Bana Romeo'mu ver, sonra öldüğünde
Al da küçük yıldızlara böl onu,
Onlar göğün yüzünü öyle bir süsleyecektir ki
Bütün dünya gönül verip geceye,
Tapmayacaktır artık o muhteşem güneşe.
Tüm göklerin en güzel yıldızlarından ikisi,
Yalvarıyorlar onun gözlerine işleri olduğundan:
Biz dönünceye dek siz parıldayın diye.
Gözleri gökte olsaydı, yıldızlar da onun yüzünde,
Utandırırdı yıldızları yanaklarının parlaklığı,
Gün ışığının kandili utandırdığı gibi tıpkı.
Karanlığın içinde, vadilere, yarlara, dağlara, veya uzak sulara doğru nereye gittiğini bilmeden kör bir kuvvetle savruluyordu, bir insan yaşamının bilinmeyen bir kaderin sarp derinliklerine savruluşu gibi...
Geçmişte yaşadığı heyecanın yansıması mı, yoksa yanaklarından kır düşmüş saçlarına kadar birden tırmanan kızarıklığın verdiği huzursuz heyecandan gelen şaşkınlık mıydı bu?