laciverti Neyse, Tanrıya emanet olun, ilimden başka kerametiniz olmasın.
Doksan Beş TezMartin Luther · İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,368 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·336 syf.·
2026 122. kitabı
Spoiler içerir! Saramago'nun okuduğum ilk kitabıydı ve okumaya başlar başlamaz dikkatimi ilk çeken yazarın kaleminin ne kadar kuvvetli olduğuydu. Üslubu, betimlemeleri, duyguları aktarış biçimi, zihninizde yeni kapılar açma becerisi gerçekten çok etkileyiciydi. Kendinizi kitabın içinde bulmanızı, o anı yaşamanızı ustalıkla beceriyor. Kitabın akıcılığı muazzamdı, okumaya başladığımda hiç elimden bırakmadan yarısını geçmiştim bile. Kitabın konusuna gelecek olursak; hiç bir rahatsızlığı olmamasına rağmen aniden kör olan bir adam ve bu körlüğün bulaşıcı bir şekilde önce bu adamın etrafındakilere daha sonra tüm şehre yayılmasını anlatıyor. Şehir diyorum ama ilginç bir durum var o da bu olayların hangi ülkede veya şehirde geçtiği belli değil hatta kitapta ki hiç bir karakterin ismi yok. Karakterleri ilk kör, doktor, doktorun karısı gibi tanımlamalarla size tanıtıyor. Konumuza dönecek olursak, yaşadığımız şehirdeki tüm insanların aniden kör olduğunu düşünürsek ortaya nasıl bir kaos ortamının çıkacağını hepimiz az çok tahmin edebiliyoruz. Bu kaos ortamında insan, insan olarak kalabilir mi acaba diye sormadan edemiyorsunuz. Bu zorlu hayat içerisinde görme yetisini kaybetmiş insanların birbirlerine yardımcı olup, en azından hayatı biraz kolaylaştırmalarını, bu yeni durumla birlikte mücadele etmelerini bekleyebilirsiniz fakat tam aksine insanlar öylesine kendilerini kaybediyor ki dehşete kapılıyorsunuz. Gözleri görse de görmese de insanların ne kadar kötü olabileceğine birkez daha şahit oluyorsunuz. Tabiki tüm insanlık tarihi boyunca olduğu gibi, tüm bu kötülükler içerisinde kitapta da bir iyilik meleği ortaya çıkıyor ve insanlığa yardım elini uzatıyor. İlk kör olan insanları karantina altına aldıkları boş bir hastanede yaşanan olayları gördükçe aslında bugün yaşadığımız
İnceleme
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132bin okunma
Dağların, asiliğin, bir ağıtın şairi..
10/10
·184 syf.·
2026 116. kitabı
"Seni, baharmışın gibi düşünüyorum, Seni, Diyarbekir gibi..." Diyarbakırlı olan şair, Doğu Anadolu coğrafyasının ve insanının kültürünü içine sindirerek büyümüştür. İlk şiirleri 1948- 1951 yıllarında yayımlanmış, öğrenim gördüğü gençlik yıllarında tutuklanmıştır. "Bu zindan, bu kırgın, bu can pazarı, Macera değil. Yaşamak, sade "yaşamak". Hasretinden Prangalar Eskittim kitabıyla yüreğinize dokunuyor Ahmed Arif. Okudukça şiirlerinin kalitesini anlıyorsunuz, laf kalabalığına ve saçma duygusallıklara yer yok. Bu kitap kaç kere okusanız da size her defasında farklı farklı duygular hissettiricek. Yüz yıl sonra da okunsa, değerinden hiçbir şey kaybetmeyecek. 'Cehennem yürekli bir yiğit' selam olsun sana...
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif · Metis Yayınları · 201748bin okunma
dinle, küçük adam
Puan vermedi·128 syf.··
2026 25. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:57
Stoner “büyük adamdı…” Direk insana saldıran yazarları seviyorum. Yazarımız ikiye bölüyor insanı. Bir yarısı kendi cehennemini kendi yaratıyor. Diğer yarısı cenneti bu dünyada yaşamak istiyor. Böyle bir güç hem kendinin yok edicisi, hem de varoluşsal mücadelenin şampiyonu iki insan nasıl olabilir? Dinlemiyor “küçük adam” ve kendi için neyin doğru olduğunu anlamıyor. Cehaletin ve anlayışsızlığın girdabında kendi sonunu yaratıyor. Belki de cennet ve cehennem içimizde yarattığımız insanın iki yarısıdır.
Dinle, Küçük AdamWilhelm Reich · Cem Yayınevi · 202115,4bin okunma
Çıkış Yok'tan Octavio Paz'a: Araftaki Paradoks
Puan vermedi
Sartre'ın çıkış yok adlı oyununun meşhur repliği: “L’enfer, c’est les autres.” “Cehennem başkalarıdır." İnsan, kendini çoğu zaman başkalarının gözünden tanımlar, <bazen bir özne olmaktan çıkıp bir nesneye dönüşür> başkasının yargısı, beklentisi ve bakışı, benliğin etrafına görünmez duvarlar örer. Bu yüzden ilişki, yalnızca bir temas değil, aynı zamanda bir sınır deneyimidir ki kişiyi bazen sıkıştırır ve bu sosyal ilişki bazen özgürlüğü daraltan bir “cehennem” gibi hissedilir. Öyledir. Belki de mesele “başkası” değil, başkasının bizi nasıl gördüğüdür. Çünkü aynı bakış, hem kurucu hem yıkıcı olabilir. Bu noktada paradoks kaçınılmazdır: Cehennem başkalarıysa, cennet de başkalarıdır. Hayat, başkalarıyla kurduğumuz ilişkilerin içinde şekillenir; iyi ya da kötü diye adlandırdığımız her şey, bu temasın içinden doğar. İnsan, ilişkilerden bağımsız bir varlık değildir; onlarla birlikte biçim alır. Octavio Paz ise "ben'i" bambaşka bir yerden okur, bir şiirinde: Biziz ötekiler, ben kendimden başka biriyim, davranışlarım bana daha çok benziyor başkaları gibi davranırken, kendim olmak için başka biri olmalıyım, bırak kendini, başkalarında ara kimliğini, başkaları da yok eğer ben yoksam, başkalarıdır veren bana varlığımı, ben kendim değilim, ben diye bir şey yok, hep biz varız, yaşam başka biridir, cennet başka biridir, senin ve benim ötemde.
İnceleme
Gizli OturumJean-Paul Sartre · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1950584 okunma