Cemre N. Karain

Cemre N. Karain
@cemrekarain_
■ Şapkamdaki Nar Çiçekleri (2025) kitapyurdu.com/kitap/sapkamdak...
Öğrenci
İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı
Metonya
20 Temmuz
328 okur puanı
Temmuz 2020 tarihinde katıldı
martin eden hakkında düşünceler -spoiler-
10/10
·517 syf.··
Beğendi
·
2025 27. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2025 22:07
Kişi, dünyada var olduğunu idrâk ettikten sonra varoluş -existence- formundan olmak -être- formuna doğru bir yolculuk yapar. Edebiyat ve Felsefe dersinde ikisinin ayrımı hususunu uzun uzadıya konuşmuştuk. Bir taş da dünyada var olur, kalem de. -kendinde varlık- İnsanın var olması bunlardan farklıdır. -kendi-için-varlık- İnsanı özgürlüğe mahkûm eden bir şey vardır ki o da seçimleri, tercihleridir. Onu olmaya, kendini gerçekleştirmeye sürükleyecek şey bu seçimlerdir. Anlam, seçimlerle yaratılır. Bu da bir çeşit sorumluluğu doğurur. Martin, seçimleri ve aldığı sorumluluk dahilinde kendini yarattı, bu doğru. Ama anlamı dışsal bir etmene -Ruth’a- bağladığı için o anlamın yitmesiyle yarattığı her değere yabancılaşmış oldu. Tabii ki bu da onun London’un tabiriyle ‘’sevgiye ihtiyaç duyduğunu bile fark etmemiş’’ olması, Ruth’tan gördüğü sevgi -bence değildi- kırıntısını yaşamının başat faktörü hâline getirip onu idealize etmesinden kaynaklanıyordu. Martin, sevilmek istediği biçimde sevdi Ruth’u. Ruth ise her ne kadar Martin’i sevdiğini söylese de onu biçimlendirmeye, kafasındaki kalıplara sokmaya çalıştı. Olmayınca da… Bu bağlamda Martin’in intiharı, Frankl’in tabiriyle bir varoluşsal boşluktan kaynaklanıyor. Hem çevresel hem ilişkisel hem kendilik bağlamında yabancılaşmanın doruklarını yaşayan Martin, kitabının basılıp şöhret kazanmasından sonra dahi beklediği hazza erişemiyor. Çünkü tek bir anlam için kendini bu yola adamıştı: Ruth. O, Martin’in yazar olmasıyla geri geldiğinde dahi Martin için bu bir anlam ifade etmiyor çünkü insanların iki yüzlülüklerini, samimiyetsizliklerini görmüş oluyor. Brissenden’ın intiharı da bence romanda çok önemli bir yerde duruyor çünkü bir bağlamda Martin’in kendini yeniden keşfine imkân sağlayan karakterlerden birisi. Bir öğretmenim, Martin
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,2bin okunma
Reklam
Rind ile Zahid
7/10
·93 syf.··
Beğendi
·
2022 43. kitabı
Eski Türk Edebiyatına Giriş dersinde Bilal Alpaydın hocamız okumamızı istemişti. Fuzuli'nin Divan'ından sonra okuduğum ikinci eseri oldu Rind ile Zahid. Eser, nazım-nesir karışık bir hâlde yazılmış. Kitapta oğul (Rind) ile baba (Zahid)'in günah-sevap, gerçek-yalan, iyi-kötü gibi tartışmaları işleniyor. Baba (Zâhid) bu noktada Carl G. Jung'un yüce benlik arketipini yansıtarak Rind'e öğütler veriyor, doğru yolu göstermeye çalışıyor. Ancak Zahid için doğru olan Rind için doğru değil. Rind, samimiyetin peşinde. Çünkü Rind, mescittekilerin ibadetlerinde bir kibir olduğunu düşünürken meyhanedekilerin tamamen kendilerinden geçmiş olduklarını fark ediyor. Bu sebeple o, meyhanede pirin elinden aşk şarabını içmeyi tercih ediyor. En sonunda ise baba-oğul çatışmayı bırakıp teklik mertebesine erişiyorlar, meyhane de bir oluyor mescit de. Sağlıcakla kalın.
Edebiyat
Rind ile ZahidFuzuli · Büyüyen Ay · 2018411 okunma
6/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2022 31. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2022 04:39
Açıkçası Ahmet Telli'nin diğer, eski kitaplarında daha güzel bir dil ile karşılaşmıştım. Belki bundan olsa gerek beni pek içine çekmedi şiirler. Ancak Ahmet Telli'yi çok severim. Yeni başlayacak olanlar Çocuksun Sen, Su Çürüdü, Dövüşen Anlatsın gibi kitaplarıyla tanış olabilir bence. Ek olarak Ahmet Telli'nin her kitabında olduğu gibi bu kitapta da aşk, devrim, toplumsal konular ön planda. Özellikle yakın zamanda yaşadığımız siyasi olayları şiirsel bir dil ile harmanlaması bence çok güzel. Şiir, toplumun yüreği. Unutulmaması ve unutturulmaması gereken nice şey var not düşülecek.. Ahmet Telli'ye saygı ve sevgilerle.
Şiir
Bakışın SeninAhmet Telli · Everest Yayınları · 2021968 okunma
Çocukluğun Soğuk Geceleri..
10/10
·67 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2021 17:40
‘’Karşı çıkmak istediğim evler, koltuklar, halılar, müzikler, öğretmenler var. Karşı çıkmak istediğim kurallar var. Bir haykırış! Küçük dünyanız sizin olsun.’’ (s.11) (Spoiler bulunabilir...) Selamlar. Tezer Özlü bu kitapta çocukluğundan yetişkinliğe geçiş evresini ve onda iz bırakan olayları kaleme almış. Kronolojik bir sıra olduğu söylenemez, çoğunlukla geriye dönüşler ve iç içe girmiş bölümler bulunuyor. Biraz derine indiğimizde kitabın tümünde kafkaesk bir yabancılaşmanın, varoluşçu söylemlerin hâkim olduğunu görüyoruz. Modernizme örnek gösterilebilecek özyaşamöyküsel bir roman. Bunun yanı sıra bazı yerlerde dönemin siyasi olaylarına ve sosyalizm mücadelesine değinmesi de gözden kaçmamalı. Alışılageldik tarzda bir kitap değil. Tıpkı Yaşamın Ucuna Yolculuk gibi... O kadar cesurca ve içten yazılmış ki… Hem bir hisdökümü hem de varoluş mücadelesi… Sanki Tezer Özlü kafanızın içinde sizinle konuşuyor. Düşüncelerimi aktarabilmek için gerçekten yeni bir dil keşfetmek isterdim. Altı üstü 65 sayfa… Bir yürekten bir yüreğe dokunan bu satırlar, yalnızca 65 sayfada nasıl binlerce anlama gelebilir? Kitapta beni özellikle alt komşusu Gani’nin intiharı ve akıl hastanesindeki elektroşok bölümleri etkiledi. Bunun yanı sıra kadınların maalesef ‘’namus’’ olarak görüldüğü ataerkil bir toplum yapısında cinsellik konusunu özgürce ele alması da dikkat çekici. Sürekli başkaldırı kelimesini vurguluyorum ya, gerçekten öyle. Ailede baba, toplumda devlet, dinde tanrı modellerini hiçe sayıp; bir otorite tanımadan yalnızca kendisinin öznesi olması insanı hayran bırakıyor. İnsan, Tezer Özlü okurken ayrıksılığı, özgürlüğü, kederi ve coşkuyu iliklerine kadar yaşıyor. ‘’Neden dost olmadan, erkek-kadın, karı-koca olmaya çabalıyoruz? Yirmi yaşlarının başındaki insanlar böyle mi olmalı?’’
1000Kitap
Çocukluğun Soğuk GeceleriTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202520,4bin okunma
İnceleme değil, sadece düşünceler...
10/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2021 07:23
Merhaba. Öncelikle bu bir inceleme değildir. Çünkü ne bu kitabı ne de başka kitapları inceleyecek yetkinliği kendimde görmüyorum. Yalnızca unutmamak için kaleme dökülen düşünceler dizisi... Böyle demek daha sağlıklı. Dolayısıyla spoiler -keşke şu kelimeye Türkçe karşılık bulunsa- olabilir. Açıkçası anlatmak için hangi cümlenin elinden tutup ne sıraya dizsem bilemiyorum. Bir cam gibi dağılıyor zihnimin içindeki sözcükler. Her biri girift bir hâlde, çok sesli bir koro şeklinde haykırıyorlar. Aslında bu kitabı çok önceden okumaya çalışmıştım. Tabii hiçbir şey anlamayınca bırakmıştım. Sonra defalarca denedim, hakkını veremediğimi düşündüm. Oğuz Atay’ın diğer kitaplarıyla tanış oldum. Şimdiyse… Tam anlamıyla bitti. Yedinci sınıfta başlayan Tutunamayanlar maceram, on birinci sınıfta tamamlanmış oldu... Çok tuhaf hissediyorum. Söylenmesi elzem olan ilk şey: Tutunamayanlar, internette atfedilen sahte alıntılardaki gibi cıvık ve yapmacık bir aşk romanı DEĞİLDİR. Bunun altını ÖNEMLE çiziyorum. Misal: ‘’Elimde değil Olric. Ne efendimiz? Elleri Olric, elleri…’’ gibi yaygınlaşan söz ve benzerleri bulunmuyor. Dolayısıyla sıradan aşk kitapları arıyorsanız, küçük-burjuva değerlerine kıyasıya bağlıysanız ve kendinizi hesaba çekmeyen hissiz bir robotsanız bu kitabı okumayın. Zira, Selim’in intiharına sebep olan da sizin gibilerdi. Kitapta da sizin sahte dünyanız yeriliyor. Kusura bakmayın, biraz öfke kusar gibi oldum fakat okuduğum bir yorum sonucu ön bilgi verme gerekliliği hissettim. ''... bu kitap ne ciddi kavgaların, ne büyük ve yaygın sıkıntıların, ne de ezilen insanların romanıdır; bu kitap, mustarip bir ruhun iç çekişlerinin romanıdır. Sizlere hizmetten şeref duyan yayınevimiz iftiharla sunar: Tutunamayanlar.'' (s.559) Kitabın temel konusuna kısaca: Turgut Özben’in, intihar
Edebiyat
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
Reklam