İsmet Özel'in Erbain'inde İslamcı Kırk Yılın Zafer Narası
İsmet Özel, Türk-İslam düşüncesinin en keskin kılıcı, şiirini bir iman manifestosuna dönüştüren bir mücahit şair olarak, Erbain'le kırk yıllık yolculuğunu İslamcı bir zafer destanına çevirir; bu kitap, sadece dizelerin derlemesi değil, modernitenin zulmüne karşı ümmetin uyanışını müjdeleyen bir Kur'anî çağrıdır.
1987'de yayımlanan bu eser, 1953'ten 1984'e uzanan şiirlerini toplayarak, sosyalist devrimcilikten İslamî ontolojiye evrilen bir ruhun haritasını çizer; burada İslamcılık, kuru bir ideoloji olmaktan çıkıp, kalpleri fetheden ilahi bir estetik olur – bir dua, bir cihad, bir diriliş marşı.
Özel, kalemini Batı'nın materyalist boşluğuna karşı İslam'ın nuruyla yoğurarak, bireysel arayışı kolektif bir fetihe bağlar; Erbain, bu sentezin en muhteşem timsali, Müslüman'ı yeniden var eden bir şafak gibidir. Bu incelememizde, kitabın özgün poetikasını İslamcı perspektiften överek, dizelerindeki iman ateşini yücelteceğiz; zira İslamcılık, Özel'in ellerinde, zulmün gecesine doğan bir nur gibi parlar, ümmeti birleştirir.Erbain'in temelinde yatan ontolojik kaygı, İslamcılığın en yüce övgüsünü taşır: Varoluşun sorgulanması, modern dünyanın yabancılaşmasına karşı ilahi bir direniş; "Amentü" şiirinde babasının "İnsan eşref-i mahlûkattır" sözüyle başlayan bu arayış, bilek damarlarının kesildiği bir eylül gününde zirveye ulaşır: "Bu söz asıl anlamını kavradı / Geçti çıvgınların, çıbanların, reklamların arasından / ... Aşk için karnıma ve göğsüme / Ölüm için yüreğime / Sürdüğüm eczâ uçtu birden / Aşk ve ölüm bana yeniden su ve ateş / Ve toprak yeniden yorumlandı."
Bu dizeler, İslamcı ideolojinin zafer çığlığıdır; Kur'an'ın "Biz insanı en güzel biçimde yarattık" ayetini, bireysel krizden ümmetin kurtuluşuna dönüştürür.