Bu nedenle insan kendininkine değil sadece başkasının karakterine uygun olan, aslında kendini mutsuz hissedeceği, muhtemelen tahammül bile edemeyeceği konum ve koşullara kıskançlık duyacaktır. Zira nasıl ki balıklar suda, kuşlar havada, köstebek toprağın altında rahatsa, her insanda sadece kendine uygun atmosferde rahat eder; nitekim saray havası da herkes için soyunabilir değildir. Tüm bunlara ilişkin yeterince içgörü sahibi olmadığından bazısı çeşitli başarısız denemelerde bulunacak, kendi karakteri ile bilhassa mücadele edecek ama sonunda yine ona boyuneğecektir. Kendi doğasına karşı güçlükle elde ettiği şey ise ona zevk vermeyecektir; bu şekilde kazandığı edinim ölü kalacak, hatta etik bakımdan saf, dolaysız bir güdüden değil bir kavramdan, dogmadan kaynaklanan, kendi karakterine göre fazla asil kaçan eylem, peşi sıra bencilce bir pişmanlıkla onun gözünde bile bütün değerini yitirecektir.