melike çelik

melike çelik
@celikkmelikee
13 okur puanı
Temmuz 2024 tarihinde katıldı
Puan vermedi·144 syf.··
2024 7. kitabı
Binlerce kişinin okuduğu ve hatta yüzlerce kişinin epey yüksek puanlar verdiği, kitap fuarında bana sıkça sorulan bir kitabı yorumluyorum bugün, toplaşın. Yine çok acayip yerlere gittim... Sabah duşunu her gün Ganj Nehri'nde alan ve Ferrari'sini hiç düşünmeden satan bilgenin galericisi olduğu söylenen Özgür Bacaksız'ın bu "felsefe" kitabına konuk oluyoruz. Google'a Özgür Bacaksız hakkında bilgi almak için girdiğimizde görüyoruz ki yazar hakkında "Türkiye'ye felsefeyi sevdiren genç bir yazar Özgür Bacaksız." cümlesi yazıyor. Hmm, peki. E eğitimi, mezuniyeti, uzmanlık alanı neymiş bir bakalım dediğimizde ne görüyoruz? Adıyaman Üniversitesi muhasebe mezunu. Yani tam bir win-win olayı var. Ben şu an Manisa Celal Bayar Üniversitesi tütün eksperliği bölümünden mezun olup kuantum fiziği üzerine kitap yazsaydım bence daha az absürt görünürdü diye düşünüyorum. Neyse, biz incelemeye devam edelim... Kitabın ana felsefesi: "Kendine, “birilerine hiçbir zaman ihtiyacın olmayacağını” sürekli tekrarla." Ne kadar mantıklı değil mi? Yani Özgür Bacaksız, bu kitabını yayımlatabilmek için kesinlikle bir ağaç kesme ve boylama operatörüne, o ağaçları taşıyan kamyon şoförüne, kağıt fabrikasındaki işçilere, yayınevi sahibine, redaktöre, editöre ve özellikle de bu kitabı sadece Kitapyurdu'ndan alan 10 bin okura hiçbir zaman ihtiyaç duymamıştır bence de. Kitaptan yoğun bir Nilgün Bodur kokusu geldiğini söylemem gerek, yani felsefe kitabı niyetiyle alıp internet gazetelerindeki tıklama tuzağı haberlere tıklamışcasına bir tat almış oluyorsunuz. Birkaç alıntı söylemem gerek bunu kanıtlamak için: "Umudu öldürüp, nefreti toprağa dikmek isteyenlerden uzak dur." (s. 11) demiş Özgür Bey. Bu düşünce güzel bir düşünce fakat işin sıkıntısı şu... Bu cümleyi dedikten 1 sayfa sonra Özgür Bey,
Bazı Yollar Yalnız YürünürÖzgür Bacaksız · Destek Yayınları · 20183,960 okunma
Reklam
Puan vermedi·184 syf.··
2024 5. kitabı
Psikiyatr Engin Geçtan, yaklaşık 35 yıl önce kaleme aldığı bu kitabında adeta tüm insanlığın falına bakmış. Böylesine bilimsel alt yapısı olan bir eser için 'fal' benzetmesi yapmamı yadırgayacak olanlara baştan söyleyim ki, bu tabiri özellikle kullandım. Çünkü Geçtan'ın kitabında anlattıklarının yüzde birini bir falcı karşımıza oturup anlatsa, hepimiz hem şaşırır hem de duyduklarımızdan mest olurduk. Çünkü birinin bize bizi anlatmasını her zaman gizemli bulur ve bundan haz duyarız. Tabii Geçtan falımıza bakarken iskambil kağıtları ya da bakla, boncuk gibi gereçler yerine bilimsel olarak kabul görmüş kuramları, klinik deneylerden edindiği tecrübeleri, kişisel araştırmalarını ve gözlemlerini kullanıyor. Günlük hayatta hepimizin yaşadığı ortak sorunları genel başlıklar halinde bölümlere ayırıp tüm detaylarıyla inceliyor. İçinde yetiştiğimiz aile yapısı hayatımız boyunca davranışlarımızı nasıl etkiliyor? Neden başka insanlara karşı zaman zaman öfke ve düşmanlık duyuyoruz? Neden bazen kendimizi değersiz hissediyoruz? Neden çoğu zaman kendimizi kaygılı hissediyoruz? Günlük yaşamda sorumluluklarımızdan kaçtığımızın ne kadar farkındayız? Kimi zaman kalabalıkta dahi kendimizi yalnız hissetmemizin altında ne yatıyor? Özellikle ilişkilerimizde verdiğimiz ve vermediğimiz tepkiler, o ilişkiyi nasıl etkiliyor? gibi insan olmaya dair pek çok sorunun cevabını detaylı olarak bulabileceğiniz bir kitap İnsan Olmak... Kitabı bitirdiğinizde, her şeyden önce kendinizi, ailenizi, çevrenizdeki insanları hatta genel olarak insanı tanıma sürecinde çok önemli kazanımlar elde ediyorsunuz. Kitap boyunca kendi davranışlarınızda fark etmediğiniz pek çok detayı ve nedenlerini öğrenme, sorgulama ve kabullenme süreçleri yaşıyorsunuz. Günlük hayatta evde, işte, sosyal hayatta diğer insanlarla olan
İnsan OlmakEngin Geçtan · Metis Yayınları · 202533,4bin okunma
Puan vermedi
Kant'çı etiğin günümüzde yaşayan son temsilcilerinden olan İoanna Kuçuradi'nin, hümanist düşünce merkezli yaklaşımla ''insanın değeri'' üzerine yapmış olduğu ve dikkat çekici analizlerin bulunduğu güzel bir kitap. Güzel kitap diyorum bu toplum düşmanı fikirlerimle, çünkü, kendi ülkemizde özellikle kadına yönelik, hayvana yönelik ve doğaya yönelik şiddetin had safhaya çıktığı bir çağda yine bu ülkenin düşünürleri tarafından ''ısrarla'' insan değerinin önemini anlatan kitapların yazılmasını çok anlamlı buluyorum. Felsefe kapılarından insan hakları kapısına uzanan bir yol ören Kuçuradi, bir yandan insanı ''insan'' yapan fenomenler üzerine eğilirken diğer taraftan insan haklarının ihlali noktasında yaşanan sorunların kaynağına iniyor. Kitapta dolaylı olarak psikolojik etmenlere de değinilmiş tabi... Özellikle bu psikolojik sorunların insanlık fenomenleri hakkında ya çok eksik ya da yanlış bilgi ve yorum getirilmesinden kaynaklı olduğunun tespitini yapıyor. Bu çok önemli çünkü bunun farkında dahi olmadan yanlış yapan insan sayısı haddinden çok fazla bu ülkede... Kitap insanın değer problemlerini ele alırken, ne ile neyin yer değiştirdiğini, bu ''bilgili bilgisizlik'' ortamında değer yitiminin nasıl gerçekleştiğini ve insanın bir sistem çarkı haline nasıl dönüştüğünü sert olmayan, akıcı ve insancıl bir dille anlatmış. Değerler ve fenomenler üzerinden insan olmayı yeniden düşünmek için çok ideal bir kitap.
İnsan ve Değerleriİoanna Kuçuradi · Türkiye Felsefe Kurumu · 2003469 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2024 3. kitabı
Reşat Nuri'den o kadar kitap okuduktan sonra artık bir inceleme yazmam gerektiğini fark ettim ve bu kitaba kısmetmiş. Ama incelemeden çok ileriye dönük kendime yönelik küçük bir hatırlatma notu gibi. Her kitabı birbirinden o kadar güzel ki ve hâlâ daha o kadar çok okumadığım romanı olduğu için mutluyum :) Reşat Nuri anlaşılır, sürükleyici dilinin yanında seçtiği konuların farklılığı ve güzelliğiyle sevdiğim yazarların başında geliyor. Bu kadar çok roman yazıp bu kadar farklı, ilgi çekici ve bir o kadar da topluma hitap eden, anlamlı konular bulması takdire şayan. #SPOİLER İÇEREBİLİR# Kitabın konusuna gelirsek, Ömer küçükken anne babasını kaybetmiş yurtlarda büyüyüp öğretmen olan biridir. Küçük bir tren istasyonunda karşılaştığı, bir günlük baba kız oyunu oynadıkları küçük yetim bir kızı ararken kendini bir 'kan davası'nın ortasında bulur. Komşu iki köydeki birer aile arasında kız kaçırmayla başlayan anlaşmazlık zamanla ailelerin meselesi olmaktan çıkıp köylerin meselesi haline gelir ve büyük bir kan davasına döner. İki köy tarafından da dışlanmış, kovulmuş on üç küçük çocuk köylerden birinin başına bela olur. Ömer, Kurtuluş Savaşı dönüşü ruhundaki heyecanın, macera arayışının hâlâ bitmediğini fark eder ve onları köylerden birindeki virane okulu onarıp orada eğitme sözüyle köylülerin elinden kurtarır. Yazar burada, Çalıkuşu'ndaki gibi idealist bir öğretmenden çok maceraperest bir öğretmen portresi çizmiş gibi geldi bana. Ama içindeki macerperestliği en azından faydalı bir işte kullanmak isteyen bilinçli biri. Yazar bir yandan da eğitimin önemine değinir. Bu çocuklar başta istenmeyen, eşkiyalık yapan çocuklar iken kitabın sonunda köylülerinrin zor günlerinde yanında olan onların da sevdiği hatta paylaşamadığı kişilere dönüşür. Toplumumuzdaki önemli sorunlardan olan
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2009849 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2024 2. kitabı
~Dinlence yazarı Ahmet Ümit~ Bilgi bankasından bilgi toplar zihnimiz... "Bu bankada para yerine kullanılan şey kitaplardır." Yine bu bankada binlerce farklı insan çalışır. Bazen bir Kafka çıkar karşımıza ve acı satın alırız. İnsan olduğumuzu hatırlatır bize. Bazen bir Dostoyevski 'ye denk geliriz ve bize Vicdan' ı öğretir. Öyle değil mi önemi ne büyüktür bizler için. Bir bakarsınız Turganyev ağzında sarma sigarası ve size hiçkimse olmanın keyfini anlatır. Dinlersiniz, öyle güzel konudur ki, aslında konunun güzel olduğunu siz onun hitabetinden kaynaklandığını anladığınızda aradan günler geçmiştir... Tabi bu binlerce çalışandan biri de Kari' lerdir, yani okuyucular. Bu okuyucular tüm bu bilgi edinimlerinden sonra yorulurlar. Öyle ya onlar da insanlar. Bu insanlar dinlenecek ki diğer çalışanların öğrettiklerinden bir şeyler anlasınlar... Yorulan insanlar altından gümüş sular akan nehirler üzerinde, tüm sinir sistemlerini gevşeten müzikler eşliğinde, tatları hiç tadılmamış meyve ağaçları, envayi çeşit zevkler üzerine dizayn edilmiş dinlence diyarlarına gidip dinlenmek ihtiyacı hissederler... Bu dinlence diyarının başında da Ahmet Ümit bulunur... Ahmet Ümit ve alegorisi... İşte benim için bütün mesele bu... Anlamsal olarak yoğun kitaplar okuyacak ruh halinde değil misiniz? Sinirleriniz mi bozuk? Ciltli kitaplar gözünüzü mü korkutuyor? İlacımız Ahmet Ümit... (Polisiye roman önyargısı diye bir tabir vardır. Bu önyargıyı beslemeyeler için... İçerikle ilgili en ufak bir inceleme yapamam. Spoiler en çok canımı sıkan durumlardan bir tanesi. Yazarın üslubu, yeteneği, şuyu buyunu daha önceki incelemelerde dile getirmiştim. Yerli Agatha olduğunu duyduğunuzu farz ediyorum.) ~~~Keyifli okumalar~~~ Ha bu arada, her defasında bu sefer tahmin edicem diyip bir türlü bulamıyorum
Kırlangıç ÇığlığıAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201839,8bin okunma
Reklam