İşin gerçeği, arzularımız, aklı hiçe sayarak dilediğini yapar.
Meteoroloğun sadece atmosferin yoğunluk derecesi bilgisine göre yağmurun yağacağını bilmesi ancak yağmuru yağdırmaya gücü olmaması gibi aklın da bu mücâdelenin sonucuna pek tesiri yoktur.
İşte akıllı insanın edinmesi gereken tavır budur. Öcünü alırken bile sükûnetle yapmalı. Daha doğrusu akıllı insan öç almaz zaten. Kimsenin onun rahatını bozmaması gerektiğini bildiği için sadece huzûruna kastedecekleri, anlayacakları şekilde düzelterek önlem alır.
Bu “bana ne derler” durumu sevimli, saygılı ama içi boş insanlar oluşturur. İpleri başkalarının elinde olan kuklalar misâli. En zor anlarda bile hissettikleri “makbûl” olan olacaktır.
Tekrar etmek gerekirse kaprislerle dolu, donuk, boş beyinlerle geçirilen tüm zamanlar isrâf olmakla birlikte ahlâksızca geçirilen zamanın güzel geçtiği sanılır. Tekrar tekrar söylemekten gocunmadan parayı, zamanı aptalca harcadığımızı ve ardından da zihnin boşuna yorulduğunu bilelim.
Kaçırdığımız gerçek zevkleri, gezebileceğimiz müzeleri, okuduğumuzda bize muhteşem fikirler katacak kitapları düşünelim; zekice sohbetleri, arkadaşlarla güzelim yürüyüşleri unutmayalım. Zevk-ü sefâyı takip edene düşense mutsuzluk, mutsuzlukların da en acısı olsa gerek...