defalarca izleyebilirim, buse'nin nikah töreninde ''hayır'' cevabını verip, çıkıp koşmasını... kime ve neye karşı olursa olsun ''hayır'' cevabının kuvveti ve özgürlüğü bambaşka. buse tüm yükü kendine yükleyerek, yıllarını paylaştığı ve aynı zamanda yıllardır hayalini kurduğu uğur ile nihayet evlenecekti. nişan gününün sonunda gelen ayranları bile kendi teslim alınca ''ben ne yaşıyorum ya'' diye kendi kendine sorgulamaya başlayıp, iç seslerinin esiri olup ağlayarak ayranları parçalamıştır -sahneyi izleyenler bilir yıllardır oyunculuk yapanlara taş çıkarır- ve bu sahneye ''Ruhum endişeli/ Anılar hep içeri/ Bu yüzden yok hiç benim bekleyenim .....Hâlimi soran bile yok/Hayat artık hiç sarmıyo′/Ama sen olmasan da olur'' sözlerini içeren şarkının eşlik etmesi de pek tabii tesadüf değil. ve tabi ki konu asla ayran değildi.... düğün gününde ise nikah kıyılırken ''...uğur beyi eş olarak kabul ediyor musunuz'' sorusu karşısında buse'nin sessizliğini koruması herkesi şaşırtmıştı ve büyük bir kararlılık ve çoşkuyla ''HAYIR'' cevabını verip, ilk dakikalarda kimse peşinden gelmemesine rağmen salondan koşarak ayrılması ve caddelerce -bazen tebessüm bazen kaygılı bir yüz ifadesiyle- koşmaya devam etmesi, ''hayır'' cevabının buse'ye getirdiği ferahlığın ve özgürlüğün göstergesiydi ve sanki buse o sahnede ''evet'' cevabıyla kendine yükleyeceği tüm yükler, poblemleri ve ''ruhuna endişeler eken'' partnerini ''hayır'' cevabıyla tüm kuvvetiyle itmişti. arkasından koşup dakikalar sonra yetişen iki kuzeni, buseyle birlikte soluğu pilavcıda aldılar. buse'yi hiç yadırgamadılar, az önce yaşananları söz konusu dahi etmeden başkaca konular hakkında sohbet ettiler. uğura ne mi oldu? salondan çıkarken ''ben bunları hakettim'' dedi sadece... yukarıdan kurgudan bağımsız olarak şunlara değinmeden
Duygu ve Düşünce
Bazı cevaplar yük olur insana yalnızca. Bilmek hiçbir şey kazandırmayacak sana acıdan başka
Reklam
Arkadaşlarıma Görünce sana beni anımsatan üç şeyi söyler misin? diye sordum ve cevaplar böyleydi... Not; sondakine takılmayın ya ehehhehee sarı sevgimi de sorgulmayin teşekürler:)
1000Kitap
bibliyosmia & zihnintuzaklari
📚 bibliyosmia & 🧠 zihnintuzaklari Birinde kitaplar, makaleler ve kavramlar üzerine eleştirel okumalar; diğerinde düşünmeye davet eden alıntılar. Psikoloji, psikiyatri, felsefe, sosyoloji, bilim ve insan üzerine… Hazır cevaplar vermek için değil, soruları çoğaltmak ve birlikte düşünmek için buradayız. Sosyal medya algoritmaları arasında kaybolmadan kitaplarla karşılaşmak isterseniz bibliyosmia’ya bekleriz. 📚 instagram.com/bibliyosmia?igs...
Bibliyosmia
...cevaplar burnumuzun dibinde, ama görecek göz nerede. Ahmet Ümit
Alıntı
Sosyal Çürüme
Bende bu konu hakkında biraz konuşmak istiyordum, başka birinin yazdığını görünce bende deyinmek istedim. Son yıllarda toplumda beni en çok düşündüren şeylerden biri insanların birbirine karşı giderek daha duyarsız hâle gelmesi. Bir zamanlar insanların üzülerek karşıladığı birçok olay artık birkaç dakika konuşulup unutuluyor. Kötü haberler o kadar sık karşımıza çıkıyor ki bazen gerçekten üzülmeye bile fırsat bulamadan bir sonraki gündeme geçiyoruz. Sosyal çürüme denildiğinde çoğu kişi ekonomik veya siyasi sorunları düşünüyor. Oysa bence asıl mesele insanların birbirini anlamaya çalışmaktan vazgeçmesi. Farklı düşünen birini dinlemek yerine hemen yargılamak, bir hata yapanı düzeltmeye çalışmak yerine onu aşağılamak ve tartışmaları hakaret yarışına dönüştürmek günlük hayatın parçası hâline gelmiş durumda. Bunu özellikle internette görmek mümkün. İnsanlar yüz yüze söylemeye cesaret edemeyecekleri sözleri ekranın arkasından rahatlıkla yazabiliyor. Bir başkasının üzüntüsü bazen eğlenceye dönüştürülebiliyor. Olayların insani yönünden çok kimin haklı çıktığıyla ilgileniliyor. Bir diğer dikkat çekici konu ise sabırsızlık. Her şeyin anında olmasını istiyoruz. Bilgiyi araştırmak yerine kısa cevaplar arıyor, uzun emek gerektiren başarıları değil bir gecede ünlü olan insanları konuşuyoruz. Bu durum yalnızca bireyleri değil, toplumun genel bakış açısını da etkiliyor. Elbette toplum sadece olumsuzluklardan ibaret değil. Hâlâ yardımlaşan, fedakârlık yapan ve başkalarının hayatına dokunmaya çalışan insanlar var. Ancak bu değerlerin korunabilmesi için onları sıradan değil, önemli şeyler olarak görmeye devam etmemiz gerekiyor. Belki de sosyal çürüme, insanların. kötüleşmesinden çok iyi olan şeylere karşı ilgisini kaybetmesidir. Çünkü bir toplum iyiliği, saygıyı ve vicdanı yeterince
Duygu ve Düşünce

N☾☆

@_Okyanusdibi
·
Sosyal Çürüme
Şu an Türkiye’de sosyal çürüme var bilmiyorum fark etmemek gerçekten zor gibi geliyor. Çünkü etrafımıza baktığımızda yalnızca ekonomik ya da siyasi tartışmalar değil, aynı zamanda ahlaki ve zihinsel bir değişim de görüyoruz. Normalleşmemesi gereken birçok şeyin artık sıradan kabul edilmesi, insanların buna şaşırmayı bile bırakması dikkat çekici bir durum.Sosyal çürüme dediğimiz şey aslında bir toplumun bir anda bozulması değildir. Daha çok, küçük değer kayıplarının zamanla birikmesiyle oluşur. İnsanların birbirine bakışının değişmesi, saygının azalması, içeriklerin giderek yüzeyselleşmesi ve kalite yerine dikkat çekmenin ön plana çıkması bu sürecin parçaları olabilir.Bugün eğlence anlayışımıza baktığımızda bunu net şekilde görmek mümkün. Özellikle bazı popüler müziklerde kadını aşağılayan, onu bir birey değil de bir obje gibi gösteren sözlerin yaygınlaşması düşündürücü. Bu içerikler çoğu zaman “sanat” adı altında sunuluyor; fakat sanatın yalnızca dikkat çekmek değil, aynı zamanda düşündürmek, hissettirmek ve topluma bir şey katmak gibi bir yönü de olması gerekmez mi? İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Dinlediğimiz şeyler bize gerçekten bir değer mi katıyor, yoksa sadece birkaç dakikalık tüketimden mi ibaret?Fakat mesele yalnızca müzik değil. Sosyal medyaya baktığımızda da benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Günlerce konuşulan konuların büyük bir kısmı insanların özel hayatları, magazin olayları, anlamsız tartışmalar ve birbirini aşağılamaya dayalı içerikler oluyor. Buna karşılık bilimsel bir başarı, önemli bir kültürel çalışma ya da topluma fayda sağlayan bir gelişme çoğu zaman hak ettiği ilgiyi göremiyor. Sanki dikkat çekmek, değerli olmaktan daha önemli hâle gelmiş gibi.Eskiden insanlar toplumda saygı görmek için bilgi sahibi olmaya, bir alanda başarılı olmaya
Reklam
Reklam