Bitti.
Bir kitabı bitirmiş gibi değil de dostlar sofrasında yemek yemiş gibiyim şimdi. Ve uzun zamandır böylesi güzel bir yemek yememiştim. Hiç bu kadar güzel insanı aynı kitapta görmemiştim. Bazı güzellikler vardır anlatamazsın, hangi cümleyi kursan eksik, hangi benzetmeyi yapsan yetersiz kalır. Yalnız insanlar mı, çocukluğumdan bildiğim mekânlara da gittim: “Kastamonu’dayız. Kalenin yamaçlarında, Ali Emre’nin doğup büyüdüğü ahşap ev. Uzakta, Dönüp Bakınca, Şarki, Yangın, Afife, Tay Huylu Gelinler ve Lirik Kızlar Konağı gibi o unutulmaz şiirlerin kaynağı.”
Öyle bir “hız ve haz” çağında yaşıyoruz ki biraz durup nefes almaya, etrafımızdaki güzellikleri görmeye vaktimiz kalmıyor. Dur! diyor İbrahim Tenekeci, yürüyerek varacağın birçok yere koşar adım yetişemezsin. Cahit Zarifoğlu düşüyor aklıma, “Bir ömür boyu koşarsın, yetiştiğin sadece nasibindir.” Çok da acele etmemeli, lezzetini ala ala, dost meclislerinden geçerek, şiir gibi kitaplardan içerek ilerlemeli. Tam da öyle bir arayıştaydı ruhum. Hani derler ya, “İlaç gibi geldin,” İbrahim Tenekeci, Hak Sahipleri onun on iki yıl boyunca bir klasörde biriktirdiği yazılarından oluşuyor. Bir insanın hayatına on iki yılda ne kadar güzel insan sığabilirse o kadar sığmış. Nasıl güzel yaşanırsa on iki yıl, öyle güzel yaşanmış!
“... dünyanın en iyi tarafı, bir gün bitecek olmasıdır.”
Daha kapağı açar açmaz Ahmet Hamdi Tanpınar çıkıyor karşıma, “Günün birinde, kendimi, edebiyattan başka bir işe yaramaz buldum,” diyor Yaşar Nabi’ye yazdığı bir mektupta. İşe yaradığı konuda en iyisi olduğunu bilmeden… “Dün annemin mezarına gittim. Kar yağıyordu.” İki cümle ile yerle bir ediyor Ahmet Kekeç, annemiz bize kar yağsa dayanamazdı değil mi? Oysa annesizlik de bir kar, yitiren kim varsa ağustosun sıcağında dahi yağıyor üzerine. Koşsaydım yetişirdim, diyor
Hak Sahipleriİbrahim Tenekeci · Muhit Kitap · 0171 okunma