Hepinize selamm! Benim için okurken hayatımın değiştiğini hissettiğim o kitabı bitirdim ve geldim. Bu seriye o kadar bayıldım ki tekrar okuduğumda asla aynı etkiyi vermeyecek. Yavaş yavaş başlıyorum eğer birinci incelememi okumadıysanız buraya bırakıyorum. #305766960
Öncelikle bu serinin genel olarak konusunu o kadar sevdim ki, daha önce böyle bir kitap okumamıştım. Bu kitap beni hem ağlattı hem de çok şey öğretti. Rüzgar'ın hayat mücadelesi, yaşadıkları, küçük yaşta hayallerini gerçekleştirmeyi kafasına koyması ve çabalayarak istediği yere gelmesi... Çok gurur vericiydi.
Son sahnelerde o kadar ağladım ki... Okuyanlar anlayacaktır.
Bir de bişey söylemek istiyorum. Bir masumun hakkını yiyenlerin, içinde kötülük besleyenlerin sonunda hak ettiklerini bulması beni çok etkiledi.
Çünkü çevrem böyle insanlarla dolu ve ne yaparlarsa yapsınlar ne düşünürlerse düşünsünler birşey demiyorum. Çünkü herkesin yaşattığın yaşayacağına inanıyorum. Rüzgar gibi, insanlara başarımı göstererek onlardan intikam alıyorum.
Bu yüzden Rüzgar bana çok şey öğretti ve onda kendimden çok şey gördüm.
Tuna'ya gelince... Tuna o kadar güzel seviyor ki... Yani kelimelerim yetmiyor onların aşkını anlatmaya ki onlar bile anlatacak kelime bulamıyorlar.
Bazı detaylar içimi burktu...
Tuna'nın geçmişinde yaşadıkları yüzünden birine araba kullanırken her seferinde yavaş kullanmasını söylemesi...
Rüzgar'ın her mutlu aile gördüğünde geçmişe gitmesi ve yaşayamadığı çocukluğunu mezara gömmesi...
Ve bu iki insanın, kendi kör kuyularına düşmüşken zifiri karanlıkta kendi ışıklarıyla aydınlanarak birbirlerini bulmaları...
Rüyayı çok sevdiğimi söylemeden geçmek istemiyorum. Belki herkesin gördüklerini göremiyor ama eminim o, herkesten çok daha fazlasını görüyor. Eğer bu seriye yan
Rüzgârı YaşamakK. Kübra Berk · Artemis Yayınları · 20252,116 okunma
José Ortega y Gasset’in Sistem Olarak Tarih kitabını okurken, bunun klasik anlamda bir tarih kitabı olmadığını çok net hissettim. Çünkü Ortega y Gasset burada savaşları, kronolojiyi ya da olay sıralarını anlatmaktan çok, insanın tarih içindeki yerini ve geçmişle kurduğu ilişkiyi sorguluyor.
Benim için kitabın en etkileyici tarafı, tarihin dışarıdan izlenen bir şey değil, insanın bizzat içinde yaşadığı bir süreç olarak ele alınmasıydı. Ortega’ya göre insanı anlamak için sadece “kim olduğuna” değil, “hangi tarihin içinden geçtiğine” de bakmak gerekiyor. Bu bakış açısı bana oldukça güçlü geldi.
Kitap boyunca dikkatimi çeken şeylerden biri de, yazarın insanı durağan bir varlık gibi görmemesiydi. Tam tersine, insan sürekli değişen, yaşadığı çağın şartlarıyla şekillenen bir varlık olarak anlatılıyor. Özellikle “Ben ve çevrem” düşüncesinin arka planda sürekli hissedilmesi, kitabın felsefi yönünü daha derin hale getiriyor.
Kendi adıma kitapta en çok düşündüğüm nokta şu oldu: İnsan geçmişten bağımsız yaşayamaz. Çünkü bugün verdiğimiz kararlar bile aslında geçmişin bir devamı. Ortega y Gasset tarihi sadece olmuş bitmiş olaylar olarak değil, bugünü oluşturan canlı bir yapı gibi ele alıyor. Bu yüzden kitap bana tarihe bakışımı yeniden sorgulattı.
Dil açısından kitap kolay bir metin değil ama zor olmasının nedeni yapay bir anlatım kullanması değil; sürekli düşünmeye zorlaması. Bazı bölümleri bir kez okumak yetmedi çünkü her paragrafın altında başka bir fikir daha vardı. Ama tam da bu yüzden yüzeysel kalmayan bir kitap olmuş.
Kitabı okurken şunu hissettim: Ortega y Gasset tarih üzerinden aslında insanın kimlik arayışını anlatıyor. İnsan yalnızca bireysel bir varlık değil; yaşadığı toplumun, çağın ve geçmişin de taşıyıcısı. Bu düşünce kitabın her bölümünde farklı şekillerde
Hayatımın bir döneminde sürekli bu tarz kitaplar okumamı isteyen bir çevrem vardı. Ne yapmaya çalıştıklarını kütüphanemde olmayan ama bana okutulan kitapların kaynağını öğrendiğimde anladım. Klasik dini bir kitap daha.
Bazı kitaplar vardır; sadece bir hikaye anlatmaz, okuyucunun zihninde ve ruhunda bir şeyleri harekete geçirir. Grigori Petrov’un "Beyaz Zambaklar Ülkesinde" eseri benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. Okurken her sayfasında hayranlık duyduğum, bittiğinde ise içimde büyük bir hayranlık ve umut bırakan, kelimenin tam anlamıyla kusursuz bir yapıt.
Kitabın özü; bataklıklardan ve kayalıklardan oluşan fakir Finlandiya’nın, bir avuç aydının önderliğinde nasıl adeta bir "Beyaz Zambaklar Ülkesine", yani imrenilecek bir medeniyete dönüştüğünü anlatıyor. Johan Wilhelm Snelman liderliğindeki bu büyük uyanış, bana bir toplumun kaderinin sadece liderlere değil, o toplumun her bir ferdine bağlı olduğunu çok net bir şekilde gösterdi.Petrov’un akıcı, samimi ve adeta bir manifesto niteliğindeki dili sayesinde kitabı elimden bırakamadım. Kitap bittiğinde şu soruyu kendime sormaktan alıkoyamadım: "Ben kendi toplumum için, çevrem için ne yapıyorum?"
"Beyaz Zambaklar Ülkesinde", sadece tarihi bir başarı hikayesi değil; tembellikten, cehaletten ve "ben ne değiştirebilirim ki?" çaresizliğinden kurtulmak isteyen herkesin mutlaka, ama mutlaka okuması gereken bir eser. Benim için 10 üzerinden 10 diyebileceğim, uzun süre etkisinden çıkamayacağım bir deneyim oldu. Şiddetle tavsiye ediyorum.
Kendi iç seslerimin yazıya dökülmüş hali gibiydi. İçsel konuşmalar, sorgulamalar, kendimi teskin etmem, kendim için çevrem için dua etmem.. O kadar içtenki sanki bir başkası değil de kendi yaşadıklarınız gibi geliyor okurken.
İslam’ın RengiJenny Molendyk Divleli · Cezve Kitap · 2023665 okunma
Kafka nın en sevdiğim kitabı olabilir. Bana göre tamamen psikolojik bir kitap tabi herkes nasıl ne şekilde değerlendirir bilemem. Ben çok etkilendim . Hatta gelecekte nasıl bir hayatım olur diye de düşündürdü. İlk baş herhangi biri tavsiye etmeden öylesine aldığım bir kitaptı. Hatta arkasındaki bilgi verici kısmı okuyunca ne garip bir olay demiştim.Hatta saçma bile gelmişti. Bu düşünceden dolayı utandırdı beni okuyunca. Kafka yine yapmış yapacağını... Zaten onun dili de düşünce yapısı da hep farklı diğer yazarlardan. Hayattaki konumumun da ne olduğunu sorgulattı bana. Teşekkürler Kafka... Ayrıca bazen şöyle bir düşünce oluşur ben de. Acaba benden sonra ailem çevrem nasıl bir hayat sürer demişimdir. Merak etmişimdir hep. Bu kitap biraz da onu hatırlattı bana. Sıradaki kafka kitabını sabırsızlıkla almayı heves ediyorum.
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,7bin okunma