Faysal'ın Arap isyanı 5 Haziran 1916'da başladı ve bir efsaneye dönüşmesine rağmen, Hicaz dışındaki Araplar üzerinde çok az bir etki bıraktı. Cemal 1915'te Mısırlıların genel bir isyana kalkışacağını beklemiş, İngilizler de 1916'da sultanın Arap tebaası arasında bir isyan çıkmasını ummuşlardı. İkisi de gerçekleşmedi. Osmanlı ordusundaki Arap milliyetçi askerlerin Faysal'ın ordusuna katılması söz konusu oldu, ancak, nüfusun geri kalanının onların adına başlatılan bu isyanı nasıl karşıladığına dair pek fazla görünür işaret yoktu. Hisleri ne olursa olsun, şehirdeki nüfus sessiz kaldı. Bu kısmen Cemal'in Arap yetkililerin ve erlerin çoğunu Dördüncü Ordu'dan Gelibolu ve Rusya cephesinde görevlendirmek için transfer etme politikasından kaynaklanmış olabilir. Onların yerine muhtemelen daha sadık Türk birlikleri koydu. Ayrıca Cemal Paşa binden fazla Suriyeli ileri gelenin Anadolu'ya sürülmesini emretti.⁵⁴ Elbette, sansür rejimi Suriye'de çok güçlüydü ve isyancıların halk tarafından desteklenmesi için çok az imkân vardı. Şehirlerin dışında, Trans-Ürdün bölgesindeki bazı kabileler Osmanlı davasına sadık kalırken, Arabistan'daki İbn Suud hanesine sadık olan kabileler tarafsız kaldı. Irak'ta İngilizlere karşı zaten savaşmakta olan Bedeviler de eklendiğinde, sultanın yönetiminin devamı için İngilizlere karşı savaşan Araplar, onun devrilmesi için savaşanlardan daha fazla idi ve bu tahmin seçim özgürlüğü olmayan binlerce askeri içermiyor.
Mısır'ı "kurtarma" operasyonu 4 Şubat 1915'te başladı. Cemal Paşa Mısırlı kitlelerin halife ordusunun Süveyş Kanalı'nda olduğunu haberlerini alınca İngiliz sahiplerine karşı ayaklanacaklarından emindi. Ancak ayaklanmadılar ve İngiliz ordusu Cemal'i utanç verici bir yenilgiye uğrattı. Cemal Şam'a döndü ve tarihçi Kürd Ali'ye göre, her yerde hainleri görmeye başladı. Elbette etrafta gerçekten bazı hainler vardı. Savaşın patlak vermesi üzerine Suriye'yi terk etmeleri emri geldiğinde Fransız diplomatlar çeşitli Arap yetkilileri, din adamları ve entelektüeller ile yazışmalarını yok etmeyi ihmal etmişlerdi. Öyle görünüyor ki Cemal Mısır seferi öncesinde bu mektuplardan haberdardı ama ancak sefer sonrası bu mektuplara eğildi. Ayrıca hainlikle alakası olmayan birçok insanı da sırf İttihat ve Terakki Cemiyeti'nden başka siyasi partileri destekledikleri için tutukladı.
Sözde hainlerin halka açık ilk infazı 21 Ağustos 1915'te çoğu yeni orta sınıftan olan on bir kişinin asıldığı Beyrut saat kulesi meydanında gerçekleşti. 1916 baharında hem Şam hem de Beyrut'ta daha fazla infaz meydana geldi. İnfaz edilenler arasında savaştan önce Osmanlı meclisinde görev almış olan Şükrü el-Asali ve Abdü'l-Hamid el-Zuhravi'nin de olduğu Suriye'nin ayan ailelerinden kimseler de vardı. Şerif Hüseyin'in oğlu Emir Faysal, infazların haberini aldığında Şam'ın dışında arkadaşlarıyla kalıyordu. Söylendiğine göre, bu kadar önde gelen kimsenin infazı karşısında şoke oldu. Babası Mısır'daki kraliyet yüksek komiseri Sir Henry McMahon ile bir yıldan fazla süredir bir Arap isyanı olasılığıyla ilgili gizli irtibat içerisindeydi. Antonius'un fikrine göreyse, Cemal'in sözde hainlere davranışındaki şiddet Faysal'ı sultana karşı ihanetini başlatması konusunda cesaretlendirmişti.
Ey miskin kişi! Şimdi şaşılacak olan senin kendindir! Zira sen huzur kaçıran ve tehlike arz eden makamla, kargaşa ve karmaşa oluşturan malınla meşgul olup bunlarla yetinirken, bu durum seni tüm açıklığı ile zâhir olan rububiyetin celal ve cemaline bakmaktan alıkoydu. Oysa O'nun celali peşinden gidilecek kadar net ve akledilebilecek kadar aşikârdı. Dünyevî şehvetlerden temizlendikten sonra kalplerin bu cemal ile meşgul olmasına engel olan bir durum yoktur. Ancak ne var ki; aydınlık çok olsa da, göz zayıfsa bu durum müstesna olur. Nûruyla mahlûkatın gözlerinden gizlenen Zât ne yücedir!