İlk hikayemizin adı Avni Hurufi Efendi'dir. Bu hikayede, yalnız yaşadığını düşündüğümüz ellili yaşlarda, tıknaz kısa sakallı bir adamın çevresinden bunalması sonucunda önce felç geçirip sonra hayatını kaybettiğini okuyoruz. Avni Hurufi Efendi bazı akşamlar kendi kendine çıkıp yiyip içip evine dönmeyi seven bir karakterken bir gün komşu kınasındayken yanına gelen ve onu gevezeliği ile köşeye sıkıştıran Şevki, adamın akşamını mahveder. Avni Efendi ondan kurtulduğunu zannederken Saraç İbrahim Efendi'ye sığınır ve onun da laflarından bunalınca kötüleşir.
El Malının Tasası ise komşuların kendi arasında geçen diyaloglarından oluşuyor. Kahvede gemilerle ilgili konuşulurken bahçeden gelen iki kardeşin kavga sesi sohbeti böler.
İki Ziyaret adlı hikayede farklı zamanlarda aynı kişilerle gerçekleşen ziyaret konu edinilmiş. Doktor Şakir Mustafa Efendi eski tanıdığı Eczacıbaşı Yusuf ve ailesinin yıllar içindeki değişimine, maddi durumun artması ile oluşan yozlaşmaya, kuşaklar arasında değişen değer yargılarına şaşırır.
Rüya Nasıl Çıktı hikayesi postacı Tevfik Efendi'nin komşusu İzzet ile karşılaşmasıyla başlar. İzzet Efendi onu rüyasında gördüğünü söyler ama rüyasını anlatamadan Tevfik Efendi iş yerine geri dönme bahanesiyle oradan ayrılır. Akşam eve gittiği vakit eşi ve kayınvalidesinin pekmez kaynattığını görür. İçinde duymak istemediği rüyanın sıkıntısıyla onlara yardım etmeye gider ve pekmez ayaklarına dökülür. Bu vahim durumunu rüyanın şerrine bağlayan ve bir şekilde çıktığını düşünen Tevfik Efendi, geçmiş olsuna gelen İzzet Efendi'den aslında onu rüyasında görmediğini öğrenir. Memduh Şevket, bu hikayesinde durum hikayesinin güzel örneklerine yer vermiştir. Olayın akışını keserek karakterlerin iç dünyasını okura yansıtır.
Haşmet Gülkokan; Soma'da doğmuş, İstanbul'da büyümüş,