Abdurrezzak çelik

Abdurrezzak çelik
@celik5686
Kendini geliştirmenin en iyi yolu okumak ve okuduklarından öğrendikleriyle yazmaya başlamak.
Şube müdürü
Master
Siirt
Siirt, 20 Şubat 1980
3 okur puanı
Şubat 2024 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
SOFALAR & SOFRALAR
Eskiden evlerimizin sofalarına kurulan o bereketli sofralar ne güzeldi. Bu sofralarda çeşit az olsa da tat ve bereket çok idi. Şimdilerde ise çeşit çok fakat tat yok. Sahi o sof(r)alara tadı veren ne idi? Yemekte kullanılan katı yağ mı? Yoksa şimdilerde kullandığımız ama o zamanlarda olmayan baharatlar mı? Yemeklere tadı veren neydi? Tadı alan dilimizdi oysa. Dili geçtikten sonra boğazdan geçip mideye inen tüm yemekler aynıydı. Demek ki tadı veren dil ise tatlı dilli olmak yemeklere de geçen bir şeydi. Yani maharet yemeklerde değil, sofrada olanlar ve olanların dil(ler)indeydi. Yemek çeşitliliğinde değil, sofradaki kişilerin çeşitliliğindeydi. Sofradaki anne, baba, kardeş, çocuk, amca, hala, dayı, teyzelerin varlığı tat kaynağı idi. Şimdilerde bu sofraların yerini, çeşidin bol olduğu ama etrafının boş olduğu bir dil hali aldı. Tabi bu boşluk da sosyal medya paylaşımları ile doldurulmaya çalışılmaya başlandı. Oysa aranılan tada ulaşma yolu bu değildi; bu olsa idi yemekten sonra sodalara, mide koruyucularına, kolestrol ve obezite ilaçlarına sığınılmazdı. Velhasıl kelam sofralara tadı veren kaynaklar sofralarımızdan eksildi. Eksik kaynakları tamamlayalım ve o aradığımız lezzeti yakalayalım. Lezzet kaynağı olan dildeki marifeti ortaya çıkaralım. Hadi bugünden itibaren o istenilen sofralarda bir araya gelip zaman makinesinde yolculuğa başlayalım. Anılarda kalacak güzel anların sofra dil'ini paylaşalım. Sofra tadında bir hayat umuduyla…
Duygu ve Düşünce
Reklam
Sevmek, sevilmek.
Seni seviyorum: Herkesin hayatında kullandığı, mutluluğu temsil eden cümle nedir deseler ne cevap verirdiniz? Sevmek nedir? Kimi nasıl seviyoruz? Bir anneyi, babayı sevmenin, bir çocuğu, bir kardeşi sevmenin, eşi veya sevgiliyi sevmenin göstergesi nasıl olmalı? Hayatımızın genelinde olan bu bireyleri seviyoruz ama en çok kimi seviyoruz? Bunlar arasında hangi sevme ölçütü ile nasıl bir eleme yapabiliriz? Peki bu sevgiyi göstermek için düzenlenen belirli bir günde yapılan kutlama ve hediyeleşmeler sevginin miktarını/derecesini ortaya koyabilir mi? Ya da insanın vazgeçilmezi olan bir birey için belirli günlerde yapılan bir kutlama, sevgi yoğunluğunu artırır mı?.. Oysa bu günler, sevginin ölçütü değil, sevilenin hatırlanıp ona sevildiğinin gösterildiği günlerdir. Bu anlar unutulsa dahi sevgi eksilmez veya hatırlansa sevgi çoğalmaz çünkü sevgi kalp ve beynin ortaklaşa kabul ettiği bir histir. Sevgi güneş gibidir. Nasıl güneş çıktığı zaman herkesi eşit ısıtır ve bu ısı diğerinin ısısından bir şey eksiltmez ise sevgi de öyledir. Yani birini sevmek, diğerinin sevme duygusundan azade bir his değildir. Kime kalbinde yer verirsen onu seviyorsun demektir. Sevmekten çekinmeyelim ve seni seviyorum kelimesini her zaman her sevilene söyleyelim. Sevginin egemen olduğu bir coğrafyada yaşamak dileğiyle: Seni seviyorum.
Duygu ve Düşünce
Değer
Bir insana değer vermek nasıl olmalı? Ailede, arkadaş veya iş çevrenizde karşıdakinin değerli olduğunu nasıl anlatırsınız ona? Bazen tatlı bir tebessümle, bazen elinizdekini paylaşmakla, bazen kendinizden feda ederek mi? Değer biçmek değildir bu aslında, o kişinin sizin için değerli olduğunu gösterme biçimidir.
Hayata Dair
nefes
Sevgi bir güne sığar mı hiç. Sevgiliye bir gün yeter mi? İnsan hiç nefesiz duramaz ki tek günde tüm nefesini alsın.
Felsefe-Düşünce
Sevgiliye bakış
Sence gecede o kadar yıldız varken Gene ay dikkat çekmez mi Gizlenemez
İnsan ve Duygular
Reklam