İnsan; kendisini ilgilendirmeyen tek şeye yani geleceğe kafayı takarak şimdiyi kaybeder ve yıllar geçip sarı yapraklar gibi uçuştuğunda bu kez yine şimdiyi yaşamak yerine geçmişi düşünüp kendinden kaçar, çünkü şimdi denen zaman dilimi sadece cennette ikram edilecektir. Cennet; sonsuzluk içinde-ki en sonsuz şimdidir. Şeytan; kıllı parmakları ve uzun kirli tırnaklarıyla Hz. Adem'e bir adım sonrasını, geleceği göste-rerek kandırdı. Artık hepimiz kaybettiğimiz şimdiyi arıyoruz, şeytan arkamızdan gülerken...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Acımak dediğimiz şey bir lütufkârlık barındırıyor içinde bir yukarıdan bakış bir kibir ben daha yukarı bir konumdayım ve daha aşağıda olan Sana acıyorum.
Halbuki merhamet böyle bir şey değil merhamet ötekiyle beraber acı çekmektir bir empati duygusunun içinde barındırır ötekini anlayabilmek ötekinin çarıkları içine girip o çarıklar içinde Kızılderililerin ifadesiyle millerce yürüyebilmeyi gerektirir.
Ama empati duygusunu aşan Bir şeydir merhamet çünkü merhamette aksiyonellik vardır.
Zulmetin Karanlığa karşı aydınlığın iki tecellisiydi onlar. kitaba göre Nar dokunuşuyla Nur'u ortaya çıkaran bir nimetti Nitekim Nur'a Giden Yol Nâr dan geçtiği için nefsinin ateşini göremeyen kul ruhundaki Nura ulaşamazdı
Ümmet bir toplum Sözleşmesi'nin ürünü değildir. Ümmet, o ümmeti oluşturan her bir kimsede, her bir kişinin ferdi çıkarlarını Aşan ve hatta ne kadar geniş olursa olsun grubun menfaatlerini de geride bırakan bir gayenin var olduğuna olan kesin kanaate dayalı bir iman toplumdur. Bu ümmet tarihinin ve tasavvurunun bütünlüğü ile insanları kapsar. İslam toplumu (ümmet) bu evrenselliğin taşıyıcısıdır, çünkü üyelerinin her biri (her türlü ırk, yurt veya tarihi geçmiş farkını aşıp), Allah'ın yüceliğini olan aynı iman ile bütünleşerek bütün diğer üyelerle yekvücut olur.