bunu neden anlatıyorum inaninki hiç bilmiyorum¿¿ __Ozamanlsr liselere geçiş sınavı vardı tabi herkes ozaman o sınavı kazanmak için neler yapıyordu neler ben her zaman rahat bir cocuktum neşeli sakin falanda filan sınava girdikten sonra düşük puan yapmistim obp ise idare edecek kadar iyi bir okula geliyordu neyse beylikduzunden sonra gürpinar diye bir yer var iste belki bilen bilir şuan düşünüyorumda hayatınızda gitmek istediginiz son yer olsun prda okuyanlar için okadar endişeleniyorumki tahmin edemezsiniz neyse benim ozaman çevrem yoktu böyle bir kaç arkadas takiliykrduk sabah okula gitmedik biz beylikduzu sahile gidecektik fakat ters yola saparak hayatımızın yanlışını yapmıştık tamda gurpinarin oraya geldik minibuscu bile okadar narsist bir tiptiki anlatamam bizim salak arkadaşlarımızdan biride burayı bildigini söyledi orda böyle sahil gibi bir yer var ama yani çok korkunç bir sahil falandi biz ilk başta tamam sorun yok dedik falan fakat işte önümüzden 5 kere araba geçti böyle bir tip falan yok yani gözler kıpkırmızı göz altlari mosmor neyse biz artık onları görünce hızlıca ilerlemeye başladık falan yani tamam artık gidelim dedik bu sefer takip etmeye başladılar ve biz baya koşmaya başladık korkudan ama yani fayda yok adamlar arabayla geliyorlar biz sonra bizi bulamasinlar diye bir kamyonun arkasına falan saklanıyoruz polisi falan aradık ve adamlar bizi gördü orda biz bir bahçeye girdik adam bize burda böyle tipleri her zaman gördüğünü ve böyle bizim gibi insanlarin çok olduğunu söyledi daha sonra bu sırada bir 40 dakika falan geçiyor polis geliyor daha geç gelseydi anlamadık gitti zaten orda bu adamların kaçakçı olduklarını ogrenmistik PWJWOWJWOWKWOKWOW herkes orda ağlıyor falan ben çok normalim tabiki zaten sürekli bu yerle ilgili olayları biliyordum ama
Açık ve net.
Bana yaklaşmak kolay değildir. Arkadaş arayışında değilim. Kimseyi etkilemeye çalışmam. Kendi kendime olmayı seviyorum. Birilerine ihtiyaç duymuyorum. Çevrem küçük, odağım net ve huzurum önceliğim..
Duygu ve Düşünce
Reklam
Ben iyiyim de çevrem kötü
Yok birbirimizden farkımız
Yakın çevrem, iç siyasette olup bitenleri, Nefret Objesi Sendromu'na yakalanmış Kemal Butlancıoğlu'nun geldiği son noktayı, Selden kütük kapmak için Butlancıoğlu'nun etrafına çöreklenmiş "tomruklar"ı soruyorlar bana. Onlara rahmetli Cemil Meriç'i hatırlatıyorum: 👉 “Bu memlekette sağcı-solcu, ilerici-gerici yoktur; bu ülkede namuslu ve namussuzlar vardır." Ruşen Çakır'ın dediği gibi: — Söyleyeceklerim bu kadar, hepinize iyi günler. 🖋 Mustafa TULUKCU ●●●
Artık en zor günlerimizden en zor hislerimizden tek başımıza verdiğimiz savaşlardan en yakınlarımızı haberdar edememek, anlatınca yük olduğunu olacağını hissetmek, herkesin kendi sıkıntısı var diye tek başına halletmeye çalışmak gibi hisleri sorguluyorum. Bunlar yetişkinliğin farkındalığı mı yoksa gerçekten ben mi kapıya yakın (belki kapının dışında) oturuyorum çözümlemekte zorlanıyorum. Büyümek bu mu yoksa çevrem mi hala küçük? Yakındayken göremeyen gözler var, belki görmek istemeyen gözler. Bir de uzakta olduğu halde bir telefonla bir mesajla yanında olduğunu hissettiren dostlar var. Allah bir yerden imtihan ederken başka bir yerden de rızıklandırıyor kulunu. Elhamdülillah demekten başka da diyecek bir şey kalmıyor böyle düşününce. O bilir biz bilmeyiz deyip O'na sığınıyoruz. Ne güzel sığınak O..
1000Kitap
Bir ömürün boşa harcanması beni inanılmaz ürküten ve üzen bir şey. Özellikle de gençlik yıllarının. Çevrem böyle insanlarla dolu. Bunu iki farklı başlıkta inceleyebilirim. Birisi, gerçek duyguları tatmamış, tatmak için çaba sarfetmemiş; hayatı kendisine zindan etmiş, gençliğinin kıymetini bilmemiş insanlar. İlerleyen yaşlarda saçma sapan geçirdiği bu gençliğin ceremesini ve duygu eksikliğini çeken, bunu da dışarıya hayata öfke olarak kusan, birsürü mendebur yaşlı - orta yaşlı insanlar. Hiçbir şeyden zevk almaz, her şeye muhalefet olur, çevresindeki insanların mutlu olmasını istemez hatta onların mutsuzluğundan keyif alırlar. Hiçbir şeyi sorgulamamış, basmakalıp kurallarla yaşamış, bir kere bile çizgi dışına çıkmamışlardır. Bunlar kendi hayatlarını bile isteye hiç ettiler ve bulundukları durumda ellerinden artık hiçbir şey gelmiyor. Sonuçta kural basit; ne ekersen onu biçersin. Bunlara karşı içinde gram acıma yok. İkinci grup ise bu insanlara muhtaç olarak ömürlerini boşa harcayanlar. Kötü bir adam/ kadının eşi veya çocuğu. Eşi tarafından hiçbir zaman güzel bir şekilde sevilmemiş, toplumsal baskılar veya maddi-manevi zorluklar yüzünden ona katlanmak zorunda kalmış insanlar. Ya da kötü bir aile tarafından geleceği baltalanmış, duygusal anlamda eksik bırakılmış, kişiliği her zaman eksik kalacak olan çocuklar. Bunlara karşı ise içimde çaresiz bir acı var. İlk grup kendi ektiğini biçerken ikinci grup ise ilk grup yüzünden hayatını boşa geçiriyor. İnsan hayatı anlamaya, ona anlam vermeye çalışmalı. Güzel duyguları tatmalı; yeni, güzel yerler ve insanlar görmeli. Hobiye sahip olmalı. İçinde yatan potansiyeli gerçekleştirmeli ki hayvandan bir farkı olduğunu anlasın. Yarın hayatta olacağımız bile meçhulken, ölümden sonrası bile meçhulken, kimine göre uzun kimine göre kısa
Reklam
Reklam