Puan vermedi·376 syf.··
2026 34. kitabı
Romanın merkezinde, terk edilmiş ya da kullanılmayan arazilere gizlice sebze meyve eken çevreci bir topluluk bulunur. Grup yıllardır idealleri uğruna mücadele ederek maddi zorluklarla ayakta kalmaya çalışır. Bir gün büyük bir heyelan sonrasında ulaşımı kesilen kırsal bir bölgede, uzun süredir değerlendirilmeyen geniş bir arazi ortaya çıkar. Kolektifin lideri Mira, bunu grubu kurtarabilecek büyük bir fırsat olarak görür. Ancak araziyle ilgilenen tek kişi o değildir. Karşısına son derece zengin, karizmatik ve gizemli bir teknoloji milyarderi çıkar. Bu adamın sunduğu iş birliği teklifi, grubun geleceğini değiştirebilecek kadar caziptir. Fakat roman ilerledikçe mesele sadece bir tarım projesi olmaktan çıkar. Güven, çıkar çatışmaları, gözetlenme hissi, idealler ile kişisel hırslar arasındaki gerilim giderek büyür. Her karakter kendi doğrularıyla hareket ettiği için, kimin gerçekten haklı olduğunu çözmek zorlaşır. Öncelikle Kül ve Tohum, Booker ödüllü yazar Eleanor Catton tarafından yazılmış; çevre aktivizmi, güç, etik ve insan doğası üzerine kurulu bir düşünsel edebî gerilim romanı. Özellikle ilk yüz sayfada ciddi sabır isteyen, sonrasında da kolay okunmayan bir roman. Kurgunun politik ve toplumsal fikir tartışmaları olay örgüsünden daha baskın. Çevrecilik, kapitalizm, güç ilişkileri üzerine sorgulamaları ve finale doğru karakterlerin yaptıkları seçimlerin sonuçlarını merak ettiğim için ben severek okudum. Ancak her okura aynı şekilde hitap edeceğini düşünmüyorum. Kitap vadettiği gerilim duygusundan ziyade karakter çözümlemeleriyle ilerliyor. Özellikle içerdiği konu alanlarına ilginiz yoksa, sıkılma ihtimaliniz oldukça yüksek. Şayet merakınızı cezbediyorsa ilginç ve farklı bir deneyim olacaktır. Karar sizin.
Kül ve TohumEleanor Catton · Domingo Yayınevi · 20266 okunma
Yıkımlarla Taşan Bir Coğrafya da Yalnız Bir Sultan
10/10
·648 syf.··
2026 25. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 01:01
Osmanlı tarihinin en çok tartışılan, kutuplaşmış ideolojilerin gölgesinde ya tamamen yerilen ya da kusursuzlaştırılan figürü II. Abdülhamid’i anlamak, her şeyden önce onun üzerindeki tarihi kalın perdeleri kaldırıp insani yönüyle yüzleşmeyi gerektirir. François Georgeon’un kaleme aldığı Sultan Abdülhamid biyografisi, nesnel yaklaşımıyla buna harika bir zemin hazırlıyor. Ancak bu eseri, satır aralarında kaybolarak, altını çizdiğimiz can alıcı vurgular ve hissettiğimiz derin empati üzerinden okuduğumuzda, karşımıza ideolojik kalıpların çok ötesinde; yalnızlık, hüzün, büyük idealler ve coğrafyanın getirdiği amansız bir çaresizlikle yoğrulmuş trajik bir lider portresi çıkıyor. ​Abdülhamid’in saltanat yıllarındaki o meşhur "şüpheci" ve "merkeziyetçi" yönetim tarzının köklerini anlamak için, Georgeon’un da altını çizdiği gibi, onun travmatik gençlik yıllarına inmek gerekir. Daha tahta çıkmadan önce etrafı şüphe duvarlarıyla örülmüş bu şehzade, kendi gençliğini "Gençliğinde 'saltanat için bir gün tehlikeli olabilirim korkusuyla beni dünyadan ayırdıkları, hiçbir şey öğrenmeme müsaade etmedikleri için ne kadar bedbaht'..." sözleriyle özetler. Eğitim hakkı bile elinden kısmen alınarak soyutlanan bu bedbaht şehzade, tarihin bir cilvesi ve ardı ardına gelen diplomatik krizler neticesinde bir anda kendini uçsuz bucaksız bir imparatorluğun başında bulur. O, tahtı büyük hırslarla ele geçiren bir fatihten ziyade, imparatorluğun en büyük yapısal krizlerinin tam ortasına fırlatılmış talihsiz bir hükümdardır. ​Bu devasa devlet yükünün ve sert siyasi manevraların arkasında ise, resmi tarih anlatılarının genellikle ıskaladığı, sevgiye aç bir iç dünya gizlidir. Hatıratında geçen "Aile hayatım da kalbimin yumuşak olduğunu, sevgiye muhtaç olduğunu gösterir" ifadesi, sarayın soğuk
Sultan AbdülhamidFrançois Georgeon · İletişim Yayınları · 2012166 okunma
Reklam
10/10
·320 syf.·
2026 14. kitabı
Johann Hari'nin Çalınan Dikkat adlı kitabı, günümüz insanının giderek azalan odaklanma becerisini ele alan, düşündürücü ve sarsıcı bir kitap. Kitabı okumaya başlamadan önce dikkat dağınıklığını daha çok bireysel bir sorun olarak görüyordum. Ancak kitap, meselenin sadece irade, disiplin veya kişisel tercihlerle açıklanamayacağını gösteriyor. Eserde dikkatimizin neden azaldığına dair birçok farklı sebep ele alınıyor. Sosyal medya platformlarının sürekli dikkatimizi çekmek için tasarlanmış olması, ekranlara maruz kalma süresinin artması, sürekli meşgul olma kültürü, sınav ve başarı baskısı, kaygı düzeyinin yükselmesi, uyku eksikliği ve hatta çevre kirliliğinin beyin üzerindeki etkileri dikkat çekici bir şekilde anlatılıyor. Özellikle çevresel faktörlerin dikkat üzerindeki etkisi benim için yeni ve şaşırtıcı bir bakış açısı oldu. Kitapta en çok etkilendiğim noktalardan biri, dikkat sorunlarının yalnızca bireyin eksikliği olarak görülmemesi gerektiği düşüncesiydi. Günümüzde odaklanmakta zorlanan insanlara sıklıkla "Daha disiplinli ol", "Kendini toparla" gibi tavsiyeler veriliyor. Oysa yazar, içinde yaşadığımız sistemin dikkatimizi sürekli parçaladığını ve bu durumun yalnızca kişisel irade ile çözülemeyeceğini ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, insanın kendisine karşı daha anlayışlı olmasını sağlıyor. Bir eğitimci olarak kitapta çocuklar ve eğitim sistemi üzerine yapılan değerlendirmeler de beni oldukça düşündürdü. Özellikle dikkat eksikliği yaşayan çocukların hemen tembel, isteksiz veya başarısız olarak etiketlenmemesi gerektiği vurgusu çok değerliydi. Günümüzde DEHB tanısı alan ve ilaç kullanan çocuk sayısındaki artışa değinilirken, öncelikle çocuğun yaşam koşullarının, kaygılarının, yaşadığı olayların ve çevresel etkenlerin değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Bu
Çalınan DikkatJohann Hari · Metis Yayınları · 20245,3bin okunma
Puan vermedi·320 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
57 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 17:33
Johann Hari, dikkat eksikliğinin ya da dağınıklığının sadece bireysel bir sorun olmadığını savunuyor bu kitabında. "Neden eskisi gibi odaklanamıyoruz?" sorusunun başlıca nedenleri bulunuyor ve bunlar tek başına sebep olmuyor. Yazar bu sonuca varmak için dünyanın her yerinden uzmanlarla, bilim insanlarıyla görüşmüş ve bir araştırma yürütmüş. Dikkatimizi çalan temel unsurlar; • Teknoloji • Çoklu görev yanılgısı • Uykusuzluk ve yorgunluk • Beslenme ve çevre kirliliği Çocuklarda da bu durum artık DEHB olarak adlandırılıyor ve bunu önlemek mümkün. • Telefon kullanımını sınırlandırmak • Daha fazla uyumak • Doğada vakit geçirmek • Sosyal medyayı bilinçli kullanmak. ✓ Odaklanamıyorsanız kendinizi suçlamayı bırakın. Sistem tam olarak odaklanmamanız üzerine kuruldu. Ancak bu durumu tersine çevirmek ve dikkatimizi geri toplamak için hem bireysel alışkanlıklarımızı değiştirmeli hem de bilinç oluşturmalıyız. Keyifli okumalar dilerim.
1000Kitap
Çalınan DikkatJohann Hari · Metis Yayınları · 20245,3bin okunma
Hollow erkekleri serisinin 2 kitabı muhteşemdi
9/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
Yaktığımız Gerçekler Darkromance Bağımsız Seri Çift Taraflı Bakış Açısı Yetişkin Kurgu 464 Sayfa Puanım 9 Mutlu S. 1- Çaldığımız Yalanlar 2- Yaktığımız Gerçekler 3- Arzuladığımız Kan 4- Arzuladığımız Kan 5- Ettiğimiz Yemin ✓Alistair Caldwell, kasabanın yarısı ailesine ait(ailenin dışlanan çocuğu) ✓Rooc Van Doren, savcının oğlu ✓Thatcher Pierson, seri k*tilin oğlu ✓Silas Hawthorne teknoloji imparatorluğunun varisi(şizofreni teşhisi konulmuş) *Rooc Van Doren & Sage Donahue Sage belediye başkanının kızıdır ikizi olan Rosemari'e pek pek benzemez. Lise son sınıf okurken kız kardeşi Hollow erkeklerinden Silas ile sevgiliy olsa da Sage asla onları sevmez. Çünkü ailenin iyi ve uysal çocuğu olmak zorundadır zira anne ve babasının yaptığı baskı bunu gerektiriyor. Rooc ise baba problemi yaşaması sebebiyle özgüven problemi yaşar. Rooc & Sage birgün imkansız gibi görünse de birbirilerine çekilirler fakat onlar için herşey imkansızdır... *Rooc ve Sage'in hikayesi dramatik olarak ağır gelse de ilk kitaba göre daha iyiydi. Sage üzümlü kekikim, sen neker yaşadın böyle...
Yaktığımız GerçeklerMonty Jay · Martı Yayınları · 202682 okunma
Puan vermedi
Bugün sizi sadece mevsimlerin değiştiği bir hikayeye değil merakın bilgiye,bilginin ise harekete dönüştüğü bir yolculuğa götürmek istiyorum... Mevsimleri Geri Verin Lila bir sabah uyandığında her şeyin farklı olduğunu hissediyor.Yağmurlar,fırtınalar, değişen hava koşulları... Başta anlam veremediği bu durumun peşine düştükçe karşısına iklim değişikliği gerçeği çıkıyor. Ama hikaye tam da burada farklılaşıyor. Çünkü Lila öğrendikleriyle korkup geri çekilen bir karakter olmuyor. Aksine araştırıyor, sorular soruyor,arkadaşlarını yanına alıyor ve çözümün bir parçası olmaya çalışıyor.Sayfalar ilerledikçe onunla birlikte küçük fikirlerin nasıl büyüyebildiğini görüyoruz. En sevdiğim yanı ise kitabın çocuklara sürekli ne yapmaları gerektiğini söylemek yerine onları düşünmeye teşvik etmesi oldu. Çünkü hikayenin merkezinde sadece çevre değil dayanışma,sorumluluk alma ve pes etmemek de var. Lila'nın çıktığı yolculuk boyunca karşılaştığı insanlar ve yaşadığı deneyimler doğayı korumanın tek kişinin değil herkesin sorumluluğu olduğunu hatırlatıyor. Renkli çizimleri ve akıcı anlatımıyla keyifle okunan aynı zamanda çocuklara önemli farkındalıklar kazandırabilecek bir kitap olmuş. Bazen dünyayı değiştiren şey büyük kahramanlar değil soru sormaktan vazgeçmeyen çocuklardır...
Mevsimleri Geri VerinElif İpek Bilek · Drama Yayın EVİ · 20240 okunma
Reklam
Reklam