Canlılığı zaten “canlı” yapan özellik, kendi düzensizliğini aktif olarak azaltma çabasıdır. Bunu yapmanın tek yolu beslenmedir (dolayısıyla enerji üretimi ve tüketimidir) ve tüm canlılar, öyle veya böyle, etraflarından besin ve enerji almak zorundadırlar.
Canlılığın başlangıcına kadar izleyebileceğimiz soy hatlarında her zaman canlılık, kendisinden önceki canlılardan oluşmaktadır. Ancak canlılığın başlangıcına ulaştığımızda, canlılığın cansızlık içerisinden evrimleşmiş olduğu görülecektir.
Evrim, canlıların değiştiği gerçeğini ortaya koyan, “ne” sorusunun cevabı olan bir doğa gerçeğidir. Evrim Kuramı ise, bu doğa yasasının nasıl işlediğine ve canlıların “neden” evrim geçirdiklerine yönelik açıklamalar bütünüdür.
Bir kalabalığı boyunduruk altına almakla, bir toplumu yönetmek arasında her zaman bir ayrım olacaktır. Dağınık yaşayan insanların sayıları ne olursa olsun, birbiri ardınca bir kişinin buyruğu altına girdikleri zaman, bence artık ortada bir ulusla başkanı değil, bir efendi ile köleleri vardır. Bu belki bir topluluktur, ama hiçbir zaman toplum sayılamaz.