"Ve kendilerine beyyine (açık, belirgin, net deliller, kanıtlar; Kur'ân) geldikten sonra bölünüp/ayrılıp ihtilaf (farklılık, zıtlık, kararsızlık, şüphe) edenler gibi olmayın. İşte onlar, evet onlar için büyük bir azab vardır." (Âl-i İmran 105)
Yani, aynı ortak inanç kaynağından beslendikleri ve aynı manevi hakikatler temeline dayandıkları halde “Yahudi” ve “Hristiyan” olarak bölünen ve bu kimlikler altında değişik mezheplere ayrılan Kitâb-ı Mukaddes’in takipçileri gibi olmayın!
Kitab-ı Mukaddes, tahrif edilmiş şekilleriyle Tevrat, Zebur ve İnciller yanında, bazı peygamberlere atfedilen kitaplar, Pavlus’ un kitap ve mektuplarından oluşmuş kitaplar bütününe verilen addır.
Lokmân 31:21’de ifade edildiği üzere [tefrika] ve ihtilaf bir ateştir ve içine düşenleri yakacaktır. İşte Kur’an bu felaketlerle karşılaşmamak için muhataplarını uyarmakta ve [tefrika] ile [ihtilaf]ı onların gündeminden çıkarmalarını istemektedir. Kur’an da hiç olmayan konular hakkında yine Kur’an ışığında fikir belirtmesi bağlamında farklı görüşler elbette ileri sürülebilir; ancak bunları dini metin gibi mutlak doğru haline getirerek insanlara dayatmaya çalışmak dünyada perişanlığı, mahşerde ise ağır bir azabı beraberinde getirecektir.
Geçmişte peygamberlerin getirdikleri kitaplara ve apaçık delillere rağmen insanlar, anlamsız ve faydasız tartışmalar yüzünden asıl görevlerini unutmuşlar ve kendilerine tevdi edilen emaneti koruyamamışlardır. İçine düştükleri ayrılık, toplumların bölünmesine ve parçalanmasına sebep olmuştur. Sonuçta insanlar hakkı ve adaleti ayakta tutamaz, zulme karşılık veremez, iyilikleri tavsiye edemez, kötülükleri engelleyemez duruma gelmişlerdir. Fakirler, mazlumlar ve âcizler ezilmiş, güçlülerin, zenginlerin ve zalimlerin haksızlıkları karşısında bir şey yapılamamıştır. Neticede