"Sevgilisini boş yere bekleyen bir erkek için gece bitmek bilmez, gündüzleri çalışan işçi için bir gün kısa bir süre değildir; sert bir ananın kolları arasında yaşayan genç bir kız için bir yıl yüzyıl gibidir; isteklerimi, umutlarımı geciktiren her an bana dayanılmaz bir uzunlukta gelir."
Yamaç, ufak ufak toprak parçalarını çeviren derme çatma kuru duvarlarla kıyım kıyım kıyılmıştı, işte hep "Malımız! Malımız! Malımız!" diye uğrunda yaşadıkları uyuz topraklar bunlardı.
Bunların sahipleri olanlar artık oralardan hiç kımıldamayacaklar. Köpeklerin boğazlarından tasma ile bir yere bağlı kaldıkları gibi bunlar da barsaklarıyla boğazlarından topraklarına bağlı kalacak, hep yanlarındaki komşuların mallarına göz dikerek hırlayacak, hep malıma göz diktin diye komşularına havlayacak, malım var diye ölünceye kadar mallarının kuru kölesi olarak evim var diye dört kuru duvarın içine mezara gömülmüş gibi gömülerek yaşayacaklar. Buna yaşamak mı denir, uzun ölüm bu.