“Bazı hikâyeler yürekten yazılır… Bazı aşklar ise sadece yürekte yaşanır.”
Buket Uzuner, bu romanda sadece bir aşkı değil; bir ülkenin siyasi çalkantılarını,
bir toplumun dönüşüm sancılarını,
ve insan kalbinin en gizli odalarını anlatıyor. Klasik bir aşk romanından ziyade susarak, içine atarak sevmenin romanı. Bir yanda “şiir gibi” seven Tuna, bir yanda hikayesi çok az süren ( ve beni gerçekten de üzen) mağrurluk abidesi Aras ve gönüllerin prensesi, kalbinde ikisini de taşıyan Ada. Çocukluk arkadaşlığı, zamanla bir aşk üçgenine,
Aşk ise ömür boyu süren bir suskunluğa dönüşüyor…
Mutlaka okumalısınız!
Okuduğum romanlar arasında en “değişiği” bu romandı kesinlikle. Çünkü henüz 11 yaşındaki Derda’nın yaşadığı olaylar normal değildi. Küfür, cinsel içerikler, madde söylemleri, cinayetler vs. oldukça fazlaydı. Kitabın kurgusu iyi hoş, yazarın dili de kendine çekiyor ama sevemedim bu kitabı. Kitap sanırım bana hitap etmedi çünkü çoğu kişi sevmiş. :(
"... Her insan değerlidir. Öyle olmalı ama neden saklamalı, hiç tanışmamış olsak, uzaktan bile olsa, sevdiklerimiz daha değerlidir! Hele tanıyıp da buna rağmen sevebildiklerimiz!