Kırk yaşına girdikten sonra tasavvuf klasiklerinde dikkatimi mecburi olarak en çok çeken bölüm: Az Yemenin Fazileti, Çok Yemenin Rezileti. Elbette bu takvadan değil. Vücut sindiremiyor artık. Biz de yaşlandık kaygılarına girmektense böyle güzellikler arıyoruz.
Bu kitabı girişteki bu cümleyi kendime yakın hissettiğim için okudum. Kitap hoşuma gitti ama kapakta her ne kadar roman yazsa da daha çok bir günlük, hatıra hatta tam olarak bir anlatı. Bizde bunu en iyi yapan Abdülhak Şinasi Hisar'dır. Bundan sebep de o efsane kitap, Fahim Bey Ve Biz'in de roman olup olmadığı tartışılagelmistir.
Bir hikaye, yaşanmış ve kişisel olsa bile, bir kez dilden geçince, kelimelere bürününce artık bize ait olmaktan çıkar, o artık gerçeklik kadar kurmacanın da düzenine aittir.
Bir yazar için en tehlikeli durum yazdığı metinlerin sağlam eleştiriler almamasıdır. Çünkü bu durum iki şeye işaret eder: birincisi, yazdıklarının ciddiye alınmaması, ikincisi, yazarın nabza göre şerbet verip okuyucuyu gözetmesidir. Bu ikisi de yazar için ölümdür.
İbrâhim Kalın'a kitap imzalatan var mı acaba? Gece gece yazısını merak ettim de. Varsa dm ya da nerden mümkünse artık gönderebilir mi?
Bu merakı elbette Dücane Cündioğlu tetikledi.