Kendime hatırlatıcı olması nedeniyle yazmamdam ötürü ufak da olsa spoiler içerecektir. Lütfen okumadan dikkate alınız.!
"İslam uygarlığının o günkü payitahtı konumunda olan Belh şehrinden bir iftira sonucu göç eden Mevlana'nın babası Sultanü'l Ulema Bahaeddin Veled ve yakınlarının çile dolu yolculuğuyla başlayan kitap, Mevlana' nın herkese şaşkınlık veren manevi gelişimini ilmek ilmek dokuyor. Mevlana'nın aşkla yoğrulan iç yolculuğunun ve bitmek bilmeyen çilelerinin nakış gibi işlendiği bu unutulmaz kitapta, tarihi bilgilerin ışığında anlatılmış çarpıcı bir hikayeye tanıklık edeceksiniz. Mevlana'yka Konya sokaklarında yürüyecek, Şems'le sema yapacak, çağlar boyu ateşi hiç sönmeyen Mesnevi'nin doğuşuna tanıklık edecek ve tarihe damga vurmuş tasavvuf büyükleri ile birlikte ilahi aşkın şerbetini tadacaksınız..." Kitabın kapağından yaptığım bu alıntıdan daha güzel anlatılamayacağımı düşünüyorum. O yüzden kitabın içeriği ile ilgili daha fazla şey söylemenin anlamı yok.
Gelelim yazar ve anlatım kısmına; Okay Tiryakioğlu çok uzun zaman önce abimin bana oku diyerek tavsiye ettiği ve ne de iyi ettiği bir yazar. Tarihi bilgileri hikaye olgusu içine öyle güzel yerleştiriyor ki tadından yenmiyor. Hani hep denir ya; 'Tarih öğretmenlerinin işi çok zor, eğer anlaşılmak istiyorsa olayları hikayeleştirmesi gerekir.' Sanki edebiyat dünyasının bir 'tarih öğretmeni' gibi yazıyor olayların içine çekerek merak uyandırıyor. Çok zaman önce okuduğum padişahlar romanlarını yakın zamanda yeniden okuyacağım o tatları yeniden alacağım günleri iple çekiyorum. Onlara gelmeden önce de 'Mevlana' kitabını bitirmiş oldum ve o her zamanki tadı yine damağımda yer etti. Tek bir olumsuz yorum yapabilirim o da kendi adıma elbette; yazar bu kitabında da diğer kitaplarında da çok fazla eski kelimeye yer
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kendime hatırlatıcı olması nedeniyle yazmamdam ötürü ufak da olsa spoiler içerecektir. Lütfen okumadan dikkate alınız.!
Uzun zaman önce kitabı okumak, daha doğrusu Elif Şafak okumak istiyordum fakat bu zamanlara nasipmiş. En fazla satış yapan kitaplar arasında yer alan kitabı "Aşk" romanı ile başlamak da doğru bir kararmış onu anladım. Roman aslında içinde başka bir romanı içeren bir kitap olarak karşımıza çıkıyor ve bu haliyle ilginç bir konuma getiriyor bir anlamda. Ella Rubinstein'dan kendisine verilen bir romanı incelemesi isteniyor ve monoton geçen hayatına heyecan katmak istese de çok istemeyerek kabul ediyor. Kitabın özü Mevlana ve Şems'in tanışmasından alıp aralarındaki günümüzdeki anlamından uzak olan bir aşkı - tasavvufi aşkı- anlatıyor. Daha sonra ilgisini çeken bu hikayeden araştırmalarına başlayan Ella, yazar Aziz Zahara ile iletişime geçiyor ve mail arkadaşlıkları ile geçen zamanların ardından zor da olsa bir araya geliyorlar. Kitabın sonunda Aziz Zahara ölürken, Mevlana'nın ebedi evi olan Konya'da yanında sadece Ella oluyor. Garip bir aşk hikayesi olmakla birlikte kitapta, Ella yapılamaz, mümkün değil dediği şeyleri kendi yapmış olduğunu anlıyor. Kendimce yaptığım çıkarım sonucunda aslında Şems, Mevlana'yı nasıl değiştirdi ise Aziz de Ella'yı öyle değiştiriyor yapamam dediği şeyleri yapması konusunda cesaretlendiriyor. Bunun yanı sıra romanın içindeki roman olan "Aşk Şeriatı" nda karakterler öyle güzel işlenmiş ki o kadar karakterin içinde harika yer eden karakterleri gözünüzün önüne getirebiliyorsunuz. Elbette Şems ve Mevlana'nın o muhabbeti ve yukarıda bahsettiğimiz üzere şu anki anlamından uzak olan aşkı -tasavvufi aşkı- arama çabaları da oldukça güzel bir şekilde anlatılmış. Kısacası kitabın içinde bir kitap, aşkın içinde aşkı aramak adlı bir roman
"Şimdi dağınık ve başsız olan Türk'ün gazabından çekinin. Bir kez toparlanmayı başarırlarsa sizi geldiğiniz o çöllerin kumuna boğmadan geri dönmezler."