Ömrümü insanların sağlıklarını korumasına adamış olan ben, anlamıştım ki, gerçek kültürel köklerini yitiren ve yaşamda bir amacı olmayan insanların elinden ancak ölümle kumar oynamak gelir.
Oradakilere baktım, nefes alışlarını, gülüşlerini, şarkılarını dinleyip Kadirbhai'nin en sevdiği cümlelerden birini anımsadım. Birçok kez "Her kalp atışı bir evren dolusu olasılıkla doludur" demişti. Sonunda ne demek istediğini anlıyordum. Her insanın kendi kaderini değiştirme gücünün olduğunu söylüyordu bana. Oysa ben her zaman kaderin değiştirilemez bir şey olduğunu düşünmüştüm. Doğumumuzla hepimize sabit bir kader biçilirdi. Fakat birdenbire hayatın daha değişik, çok daha güzel bir şey olduğunu farkettim. İşin aslı, kendinizi nasıl bir oyunun içinde bulursanız bulun, şansınız ne kadar iyi ya da kötü olursa olsun, hayatınızı bir düşünceyle ya da ufak bir sevgi gösterisiyle tamamen değiştirebilirdiniz.
Erkekler çıkarları ve prensipleri uğruna savaş açarlar ama toprak ve kadın uğruna savaşırlar. Başka nedenler er geç kana bulanıp anlamlarını yitirir. Er geç her şey
yaşamak ya da ölmekten ibaret hale gelir. Mantıklı olan tek şey hayatta kalmak, akla gelen ise ölmektir. En yakın arkadaşlar feryatlar içinde öldüğünde, iyi adamlar bir kan gölünde acı içinde akıllarını yitirdiğinde, babaların, oğulların, kardeşlerin kolları, bacakları, kafaları gibi dünyadaki adalet ve güzellik havaya uçtuğunda, erkeğin savaşa devam etmesini ve bu uğurda ölmeyi göze almasını sağlayan sadece toprağını ve kadınını koruma arzusudur.
Bunun doğru olduğunu savaşa gitmeden önce onlarla konuştuğunuzda anlarsınız. O zaman evlerinden ve sevdikleri kadından konuşur erkekler. Ölümlerini izlerken de bunun doğruluğunu anlarsınız. Eğer erkek son dakikalarında toprağın üzerinde yatıyorsa ona tutunur ve son nefesiyle eline bir avuç toprak alır. Eğer yapabiliyorsa kafasını kaldırıp dağa, vadiye ya da ovaya bir bakar. Eğer evinden uzaksa evini düşünür ve ondan bahseder. Köyünü, kasabasını ya da doğduğu şehri anlatır. Her şeyin sonunda önemli olan topraktır. Her şey sona erdiğinde ölmek üzere olan adam savaşma nedenlerini haykırmaz. En sonda kızkardeşinin, kızının, aşığının ya da annesinin adını mırıldanır. Son, başlangıcın aynasıdır. Sonda da neden, bir kadın ve bir şehirdir.