Puan vermedi·128 syf.··
2026 34. kitabı
Öyle olay örgüsü beklemeden gelecek üzerine yaratılmış dünyaya odaklanacağınız bir okuma. Değişik bir konu, alaycı bir anlatım ve distopik bir geleceğim kurgusundan bahsediyorum. Japonların ilginç edebiyatına buyrun bir örnek daha. Tek farkı bu pek karanlık hissettirmedi. Güneşli keyifli bir günde okumuş olmamın bu düşüncemde payı olduğunu düşünmekteyim. Biraz anlatayım karanlık mı değil mi siz karar verin. 100 yaşını geçmiş ve ölemeyen bir nesile ait olan büyük büyük dede Yoşiro ve torunun oğlu Mumei. Çocuğun adının anlamı “adsız”. Bu ikilinin hayatının bir kesimine dahil oluyoruz. Mumei’nin annesi doğumda ölüyor; babası da kaçıp yok oluyor. Geriye hastanede tek bir kişi kalıyor: Yoşiro. İlerleyen sayfalarda zaten görüyoruz ki annesiz babasız tek başlarına kalmış çocuklar çok normal. Çünkü çevrelerindeki çocukların çoğu bu durumda. Anne ve baba kelimeleri ülkede pek kullanılmıyor. Japonya bu sıralarda dış dünyaya kendini kapatmış. Meyvelerin ithalatı kesildiği için halk şikayette; farklı şehirlerde üretilen mandalinaları da şehir kendi içinde tüketme politikası izlemekte. Ülkede garip garip günler kutlanıyor. “Ha Gayret Yaşlılar Günü” veya “Çocuklardan Özür Dileme Günü” özel günlerden iki örnek. Elektrikli eşyalar deseniz hayattan uzaklaştırılıyor. Önce elektrikli süpürge sonra da çamaşır makineleri. Hatta cep telefonları da. Nobel ödülü alacağı düşünülen yazarlara da bahis oynanıyor. Hayret edeceğiniz geleceğin şekillerinden daha neler var neler. Toparlarsak, kimi zaman mizaha kaçan eleştirel dili ile kitabın yazarı Yoko Tawada’nın aynı zamanda dile gösterdiği hassasiyeti ve minik oyunlarını okumak baya keyifli. Okurken kendinizi kitapta yer edinen her bir cümlenin varoluş nedenini irdelerken buluyorsunuz. İlk sayfalarda ne okuyorum derken ortalara doğru kitabın
Tokyo'nun Son ÇocuklarıYoko Tawada · Siren Yayınları · 20201,012 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 60. kitabı
ALEX HOWARD-HAYALET KEDİ . . . Yazarın daha önce #kütüphanedekikedi kitabını okumuştum şimdi ise sizlere #hayaletkedi yorumu ile geldim. Kitabımızın kahramanı Grimalkin ile sessiz sakin bir yolculuğa çıkıyoruz. 1902 yılında başlayan hikayemizin tam 120 yıllık bir geçmişi var bu kedi bu kadar uzun yıldır çok şey görüp yaşamış, bazen anladığını sanmış, bazense hiçbir şey anlamamış.... Ama tek bir şeyi kesin kalmış o da yaşamış olduğu duyguları.... Hep anlamaya çalıştı insanları, davranışlarını, onların yaşadıkları hayatı ve geçmişe baktığında hiçbir şeyi asla unutmadı, unutamadı karmakarışık duyguların içerisinde debelende durdu yıllarca... Hayat yordu ,insanlar yordu,duygu karışıklığı yordu ama onu iyilik ve kötülüğün kol gezdiği bu dünyada iyiliğin değişmez o oluşu birazcık güçlendirdi. Kedilerin 9 canlı olduğu söylenir her zaman fakat bu hikayede dokuz canın yaşaması için hayalet olarak geri gönderiliyor. Bu hikayede Girmalkin'in tarihi sayfalarını peş peşe çevirmek, yaşananları bir kedinin gözünden değil de zamanla insanların değişimini okumak çok keyifliydi. Akılları şu soru geliyor yaşanan çağ değiştikçe İnsanların bu denli hızlı değişimi normal mi? O yüzden bir kedinin gözünden hikayeyi okuyor olsanız da insanlara evrilen bir yanıda mevcut,siz de bence bu hikayeyi tatlı bir kedinin gözünden okuyunca çok seveceksiniz
Hayalet KediAlex Howard · The Kitap Yayınları · 202692 okunma
Reklam
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 08:29
Birçok Amin Maalouf kitabı okudum. Bu kitaplar, Orta Çağ'da, Akdeniz havzasında bir karakteri yola çıkarıyor ve çok çeşitli maceralar yaşatıyordu. Bu maceralar sırasında hem dönemin bazı önemli tarihi olaylarına tanık oluyor hem de bölge coğrafyasına dair gözlemlerini tanık oluyorduk. Tarihe ilgili bir Coğrafya öğretmeni olarak ben de bu kitapları hep keyifle okudum. Bu temada yazılan Amin Maalouf kitapları bitince benzer kitapları aramaya koyuldum ve karşıma çıkan kitaplardan birisi de Tarık Ali'nin Palermo'da Bir Sultan kitabı oldu. Ben Tarık Ali'yi daha önce tanımıyordum. Kitabı okumadan önce yazar hakkında yaptığım araştırmalarda Pakistanlı bir entelektüel ve yazar olduğunu ve Sosyalist fikirleri benimsediğini okudum. Soğuk savaş sonrası dönemde İslam dünyası ve Batı arasında düşmanlık artarken, Batı medyasında ve toplumda, Müslümanlara karşı "medeniyetsizlik" ve "kültürsüzlük" gibi yakıştırmalar gören Tarık Ali, kendisi bir Ateist olmasına rağmen İslam medeniyetinin kaynaklarına inmeye ve bu kültürün ne denli eski ve köklü olduğunu kanıtlamaya kendini adamıştır. Bu amaçla "İslam Beşlisi" adı verilen beş ayrı kitap yazmıştır. Bu kitap o beş kitaptan bir tanesidir. Gelgelelim kitabın kendisine, eser ünlü Müslüman Arap Coğrafyacı Muhammed İdrisi'yi konu almaktadır. İdrisi, Sicilya'lı bir Müslümandır. Onun yaşadığı dönemde Sicilya'da Arap egemenliği Normanlar tarafından sone erdirilmiş fakat adada hala ciddi bir Arap Müslüman nüfusu mevcuttur. Sicilya Kralı 2. Roger namıdiğer Rucari'nin hizmetinde Palermo sarayında yaşayan İdrisi, bir yandan kralın istediği atlası hazırlarken bir yandan adada her geçen gün artan Hıristiyan-Müslüman gerilimine tanık olmaktadır. Kitap boyunca Sicilya'da olan olaylara tanık oluyor ve Müslüman toplumunun Sicilya'dan nasıl
Palermo'da Bir SultanTarık Ali · Agora Kitaplığı · 200915 okunma
Ve Sonunda İkisi de Ölür
Puan vermedi·336 syf.··
2026 20. kitabı
Kitabın konusu ilginçti.İnsanlar ölmeden 24 saat önce uyarı telefonu alıyorlar.Bu sayede ölüme kendilerini hazırlıyorlar.18 yaşlarında iki gencin hikâyesi.İkisi de bu uyarı telefonunu almış son arkadaş uygulaması ile birbirlerini buldular.Kitap sonlara doğru başka birşeye evrildi ve ben rahatsız oldum.Dinimize ters belki ben çok kuralcıyım,belki bu konuda yobaz bile olabilirim ama midem bulandı.İki erkeğin birbirine aşık olması öğk bana normal gelmiyor.Bunu güzel bir şey gibi gösterip normalleştirmek o çağ çocukları yoldan çıkarabilecek tehlikeli mayınlar bence.Keşke okumasaydım.Benim huyum da başladığım şeyi mutlaka bitirmek yoksa huzursuz oluyorum.
Duygu ve Düşünce
Ve Sonunda İkisi de ÖlürAdam Silvera · Pegasus Yayınları · 20194,073 okunma
4/10
·448 syf.··
2017 50. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Ekim 2017 00:00
Hayatımda okuduğum en vasat kitaplardan biri oldu. Bir kitap yarıda bırakılır mı? Aslında evet, normal şartlarda bırakılabilir ama Dan Brown’un kurgusunu gerçekten merak etmiştim. Kitabın dili fazlasıyla sade, o yüzden çabuk ilerliyorsunuz ve çok fazla düşünmüyorsunuz. (Abuk sabuk şifreleri de kendiniz çözüyorsunuz zaten; yok Tankado’nun kendisine e-posta atması, yok asal sayılar vs. dahi olmaya gerek yok bütün bunlar için.) Fakat kitap size hiçbir şey katmıyor maalesef. Bir iki yerde belki "Acaba şimdi ne olacak?" diyorsunuz ama zaten baştan beri eminsiniz David’in ölmeyeceğine. E zira "balmumuyla alakalı", Susan’a hitaben şifresinin açıklanması olmak durumunda kitabın sonunda. O yüzden katilden gelen "David öldü." mesajına da derin bir "Hadi len!" çekiyorsunuz. TRANSLTR denen alete de gıcık oldum. İsmini duymaktan tiksindim; her satırda koca harflerle, ha bire "Çekin fişini, sallayın!" deyip durdum. Ve buradan katile de seslenmek istiyorum: Yedi sekiz el ateş ettin David’e yakın mesafeden, vuramadın. Bu mu profesyonelliğin? Taktığın özel gözlük kör etti sanırım seni. Katil uşak olsa kepçeyle öldürmüştü şimdiye... Dan Brown
Edebiyat
Dijital Kale (Cep Boy)Dan Brown · Altın Kitaplar · 201722,7bin okunma
9/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2026 110. kitabı
Herkese Merhaba Bugün sizlere Erdi Erden kaleminden Garip Galip kitabının yorumu ile geldim Mayıs ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 140 sayfalık bir kitap •Hikâye, Doğu Anadolu’nun küçük bir kasabasına kütüphane memuru olarak atanan Galip’in etrafında şekilleniyor. Galip, hayata adeta yenik başlamış bir karakter; doğarken annesini, ilkokul çağında ise babasını kaybetmiş, dede ve ninesiyle büyümüş. •Toplumun o çok sevdiği normal kalıpların tamamen dışında biri o. Sosyallik sıfır, hijyen hak getire. Cevabını veremediği ya da geçiştirmek istediği her soruya o meşhur Hadi ya! tepkisini veriyor. Onun bu dağınık, hırpani ve pis hâli, aslında dış dünyaya karşı ördüğü görünmez bir zırh gibi. •Zamanla TCDD misafirhanesinde kalırken tanıştığı sağlık memuru Salim, ardından Cem ve en son Başak hayatına dahil oluyor. Galip, dağınıklığı ve tuhaflıklarıyla çevresindekileri canından bezdirse de, kütüphaneden kitap almaya gelen bir kızın hayaliyle kendi içinde bambaşka bir evren kuruyor. •Galip için kendi kendine konuşmak bir alışkanlık değil, tam bir mecburiyet. Kendi zihninin gürültüsünden kafası şişiyor ve yaşadığı o amansız baş ağrıları tam da bu içsel kalabalıktan besleniyor. Hayatta en nefret ettiği şey birisiyle göz göze gelmek. Çünkü o an ya korkuyor ya da içinden amansız bir gülme isteği yükseliyor. •Galip, pazartesileri yeni bir şeye başlayamayanların o sıradan pazar ertesi dünyasını gizli gizli seviyor. İlkliklerine kadar pazar gününe bulanmış, onunla yoğrulmuş. Çocukken babasının sözünü tutmayıp onu götürmediği o lunaparkın dönme dolaplarında takılı kalmış hayatı. Zihni hep o kırgın pazar gününde asılı, bir türlü pazartesiye, yani hayatın akan gerçeğine geçemiyor. •Aklının sofralarında gizli gizli yediği peynir ekmekler, cuma kapanışları, pazar banyoları olmasa sanki
Garip GalipErdi Erden · Parlayan Kitap · 20266 okunma
Reklam
Reklam