Okuduğum birkaç psikolojik kitap hatırına kötü hisseden ama bu hissi açabilecek bir alan bulamayan, tarihin ortanca çocuğu şeklinde adlandırılabilecek, duygusal yoğunluğu fazla, çocukluk ve gençlik arasındaki keskin geçişte bocalamış kişilere sıradan ama kendilerini anlamalarına yardımcı olacak cümleler kurabiliyorum. Yeterince derinliği olmayan bir çevreye sahip bir kişi içinse özel mertebesine ulaşıyorum. Fakat ortadoğulu zihniyetinde sığ bir çevresi olan birine farklı bir pencere gösterebilmek beni özel veya farkındalık sahibi yapmıyor. Herkesi çok fazla anlıyor değilim. Sadece herkesin sorunları benzer. İnsanlar benzer şeylerin eksikliğini çekiyorlar. Yine de anlaşıldıklarını hissediyorlarsa hoş bir şey. Biri bana onlara söylediğim cümleleri kursa ne tepki verirdim? Bilmiyorum. Rahatsız olurdum belki de. Yani ne anlatıyorsun yarrağım diyebilirdim herhalde. Ama aslında herkesin cümlelere ihtiyacı var. Benim de ihtiyacım vardı ve o cümleleri kişilerden beklemedim hiçbir zaman. Biri gelsin ve bana her şeyi göstersin demedim. Ben onlara gittim. İhtiyaç duyduğum hissi ben aradım. Eksikliğini duyduğum şeyi ben anlamaya çalıştım. Alakasız yerlerde, saçma alanlarda, kopuk düşüncelerde dolandım. Gerçek hayatta bir şeyleri izlemek bir şeyleri anlamaya yardımcı oluyordu. Ama eksikti ve yetmiyordu. Hiçbir zaman yetmez. Kafalarda dolandım. Arkadaşımın bazen senin kendin gibi bir arkadaşın olmadığı için sinirleniyorum dediği arkadaşı ben kendim buluyorum. Hem de benden çok daha iyilerini, her ne kadar genelde ölmüş olsalar da. Sonuçta yazdıkları da ölmedi dimi? Okuyorum, okudum ve okudum. Yüzlerce sayfayı bazen sadece tek bir gerçek cümle için taradım. Bazı şeylere ihtiyacımız var ve onları görene kadar neye benzediklerini tam olarak anlayamayabiliyoruz. O yüzden aramak ve