birisinin hüngür hüngür ağlayarak kurduğu bir cümlenin, hiç kimsenin gönlüne değmemesi kadar canım yandı o gece. sonra, gırtlağımda yüklemi olmayan bir cümle ile eve döndüm. insan aptal olduğunu öğrenince eve döner hep. canımdan kaç can gitti saymadım o gece. kendimin en kıyısında ve kendimin en ücrasında gaseyanlarımın çaresizliğiyle koştum. kendimden kaçtım, bendeki senden,göğüs kafesimin içindeki o mezarlıktan kaçtım. dizlerimin üzerine çöktüm sonra. yol bitti. yol bitince eve döner insan hep.
ciğerlerimi tükürdüm bilmediğim bir şehrin hiç bilmediğim bir caddesinin kaldırımında o gece. teselli etmek için uzanan her eli itekleyip senin boşluğuna sarıldım. yanılgılarımı ve yenilgilerimi koydum yanıma. en güzel sana yenildim ben. ilk yenildiği yerden eve döner insan hep.
celladıma, omuzundaki gülün hatrına gülümsemenin ne demek olduğunu öğrendim o gece. beni, birçok kere vurdular çok kez düştüm, ama beni düşüren şeyin senin çelmen oluşunu hazmedemedim. gırtlağımdaki o cümleyi yuttum. anlaşılmadığını gördüğü yerin kıyısından eve döner insan hep.
etimi kemiğimden söküp, canımı yaktım, tarumar ettim, attım seni içimden o gece. ertesi sabah, dışarı çıktım. sokak köpeklerini sevdim, çiçekleri kokladım, demli bir çay içtim. her şey yerli yerindeydi, ben evimde değildim. hayat yeterince ince davrandığında, eve döner insan hep.
en kuytularımdan vuruldum, cinnetlerimi ve cinayetlerimi kustum sokaklara o gece. ayaklarımda milyonlarca yıldır yürünmemiş yolla, sana gelmiştim. kapı dışarı ettin beni. seni öldürdüm zihnimde acımadan. en güzel sen yaktın canımı. canının yandığı ilk yerden, eve döner insan hep.
üzerimdeki beyaz gömleğin kan revan olduğunu gördüm o gece. zihnimde kaç kere vurdum seni, kaç kere öldürdüm kaç kere diriltip kaç kere sevdim hatırlamadan korkuyu zapt ettim.