Kadının sabrı taşmıştı.
"Peki o zamana kadar ne yiyeceğiz?" diye sordu. Albayı, flanel gecelik entrarisinin yakasından kavramış şiddetle sarsıyordu.
Albayın bu ana ulaşması yetmiş beş yılını- dakika dakika, yaşamının yetmiş beş yılını- almıştı. Yanıtlarken yalın, açık ve yenilmez hissetti kendini:
"Elinin körünü."
Paris, Ocak 1957
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Pencereden kuş uçtu" cümlesini yazmak bana zor gelse de, "Pencereden kuş uçtu/Yandı yürek tutuştu" türküsünü kolaylıkla söyleyebilirim. Çünkü böylece şiire bulaşıyorum. Düzyazıda yazarın, müellifin, muharririn ne dediğini önce kendisinin bilmesi şarttır. Düzyazıyı ne dediğini bilen kişi yazmalı ama şiirde böyle bir şart yok. Şairler ne söylediklerini tamıtamına bilmezler. Bilseler belki onlar da ağızlarını açmazlardı. Şiir okuyanlar da kesin doğruları aradıkları için şiire bakmazlar.