Beynin birincil modu hissetmek, ikincil modu ise düşünmektir. İlk tepkimiz -beynin hızlı ve bilinçsiz kısmı- hissetme ve beklenti için optimize edilmiştir. İkinci tepkimiz -beynin yavaş ve bilinçli kısmı- "düşünme" işini yapan kısımdır.
Suat ile Mümtaz, birbirlerinin zıddı gibi görünmekle birlikte tez ve antitez gibi birbirini tamamlayan karakterlerdir. Öyle ki Suat'ı, bağımsız bir karakter değil, Mümtaz'ın öteki beni, iç sesi olarak yorumlamak dahi mümkündür. Suat'ın "Ben zaten senin yanından hiç ayrılmadım... Vazifem seninle beraber olmak" cümlesi bu yorumlar için bir çıkış noktası olabilir.
Her iki karakterin ortasında yer alan Ihsan, ikisine de benzemez, ikisinin de fikirlerini eleştirir, onları bir hoca gibi yönlendirmek ister. Bununla birlikte hiçbir şekilde uzlaşamayacağı Suat'tansa yanında büyüttüğü, kendi dünyasına göre yetiştirdiği Mümtaz'a yakındır. İhsan'ın romandaki varlığı Mümtaz ile Suat arasında gerilen uçları belirginleştirmeye ve ikisine de farklı bir zaviyeden bakabilmeye yarar. Orta yolcu fikirleri ve her fırsatta çektiği nutukları dışında kişisel bir varlığı yoktur İhsan'ın. Zaten o, aşırı duyguların hayatı ele geçirmesine izin vermeyen dengeli insanı örnekler. Trajik bir kazada ölen çocuklarının acısını bile İhsan değil karısı Macide yaşar. *