9/10
·325 syf.··
2026 11. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 23:34
Bilmemek belki de en büyük mutluluktur… Bilmek, öğrenmek, bilmediğini bilmek, bildiğini unutmak, unutacağını bilmek…. Bir insanın bunları yaşaması kalbimi kırdı…
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,9bin okunma
Kitaplığımda içinde Erasmus geçen bir kitap olsa mı?
6/10
·167 syf.··
2026 6. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 15:08
Olsun çünkü Erasmus’a gideceğim kesinleştiğinde ya da döndüğümde birinin bana bu kitabı hediye etmesini yeterince bekledim ve kendime hediye ettim. Yine de kitapla ilgili ne düşünmem gerektiğini ne okurken ne de bitirdiğimde anlayabildim. Deneme türünde olan kitapta Erasmus, kitabı arkadaşı Thomas More’a ithaf etmiş. Kitap boyunca tahmin edemeyeceğim kadar edebi atıflar, mitolojik bilgiler, dönemin iğnelemeleri olmasını geçtim bazı yerlerde hiç zihnimde canlandıramayacağım bağlantılar vardı. Temel olarak (anladığım kadarıyla, çünkü daha lisans 4. sınıf öğrencisiyim ve bu türde okuduğum muhtemelen ilk kitabım ve bu benim alanım değil) kitapta bilgeliğin hayatın tadını almamızı engellediği, sık sık vurgulandığı üzere mor cübbeli filozofların bilgiç konuşmasının ve din adamlarının hiçbir şey anlamadıkları hâlde vahiylerle süslü vaazlar vermesinin insanları mutlu bir şekilde yaşamaktan alıkoyduğu anlatılıyor. Düşününce bilgi gerçekten de mutluluk getirmiyor, hatta 18. yüzyılda kazandırılan Thomas Gray’e ait “Cehalet mutluluktur.” sözü de bunun kanıtı. Kitabın 16. yy.da yazıldığını düşünürsek yüzyıllardır değişmeyen hatta günümüzde örneklerini gözümde canlandırabildiğim bir durum bu. Erasmus’un anlatımında o günün örnekleri verilmiş olsa da bunlar günümüzde hâlâ var ve sosyal medyada görüyoruz da. İnsanlar bir şey anlamıyor ama körü körüne din yayıcıların peşinde sürü hâlindeler. Belli yerlere gelmiş eğitimciler yalnızca kendi alanlarıyla ilgilenip insanlık için bir fayda sağlamıyorlar. Oysa deliler -ya da deli dediklerimiz- tüm bunların içinde cahillikleriyle mutluluk içinde. İlk aklıma gelen ne börtü böcek vardır da zararlıdır demeden kaygısızca toprakla çamurla oynamaları. Bugünle bağdaştırdığım yanlarının yanında eski dönemlere ait kitaplarda en hoşlanmadığım
Deliliğe ÖvgüDesiderius Erasmus · Can Yayınları · 202315,2bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·325 syf.··
2026 1. kitabı
Zeka mutluluk kolerasyonunu kurcalayan kitap.. Cehalet mutluluktur demiyor ama insan kendini Charlie'nin yerine koyunca eski yasamına donmesini istemiyor da degil bence. Basındaki anlatım zenginligi sonunda da olsaydı etkisinden cıkmak cok daha uzun surebilirdi.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,9bin okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2026 6. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 16:42
''Unutma yetisini kaybetmenin siyah bir mermerden yapılmış kaskatı bir levha haline getirdiği hayatım bundan otuz küsür yıl önce altüst oldu..'' bu cümleyle başlıyor yazar kitaba.. Unutmak insana verilmiş bir ceza mıdır? Yoksa ödül mü? Aslında bu kitabın konusunu tek bir cümlede özetlemek istesem bu cümle kesinlikle ''Cehalet Mutluluktur..'' olurdu. Annesinin uyurgezerken anlattığı şeyleri ısrarla öğrenmeye çalıştığı ikinci uyurgezer gecesinde Şehnaz'ı karşıma alıp bağırmak istedim kurcalama daha fazla diye. Ama bir yandan da kendimi kapılara çıkan meraklı komşuları gibi hissettim. Acaba dedim ne yaşadı Ayhan Hoca'da dışardan bu kadar düzgün, tek düze görünen ama içinde çığlık çığlığa bağıran bir kadına dönüştü... 3 kuşak kadının dramını da anlatıyor aslında. Esme'nin yaşamı farklı dram, her ne kadar kabul etmese de yaşadıklarını Hatiiiiice Şehbal Targut Hanım'ın (kitabı okuyanlar Hatice isminin ''i'' lerini neden uzattığımı anlayacaktır)yaşadıkları ve kitabın sonlarına doğru Ayhan Hanım'ın annesinin geçmişi ile ilgili ekstra anlattıkları çok üzücü olaylar. Şehnaz konusunda açıkçası Şehnaz'a çok üzüldüğümü söylemem çok doğru olmaz. Burda daha çok Eyşan'a üzüldüğümü söyleyebilirim. Narsist bi adam ile bir türlü ondan kopamayan ve bunu aşk zanneden, kariyer bakımından kendini geliştirse de karakter bakımından geliştirememiş bir kadının arasında güçlü kalmak zorunda olan bir kadın Eyşan... Sadede gelmek gerekirse ben kitabı beğendim hatta biraz zaman geçtikten sonra tekrar okumak isteyeceklerimin arasına dahil ettim diyebilirim... Herkese keyifli okumalar... Annemin Uyurgezer Geceleri Ayfer Tunç
Alıntı
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,2bin okunma
9/10
·517 syf.··
2026 15. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 22:17
Martin Eden, bir insanın alt sınıftan üst sınıfa yükselme sürecini oldukça ustalıkla anlatır. Martin Eden’ın bu merdivenleri adım adım çıkışı uzun ve zorluyken, zirveye ulaşmasının oldukça kısa sürmesi dikkat çekicidir. Bu noktada yazarın, başarı anını biraz daha detaylandırmasını isterdim. Kitap bize, insanın isterse kendini geliştirip büyük hedeflere ulaşabileceğini gösterir. Nitekim Jack London’ın kendi hayatı da Martin Eden karakteriyle benzerlik taşır; yani yarı otobiyografik bir romandır. Bununla birlikte eser, toplumdaki sınıf ayrımını da açıkça ortaya koyar. Günümüzde de olduğu gibi insanlar çoğunlukla kendi sosyal statülerine yakın kişilerle ilişki kurar. Toplum, bireylere çoğu zaman karakterlerine göre değil, sahip oldukları konum ve statüye göre değer verir. Ayrıca kitap, bilgi ve entelektüel gelişimin her zaman mutluluk getirmediğini de gösterir. Aksine, insanı yalnızlaştırabilir ve toplumdan uzaklaştırabilir. Bu durum bana Thomas Gray’in “Cehalet mutluluktur.” sözünü hatırlattı. Benzer şekilde Chuck Palahniuk’un şu sözü de bu düşünceyi destekler: “Bütün bunları öğrendim ve artık geri dönüşü yok. Cahillik bir zamanlar sonsuz mutluluktu.”
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,2bin okunma
Puan vermedi·325 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2026 10:56
Taze taze yazayım dedim Algernon'u. "Cehalet Mutluluktur" kavramını ilk "House"dan öğrendiğimi itiraf edebilirim sanırım. Daha doğrusu farkındayım elbette ama konu hakkında düşünmeye başlamam herhalde dizinin o bölümüyle oldu, izleyenler hatırlar, sıradan bir kuryenin vakası adamın 178 IQ'lu bir fizikçi olduğu anlaşılınca farklılaşıyor, adamın beynindeki soruna müdahale edilince adamın hayatı da olumsuz yönde değişiyor. Evet bilginin huzurdan çok felaket getirdiği belki Oedipus'dan beri işlenmekte ama - hala-öğrenmeyi bir yaşam hedefi haline getirmeme rağmen bu konuda ilk kez o günlerde düşünmüştüm. Bilimkurgu'nun altın çağında yazılan bu kitap da diziden yaklaşık 50 yıl önce benzer bir konuyu işliyor. Düşük zekalı bir insanın ameliyatla dahi haline getirilmesini adamın penceresinden izliyoruz burada da. Bilim kurgu dedim ama, Hugo ve Nebula ödülleri almış olmasına rağmen Daniel Keyes'in bu romanının fazlasıyla psikolojik (ve felsefi) bir metin olduğunu söyleyebiliriz. Bir fırında çalışan zihinsel engelli birsinin (O eski IQ sınıflandırmasına göremoron diye geçiyor, günümüzde bunun yerine hafif zihinsel engelli kullanılıyor - ki bu sınıflandırmada ne kadar geçerli onu da düşündürüyor bir yerde kitap) daha zeki olmak için gönüllü olarak katıldığı bir deney kapsamında tuttuğu ilerleme raporlarını izliyoruz kitap boyunca. Bu raporlarda Charlie Gordon'un zekâsındaki değişimi fark etmekle kalmıyor, adeta onunla birlikte aynı hisleri yaşayarak dünyayı öğreniyoruz, Keyes ara sıra geçen deneyın detaylarına dair psikolojik metinlere rağmen oldukça başarılı bu konuda. Yani adı ilerleme raporları olsa da akıcılık ve etki kitabı hayli okunur kılıyor. Aslında bunun kitapta bir şekilde eski trajedyaların yolunu izlemesinin de büyük bir zevkle etkisi var. (Boşuna Oedipıs demedim
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,9bin okunma