“İnsan kişiler arası yalnızlığı, yakın sosyal etkileşime olanak veren sosyal becerilerden ya da kişilik yapısından yoksun olması halinde yaşar. Kişinin içindeki yalnızlık ise benliği oluşturan parçaların birbirinden kopması halinde, örneğin insanın duygularını bir olayın anısından koparıp ayırdığı zaman olduğu gibi, ortaya çıkar. Bunun en aşırı ve dramatik biçimi olan bölünmüş kişilik, nispeten seyrek görülür (ama giderek daha yaygın bir biçimde tanınmaktadır); görüldüğü zaman da terapist, benim Marge'ın tedavisinde ("Terapide Tek Eşlilik") karşılaştığım gibi, hangi kişiliği benimseyeceğine ilişkin sersemletici bir çıkmazla karşı karşıya kalır.
Varoluşsal yalnızlığın gerçek bir çözümü olmamakla birlikte, terapistler sahte çözümlerin önüne geçmek durumundadır. Kişinin yalnızlıktan kurtulma çabaları diğer insanlarla ilişkilerini baltalayabilir. Pek çok dostluk ya da evlilik, insanların birbiriyle ilişki kurması ve birbirini sevmesi yerine, bir kişinin bir diğerini yalnızlığa karşı bir kalkan olarak kullanması nedeniyle başarısızlığa uğramıştır.”
Hiçbir zaman doğru şeyi yapmayan benim gibi bir insan için hata yapmak hiç de şaşılacak bir şey değildi. İnsanlıktan kopmuş, toplum dışına sürülmüş, yalnız biriydim. Henüz önümde yaşayacağıma dair bir ümit göremediğim için nasıl öleceğim diye endişelenmeyi ertesi güne bırakmıştım.
Hor kullanılmış bir mutluluk, çoğunlukla en büyük yıkımlara yol açar.