Kendime hatırlatıcı olması nedeniyle yazmamdam ötürü ufak da olsa spoiler içerecektir. Lütfen okumadan dikkate alınız.!
Bilmiyorum bu kitabı nasıl anlatırım ama okuduğum en ilginç kitaplardan biri oldu benim için. Zamanında üniversitede hocalarımın dilbilim için okutmaya çalıştığı bir kitaptı benim için, o zaman çok da ilgimi çekmediğinden mi bilemem okumadım. Şimdi bu karantina günlerine nasipmiş ki 2011 diye tarih atmışım üzerine 9 yıl olmuş.
Gelelim kitaba, aslında garip bir hikayesi var; Baudolino adında bir fırlamayı küçük yaşta alan Alman Kralı onu yetiştirir ve manevi oğlu olarak görür, bunu aslında bir anlamda Baudolino kendi başarmıştır, dile olan yatkınlığı - ki birçok dili de sonradan öğrenir- ona inanılmaz bir yalan söyleme ve bu sayede karşısındaki etkileme yeteneği bahşetmiş böylece kendini bir anda kendini kralın manevi oğlu olarak buluvermiştir. Öyle ya da böyle yalanlarıyla herkesi kandırabilmiş ve hikayesini sürdürmüştür. Yeri geldi hikayesinde manevi babasının istemeden de olsa ölümünü bir anlamda sebep oldu, yeri geldi savaş olmadan babasının ikna ederek - yine dilini kullanarak- bir savaşa engel oldu ve doğduğu toprakları kurtardı yeri geldi fantastik yaratıklarla bir maceraya atıldı... Birçok atıldığı macerada kendi yarattığı dünyanın macerası oldu bir anlamda ve en sonunda -bu kısımda en olamıyorum- kendi ürettiği yalanlara, hikayelere kendi de inanarak kendi sonunu getirdi. Yani umarım yanlış anlatmamışımdır, okuyan varsa hayır öyle değil kardeşim şu şekilde daha iyi bir anlatım olur bu kitap için diyerek yorum atsın, ama açık söylemek gerekirse tartışabilecek kadar da çok anladığımı düşünmüyorum.
Kitabı okurken bazı kısımlar beni o kadar yordu ki yani bu kadar uzatmanın anlamı var mıydı diye düşünmeden edemedim. Saygısızlık etmek istemem,
BaudolinoUmberto Eco · Doğan Kitap · 2024820 okunma
Kendime hatırlatıcı olması nedeniyle yazmamdam ötürü ufak da olsa spoiler içerecektir. Lütfen okumadan dikkate alınız.! Ayrıca diğer alıntılarımdan farklı olarak madde madde gitmemin sebebi ise farklı noktalara değiniyor olmasından kaynaklanmaktadır.İyi okumalar...
- Genelde ABD eğitiminden bahsetse de aslında küresel anlamda bir "okul eğitiminin" kapitalist bir dünya düzenine insan kaynağı yaratma amacıyla benimsendiği, insanları sorgulayan değil itaat eden bir konuma sokmaya çalışan bir sistem olduğu üzerinden ilerleyen bir kitap olduğu inancını taşıyor ki düşününce şu düzen içinde çok da haksız olmadığı görülebilir.
- ABD eğitim sisteminin, ülkenin kuruluş aşamasında büyük etkisi olan Prusya'dan - Almanya- etkilendiği hatta direk onların sistemini entegre ettiği söyleniyor.
-Okul eğitiminin tamamen yaratacılığı öldürdüğü üzerine çok durulurken, bunun da sistematik bir şekilde yapıldığı tezi konu ediliyor. Sebebini alıntıladığım bir sözün kısa anlatımını vererek anlatmış olalım; yönetilebilmeleri için insanların hayal gücünü kullanmasını engellemek gerek.
- TV olayına da değinilen kitapta yazar, büyümenin önündeki büyük engellerden olarak görüyor. Çünkü gerçeklikten uzak şeylere alıştıkça, bu değerleri unuttuklarını ve işlerin nasıl yürüdüğü hakkında bir fikre ve tutarlı davranma dürtüsüne sahip olamadıklarını belirtiyor. Onlara gerçek dünyanın daha ilginç olduğunun gösterilmesi gerektiğine inanıyor.
- 2. Maddede belirtildiği üzere, Alman dayatması bir eğitime sistemine eleştirilerini sürdürürken, bir başka dayatmaları olduğunu düşündüğü 'çocukluğun suni bir şekilde uzatılması' konusuna da değiniyor. Ve çizgi filmlerin de bu amaçla tasarlanmış ürünler olduğu konusunda ısrar ediyor. Ki bu sayede çocukluğu uzamış bireylerin kendilerini gerçeklikten soyutlamış,
Kendime hatırlatıcı olması nedeniyle yazmamdam ötürü ufak da olsa spoiler içerecektir. Lütfen okumadan dikkate alınız.! İyi okumalar...
Uzun zamandır Hasan Ali Yücel klasikleri dizisini okumaya niyetli haldeyim. Şu karantina günlerinde onlara yer vermeye çalışıyorum, bu klasik de onlardan biri oldu benim için. Öncelikle "İnsan Neyle Yaşar?" kitabı, içerisinde kısa kısa 6 hikaye barındıran bir öykü kitabı niteliğinde. Okuyunca belki diyebilirsiniz ki; bu çocuk kitabı gibi, kısacık hikayeler... Fakat bu hikayelerin özelinde okuyunca sizde anlayacaksınız ki verdiği mesajlar oldukça elzem ve unuttuğumuz değerler olarak karşımıza çıkıyor. Şimdi okullarımızda verilmeye çalışılan değerler eğitiminde kullanılabilecek çok güzel hikayeler içeriyor. Dili de öyle sade ki küçük yaş gruplarında kullanılabilecek bir klasik bence. Peki bu 6 hikayenin vermeye çalıştığı erdemlerden benim yakaladıklarım ne oldu; sevgi, hoşgörü, ağırbaşlılık, tokgözlülük, mutluluk ve asıl zenginlik... Basit 1 saate okuayabileceğiniz güzel bir kitap ve ayrıca klasik olması dolayısıyla benim gözümde okunası bir kitap..
Gelelim bir başka değinmem gereken noktaya; başta da söylediğim gibi Hasan Ali Yücel klasikleri oldukça ilgimi çeken eserler, sebebi ise Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk çeviri hareketinin ürünleri olması. E ne var yani? bunda diyebilirsiniz, hakkınızdır da.. Şöyle açıklayayım; klasikleri İş Bankası Kültür Yayınlarından okuduğunuz zaman dikkat edin ilk sayfaları Hasan Ali Yücel'in sözlerinden oluşmaktadır. Bu kısımda yeni Türkiye'nin toplumunu oluştururken sanat eserlerinin ve bir anlamda henüz yeni oluşan edebiyatta çevirinin önemine değinir. Bundan dolayıdır ki, toplumu oluşturan erdemlerin verildiği kitap bende oldukça güzel izlenimler bıraktı. Bunun yanısıra unutulmaya yüz tutmuş erdemleri
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024234,4bin okunma
Sayfa 56 - Mum hikayesinde Pyotr Miheyev, köylülerin Paskalya'da çalıştığı için Tanrı'nın ona ceza vereceği konusunda alay ederken verdiği cevap. -Mum yakıp saban sürüyor-·Kitabı okudu