Cemre Akçay

Cemre Akçay
@cemreakcay
Ankara
13 Mayıs 1997
64 okur puanı
Ekim 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Yol yürür, zafer bekler.
Puan vermedi·160 syf.··
2026 2. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 11:25
Işığın Savaşçısının Elkitabı , Paulo Coelho ’nun yazarlık çizgisini oldukça net hissettiriyor. Simyacı ’yla benzer olarak burada aynı erdem, maneviyat ve iç yolculuk temasının devam ettiği fark edilse de bu kitapta mistik ton biraz geri çekilip insanın gündelik mücadeleleri ve iç çatışmaları öne çıkıyor. Bu yüzden kitap büyük bir hikâye anlatmaktan çok, hayatın farklı dönemlerine düşülmüş kısa notlar gibi ilerliyor. Metnin güçlü tarafı, ideal bir insan modeli dayatmaması. “Işığın savaşçısı” kusursuz biri değil; hata yapan, geri çekilen ama "hareketi" bırakmayan biri (Bana gore kitabın en güzel mesajı bu). Bu yüzden okurken insan kendinden parçalar buluyor. Metin de roman akışından çok, düşünce arasında kısa duraklar yaratan cümlelerle ilerliyor; altı çizilecek çok satır var. Benim aldığım ana duygu şu: Hayatta yaşadığımız dönemler sandığımız kadar nihai değil. O an yaşanan şey hayatın karakteri değil, sadece bir evresi. Bu yüzden kitap hedefe değil, yolculuğa ve dönüşüme odaklanıyor. Kimine göre çok evrensel ve ilham verici, kimine göre fazla idealist olabilir; ama Coelho’nun metni zaten kesin cevaplardan çok semboller ve metaforlarla çalışıyor. Bu yüzden herkes okurken kendi anlamını buluyor.
Işığın Savaşçısının ElkitabıPaulo Coelho · Can Yayınları · 20203,832 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Aşk mı bu, yoksa vazgeçememenin estetik bir hali mi?
Puan vermedi·524 syf.··
2026 1. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 14:04
Masumiyet Müzesi’ne başlarken “aşk romanı” beklentisiyle başladım ama beni karşılayan klasik bir aşk hikâyesinden çok, rahatsız edici derecede iyi kurgulanmış bir "takıntı" oldu. Kemal’in Füsun’a duyduğu aşk, sevilen kişiden çok geride kalan izlere ve anı nesnelerine tutunma haliyle ilerliyor. İşin zekice tarafı şu: Tam “bu kadarı da fazla” dediğiniz yerde Orhan Pamuk sizi bilerek boğuyor. Bu bunaltı bir kusur değil, bilinçli bir yazar müdahalesi bence. Romanın asıl yıldızları insanlar değil; eşyalar. Bir küpe, bir tuzluk, sayısız sigara izmariti… Günlük hayatın en sıradan nesneleri neredeyse kutsal emanetlere dönüşüyor. Üstelik tüm bunların bir de gerçek bir müzeye evrilmiş olması, kurmacayla gerçeklik arasındaki çizgiyi bilinçli şekilde bulanıklaştırıyor. “Kurgusal bir hikâye nasıl bu kadar somut olabilir?” sorusu, kitabın zihinsel oyun alanı. Bir de benim gibi İstanbul'un her zamanını okumayı sevenlere.. :) Arka planda eski İstanbul var: tavırlar, sınıflar, suskunluklar ve zaman algısı. Özellikle Füsunların evinde geçen yıllar, zamanın nasıl akışkan ve belirsiz olabileceğini okura da yaşatıyor. Son olarak Kemal’in bencilliği ve saplantısı sinir bozucu evet ama tam da bu yüzden etkileyici. Masumiyet Müzesi, aşkı romantize eden değil; onu didik didik eden, hatta biraz da ifşa eden bir roman.
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma
Puan vermedi·204 syf.··
2024 4. kitabı
Bu kitaba dair hayran olunacak ilk şey (ama son değil :)), Italo Calvino'nun gerçek anlamda hemen herkesi kıskandıracak hayal gücü bence. Kitapta harika bir şekilde kullandığı kent metaforu üzerinden kadınları, erkekleri, arzuları, insan ilişkilerini, ölümü, doğumu, cinselliği, doğayı, renkleri, kokuları ve daha nicelerini anlatmış yazar. Bu kadarı bile yazarın derinlikli anlatımıyla (ve şahsen kıskandığım zekasıyla) oldukça keyifli bir perspektif sunuyor okuyucuya. Kitap, daha çok Venedikli tüccar ve seyyah Marco Polo’nun gezip gördüğü; bazen de Tatar İmparatoru Kubilay Han’ın hayal ettiği kentleri anlatımıyla ilerleyen bir sohbet aslında. Yani akıl ve hayal gücü arasındaki diyaloğu, iki insana indirgenmiş bir mikro perspektiften okuyorsunuz zaman zaman. Yazarın kentlere verdiği kadın isimleri ve kentlerle kurduğu ilişki arasında yapacağınız çıkarımla; bunun temel sebebi üzerine düşünüp vardığınız sonuç yine tamamen sizin hayal gücünüz ve aklınızın bir sentezi oluyor. Hem bu kadar gerçekçi, hem de bu kadar derinlikli anlatımı bir arada sunan; aynı zamanda tamamı kurmaca bu kitap, aslında Italo Calvino hakkında yapılmış "modern dünyanın masal anlatıcısı" yorumunu da oldukça anlamlı kılıyor.
Görünmez KentlerItalo Calvino · Yapı Kredi Yayınları · 20263,223 okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2024 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2024 16:06
Bu kitabı okumamın üzerinden biraz zaman, birkaç kitap geçmesine rağmen hala bazı zamanlarda masa başında çalışıyorken, müşteriyle toplantıdayken, yeni bir projeye başladığımda, bir projeyi bitirirken bir anda aklıma kitaptaki şu cümle geliyor ve durup yaptığım şeyin, o anın keyfini çıkarıyorum: "Yaptığın işi gönlünde hissedersen, ırmaklar çağlar içinde." :) Elif Şafak'ın kitaplarını kurgusu için değil; üslubu, kaleminin (bence) güzelliğinden ötürü okuduğum için kurgudan bağımsız benim için yine keyifli bir romandı. Ama Elif Şafak okumaya başlayacaklar için de bu kitap kurgunun akıcılığı anlamında doğru bir ilk tercih olabilir. Kitapta Mimar Sinan'ın hayatı ve bulunduğu dönemi kurgu bir karakter üzerinden anlatıyor. Benim gibi kent tasvirlerini okumayı seviyorsanız, bu dönemin veya herhangi bir dönemin İstanbul'unu da yine bana göre en güzel anlatan yazarlardan birisi Elif Şafak.
Ustam ve BenElif Şafak · Doğan Kitap · 201314,3bin okunma