Cem Aşkaroğlu

Cem Aşkaroğlu
@cemaskar
Antalya
24 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Yumuşak bir şekilde, "Gidişat böyle," dedi. "Yalnızca gereksinim duyduklarını al. Geyik alıyorsan, en iyisini alma. En küçük ve en yavaş olanını seç, o zaman geyik daha güçlü olur ve her zaman sana et verir. Pa-koh (pan­ ter) bunu bilir. Sen de bilmelisin!" Güldü; "Yalnızca Ti-bi, yani arı, kullanabileceğinden daha fazlasını depolar ... Bu yüzden ayı tarafından soyu­lur. Rakun ve Çerokiler tarafından da ... Paylarından faz­lasını depolayan ve kendilerini besleyen insanlar için de bu böyledir. Ellerindekim kaptınrlar. Bu konuda savaşlar olur ... Uzun konuşmalar yaparak paylarından fazlası­nı ellerinde tutmaya çalışırlar. Bir bayrağın onlara bunu yapma hakkını verdiğini söylerler ... Erkekler, sözler ve bıçaklar yüzünden ölürler ama Gidişat'ın kurallarını değiştiremezler."
Sayfa 17·Kitabı okudu
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yapay zeka tahmini
Bu kitabın ilk baskısı 2012'de basıldı ve Türkçe çevirisi ilk olarak 2015'te basıldı. O tarihte yapay zekayı şu paragrafta tahmin etmiş "Yakın zamanda matematiksel yazı Devri niteliğinde bir yazı sisteminin daha önünü açtı: iki işaretten oluşan bilgisayar tabanlı ikili yazı: 0 ve 1. Şu an klavyemde yazdığım kelimeler bilgisayarıma 0 ve 1'in çeşitli kombinasyonları olarak kaydediliyor. İnsan bilincinin hizmetçisi olarak doğan yazı, giderek insanın sahibi haline geldi. Bilgisayarlarımız Homo Sapiens'in nasıl konuştuğunu, hissettiğini ve hayal kurduğunu anlayamadığından, biz de bilgisayarların anlayabilmesi için Homo Sapiens'e sayıların dilinden konuşmayı, hayal kurmayı ve hissetmeyi öğretiyoruz. Nihayetinde bilgisayarlar, Tam da Homo Sapiens'i dünyanın egemeni yapan zeka ve iletişim alanlarında insanların önüne geçebilir. 5000 yıl önce Fırat Vadisi'nde, sivri zekalı Sümerlerin insan beyninden kil tabletlere veri aktarma hizmeti almalarıyla başlayan bu süreç, tabletin zaferiyle Silikon Vadisi'nde zirveye ulaşabilir. İnsanlar varlık göstermeye devam edecek olsalar da artık dünyaya bir anlam katamayabilirler. Dünyanın yeni egemeni sıfırlar ve birlerin uzun çizgileri olabilir. "
Sayfa 140·Kitabı okudu
Alıntı
Insanların Hristiyanlık, demokrasi veya Kapitalizm gibi hayali düzenlere inanmasını nasıl sağlarsınız? Öncelikle hayali olduğunu asla itiraf etmemelisiniz. Daima toplumun sürekliliğini sağlayan düzenin, Tanrılar veya doğal yasaları tarafından yaratılmış nesnel bir gerçeklik olduğunu iddia etmelisiniz. Insanların eşit olmamasının sebebi Hammurabi öyle söylediği için değil, Enlil ve Marduk öyle buyurduğu içindir. Ya da insanların eşit olmasının sebebi Thomas Jefferson öyle söylediğinden değil, Tanrı onları öyle yarattığı içindir. Serbest piyasanın en iyi ekonomik sistem olmasının sebebi de Adam Smith'in öyle buyurması değil, bunun doğanın değiştirilemez yasası olmasıdır. Ayrıca insanları baştan aşağı eğitmeniz gerekir. Doğdukları andan itibaren insanlara devamlı hayali düzenin ilkeleri hatırlatılmalıdır ve bu ilkeler her şeyi içermelidir. Ilkeler Peri masallarında, dramalarda, resimlerde, şarkılarda, görgü kurallarında, siyasi propagandada, mimaride, yemek tariflerinde ve moda da var olmalıdır. Örneğin bugün insanlar eşitliğe inanıyorlar, bu yüzden de zamanında mavi yakalıların kıyafeti olan kot pantolonları zengin çocuklarının giymesi moda. Orta Çağ Avrupa'sında insanlar Sınıf ayrımına inanırdı, bu yüzden de genç bir Soylu erkek bir köylünün İş kıyafetini giymezdi. O zamanlar tırnak "Beyefendi" veya "Hanımefendi" diye hitap edilmek sadece asillere tanınmış bir ayrıcalıktı ve genellikle elde etmenin bedeli kanla ödenirdi. Bugün tüm resmi yazışmalar muhatap gözetmeksizin bu şekilde başlıyor.
Sayfa 123·Kitabı okudu
Alıntı
Tarihin en kesin yasalarından biri de şudur: lüksler zamanla ihtiyaç haline gelir ve yeni zorunluluklar ortaya çıkarır. Insanlar belli bir lükse alıştıklarında bir süre sonra onu kanıksarlar. Onu yaşamlarında hep bulundururlar ve bir süre sonra onsuz yaşayamaz hale gelirler. Kendi çağımızdan başka bir örneği ele alalım. Son birkaç on yılda hayatı daha rahatlatacağını varsaydığımız sayısız şey icat ettik: çamaşır makineleri, elektrikli süpürgeler, bulaşık makineleri, telefonlar, cep telefonları, bilgisayarlar, e-posta vs. Eskiden bir mektup yazıp zarfa koymak, üstüne pul yapıştırıp posta kutusuna atmak insanı epey uğraştıran bir işti, mektuba cevap almak günler veya haftalar, hatta aylar alabiliyordu. Günümüzde ise bir dakika içinde çabucak Bir e-posta yazıp dünyanın öbür ucuna gönderebiliyorum ve eğer gönderdiğim kişi çevrimiçi ise anında cevap alabiliyorum. Böylece mektup yazmanın aldığı tüm zamanı ve çabayı ortadan kaldırmış oldum, Peki bugün daha rahat bir hayat mı yaşıyorum? Maalesef cevap hayır. Klasik posta çağında insanlar yalnızca gerçekten söyleyecekleri önemli bir şey olduğunda mektup yazarlardı. Akıllarına gelen ilk şeyi yazmak yerine ne Söylemek istediklerini ve bunu nasıl aktaracaklarını önceden dikkatli bir şekilde düşünürlerdi. Bunun sonucunda da, aynı şekilde düşünülmüş bir cevap almayı beklerlerdi. Zaten çoğu insan ayda birkaç mektuptan fazlasını yazmıyordu ve gelen mektuplara da hemen cevap vermek gibi bir zorunluluk duyulmuyordu. Bense bir gün içinde düzinelerce e-posta alıyorum ve bunların hepsini hızlıca cevaplandırmam gerekiyor. Bu icatları yaparken zaman kazanacağımızı düşünüyorduk, ancak Aslında günlerimizi daha endişeli ve kaygılı geçirmemize sebep olacak şekilde hayatın hızını normalin on katına çıkartmış olduk.
Sayfa 101·Kitabı okudu
Alıntı