Japonlar kafayı sıyırmış abi… yani şu incecik kitapta sapıklık mı ararsın, sadistlik mi ararsın, satanistlik mi ararsın, suça itilen değil suçun ta kendisi olan korkunç ergen oğlanlar mı ararsın… maşallah hepsi bol bol var. Hayır kitabı tatile götürdüm bir de deniz kum güneş mis gibi takılıp huzurla kitabımı okuyayım beynimi boşaltayım derken resmen bir gariban yavru kedinin nasıl *ldürülebildiğini bile okumuş bulundum ya… hayır bari bunları basmasaydınız abi, ya çoluk çocuğun eline geçerse, böyle kitaptaki antisosyal kişilik bozukluğu olan elemanların eline geçerse de okuyup cesaret bulursa? Bu teknoloji çağında isteyen istediğini her yerde bulup izliyor okuyor orası ayrı konu ama eserin yazıldığı dönemde bu içerikteki bir kitabın basılmasına nasıl izin verilmiş anlamak güç…
Bir şey itiraf etmek istiyorum; ben yaşlanmaktan korkuyorum… belki de mesleki deformasyondur bilmiyorum ama şu sıralar sağlıklı bir şekilde yaşlanmak ve yaşlanmayı olabildiğince geciktirmekle kafayı
Bir oturuşta bitirdiğim ve maalesef bende ağır psikolojik hasar bırakan bir öyküydü… Yazarın kendi hayat hikayesi de başlı başına umut, sevgi ve mücadeleyle bezenmiş bir hüzünle kaplı gerçi zaten.. Şu an ciddi ciddi canım yanıyor, beni en çok kahreden nokta da şu ki: kitabın sonunda sorulan bir soru var, sadece tek kelimelik bir soru, spoiler da değil, “NEDEN?” deniliyor, ben de bu soru sorulana kadar hiç düşünmedim biliyor musunuz? Neden diye sorgulamak aklıma bile gelmedi ve bu yüzden berbat hissettim. Bu sorgulamayı yapmamış olmak, neden diye düşünmemiş düşünememiş olmak vicdanen bir miktar körelmiş olup olmadığımla ilgili kendimi sorgulamalara itti, belki de şu an fazla hassas yaklaşıyorumdur bilmiyorum ama unutamayacağım unutmak istemeyeceğim kitaplar arasına girdi. Tüm mazlum coğrafyalara barış, huzur, mutluluk ve güven dolu günlerin hayırlısıyla, olabilecek en kısa sürede gelmesi en büyük duam…
George Dandin mağdur, mazlum biri olmadığı için, karısıyla onun dışında herkesin rızasını alarak evlendiği için ve en önemlisi sürekli küstah konuşmalar yapan biri olduğu için böyle aşağılanması, zorbalanması, küçük düşürülmesi ne yalan söyleyeyim beni gayet keyiflendirdi, böyle adamlara böyle muamele gerekli.. piyes okurken kendim hayal etmeyi çok sevsem de her zamanki gibi sahnede de izleme isteğimin oldukça kabardığı bir eser oldu
Öncelikle; Yaşar Kemal’den okuduğum ilk eser Ağrı Dağı Efsanesi oldu ve kalemine aşık oldum… bu sene Türk edebiyatından daha çok eser okuma hedefim var. Zaten efsane şeklinde olsun ya da olmasın kısa