Çeltik.
İnsan bazı günlerin neden ötekilerden daha ağır olduğunu anlayamıyor. Takvimdeki yerleri aynı, güneşleri aynı, sokakları aynı olduğu halde bazı günler insanın omuzlarına çöreklenmiş eski bir borç gibi geziyordu üzerinde. Sanki yıllar evvel unutulmuş bir düşünce, vakti şimdi gelmiş gibi geri dönüyordu. Bilhassa bayram arifeleri böyleydi. Şehirdeki telaş arttıkça insan kendi içine daha çok gömülüyordu. Herkes bir yerlere yetişirken, yetişememiş olanların sessizliği büyüyordu. O gün de öyleydi. Pencerenin kenarında oturuyordu. Odanın içi ne tam karanlıktı ne aydınlık. Perdeler yarıya kadar çekilmişti. Dışarıdan gelen akşamüstü ışığı eşyalara soluk bir yorgunluk bırakıyordu. Masanın üstünde yarım kalmış sigaralar, ağzı kurumaya başlamış bir kahve fincanı, ne zamandır okunmadığı belli olmayan birkaç kitap ve durmuş bir saat vardı. O saatin neden hâlâ masada tutulduğunu kendisi de bilmiyordu. Belki insan bazı şeyleri çalışmadıkları halde atamıyordu hayatından. Bazı insanlar gibi. Şehir uğulduyordu dışarıda. İnsan sesi, motor sesi, uzaktan gelen çocuk bağrışları, alışveriş poşetlerinin hışırtısı, apartman kapıları, satıcı sesleri… fakat bütün bunların üstünde başka bir şey vardı bugün. Günün sakinliği ince, keskin bir bıçak gibi deşiyordu uğultuları. Derin bir sükûn ve biraz da yorgunluk. Bilhassa geceyi sarsan karanlığın sessizliğine benziyordu bu; gün ortası, üstelik bir erefe günü, tüm memleket anlamsız bir telaşta iken... O sırada sokağın karşısındaki manifaturacı dükkânının önünden iki kadın geçti. Ellerindeki poşetler birbirine çarpıyordu. Bir adam hızlı hızlı yürüyordu kaldırımda. Bir çocuk ağlıyordu ötede. Dünya sürüyordu kendisini. İnsan buna hayret ediyordu bazen. İçinde kıyamet koparken dünyanın son derece adi bir olağanlıkla devam etmesine. Ne susuluyordu
Tozludur saçlarım, saçlarımdan, Devrilmiş sarayların dumanları savrulur. Yüzüm yanıktır, Yüreğime bir karanfil sokuludur Ve partizanca darbelerin dünyaya ilen şavkı Benim göğsüme göğsüme vurup durur. Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum Bahar da sürgülenir içime katranlar da Hem koşarak yarattığım sevgiler vardır Hem körlenmiş sevgilerin acısıyla koştururum. Beni sular, Kocaman taşları parçalayarak hatırlıyor dağlarda Ve beni hatırlatıyor çeltik tarlalarında aynı sular, Umutlu sakinlikleri Lohusalıklarıyla. Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum Kökten dallara yürüyen sular gibi Yürürüm kömür ocaklarına, çapalanan tütüne Yürürüm hüzün ve ağrılar çarelenir Dağların esmer ve yaban telaşından kurtula diye Torna tezgahlarında demir. Yürürüm çünkü ölümdür yürünülmeyen Yürürüm yürüyüşümdür yeryüzünün halleri Kanla dolar pazuları tarladakinin Hızar gürültüsü içinde türkülenir bir öteki Gökleri göğsümden aşırtarak yürürüm Yağlı kasketimin kıyısında nar çiçekleri. Aynı adam Ekim günlerinden beri gümbür, gümbür gelirim
Reklam
Alay konusu olan evlilikler, Yerlerde sürülen sevgi sözcükleri, Samimiyetten uzak dostluklar, Sohbeti bile açılamayan inançlar, Ne sayayım sana Mübarra, İngiliz şovalylerinin , Müslüman başına uzattığı sakalları gibi, Sende , çeltik mi atacaksın, Paramparça olmuş gönül paçavrana. Hiç bir şey yapma Mübarra, Son , başlarken belliydi aslında...
Gece
Gözlerin, çıkmaz bir sokak bende. Ne yana kaçsam, köşebaşında bulurum kendimi. Yalpa adımlar, karmakarışık yol çizgileri. Işıkları kapalı semtin, sokakları karanlık, Sabaha da çok var üstelik. Bir bakıma kader mahkûmu, çeltik atıyor duvarlara. Ruh ve beden, Beyaz tebeşir tozu gibi savruk, Ve yeşil tahta. Konuşanlar, yıldızlı olanından. Şehrin matemi mi aksediyor göğe? Bir tane yıldız yok, nerede ay ışığı? Sonra bir yağmur üstüme, Bazen kar… Bekçi düdükleri bastırır, çok uzaktan gelen köpek seslerini. Asayiş berkemal.
Şiir
Biz aynı türün örnekleriyiz. Dişilerimiz yuvayı yapar, erkeklerimiz yiyecek taşır, leylekler de yavrularımızı getirir. (Oğuz Atay) Kara leylek (Ciconia nigra), çeltik kargası olarak da bilinen, leylekgiller (Ciconiidae) familyasından büyük, ince uzun yapılı, ince boyunlu, gagası uzun, ince ve koyu kırmızı renkli, uzun kırmızı bacaklı bir leylek türü.
Duygu ve Düşünce
Kara leylek Kara leylek (Ciconia nigra), çeltik kargası olarak da bilinen, leylekgiller (Ciconiidae) familyasından büyük, ince uzun yapılı, ince boyunlu, gagası uzun, ince ve koyu kırmızı renkli, uzun kırmızı bacaklı bir leylek türü. Boyu 95–100 cm, kanat açıklığı 145–155 cm'dir. Erişkinin başı, boynu, göğsü ve üst tarafı parlak siyah, karnı beyazdır ve kanat altında kanadın gövdeye birleştiği bölümde küçük beyaz bir üçgen vardır. Ergenin rengi daha mattır, koyu zeytin yeşili-kahverengi gövdesi ve yeşilimsi bacakları ve gagası vardır. Uçuşta kanatlarını düz ya da yay şeklinde tutar, balıkçıllar gibi başını aşağı eğmez. Başını öne, bacaklarını geriye uzatarak, düzenli ve güçlü kanat vuruşlarıyla uçar. Çoğunlukla balık, amfibi ve böceklerle beslenirler.
Reklam
Reklam