Mîna Urgan'la tanıştığıma çok memnun oldum. Tanıştığıma diyorum çünkü bu bir yaşantı kitabı. Kendisinin hem hayatını, fikir yapısını, ailesini, kariyerini okuyoruz hem de dönemin çoğu aydın ismine rastlıyoruz. 85 yılın vermiş olduğu tecrübenin yanı sıra ve neredeyse yakın Türkiye tarihinin tüm önemli olaylarına değinmiş kendi bakış açısıyla. Tarafsızlık gayreti yok zira öyle bir beklentisi olanların beğenmeyeceğini hatta belli bir kesimin rahatsız olacağını düşündüğüm yerler yok değil ama kendisi savunucusu olduğu olguları korkmadan dile getiriyor zaten.
Edebiyat camiasından ne çok tanıdığı, yolunun kesiştiği isim varmış. Bu kitap sayesinde Tahsin Nahit, Falih Rıfkı Atay, Sait Faik, Necip Fazıl, Yaşar Kemal, Aziz Nesin, Sabahattin Eyüpoğlu, Halide Edip Adıvar gibi nice ismi yakından tanıma fırsatı buldum. Üstelik dili son derece sakin, yalın ve bir o kadar da neşeliydi. Urgan, kendisinin edebî bir iddiası olmadığını hatta bunu beceremediğini bu yüzden edebiyat profesörü olmayı seçtiğini belirtiyor.
İyi ki de edebiyatla ilgilenmiş ve kitabı karşıma çıkmış. Kazandırdığı her şey için teşekkürler :)