bu kadar kötü bir kitaba 5 yıldız veren insanın okuma zevkine asla güvenmem. derinliksiz içi boş bayık bir ana karakter ve ondan da bahsedeyim bundan da bahsedeyim diye yerli yersiz kitabın içine serpiştirilen tarihi olaylar o kadar çiğ kalmış ki. kurguda tamam olsa da cümlelere döküldüğünde sınıfta kalmış bir eğreti roman denemesi
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yani değişik bir kitapti yazım tekniği sebebiyle. Bana dokunan çok satır oldu. İçinde hayatımdan parçalar bulduğum çok yer vardı ama kitap bana genel olarak çok zorlama geldi. Depresif ruhlara hitap edebilir ama ben bu kadar eşyayla evle bütünleşmeyi onları soyutlamayı farklı anlamlara sokan cümleleri sevmiyorum. Ve iki karakter de çok depresifti bu kitapta. İkisinden de ayrı ayrı nefret ettim. Zaten Ekmel beyi pek tanıyamadık onun hayatını çok dinlemedik. Onun depresifliği içimi baydı resmen. Derya desen saçını başını yolmaktan başka bir şey istemedim onun cümlelerini okurken. Hayatımda daha problemli çok az karakter gördüm. O kadar tiksindim ki ondan. Zaten kitabın sonunda kendini Suzanın yerine koyunca ne kadar iğrenç bi konumda olduğunu kendisi de gördü ama bence hiçbir şey değişmemiş bu kadın hep aynıymış. Abisini kıskanan insanlardan normal hayatta da nefret ederim böylesi çok fazla abartıydı takıntı derecesindeydi yani bence psikolojik destek almalı bu konuda. Suzana Allah sabır versin iyi dayanmış bunlara demek ki cidden deli gibi aşıkmış dedim ve sadece Suzanın aşkından etkilendim yoksa sözü geçem abi de iğrenç biri. Ve çok merak ettğim bir şey bu kitabın neresinde 12 Eylül geçiyo bir de arka kapakta yazıyor. Yani sadece bir bölümde tank geldiğini falan söylüyor bir de abisi solcu (yersen) bu kadar yani. zaten ekmel beyin ve deryanın aynı günlerde farklı şeyler yazması beni delirtti. biri aynı olay için kendi yaşamış gibi anlatmış öbürü ters şekilde. ya da tam tersi ama ne gerek var günlüğüne böyle bi yalan yazmaya. Kitabın bir kısmında yine arabesk eziciliği gördüm. işte ekmel derya için umarım kaderle ilgili bi cümle kurmaz vs. ona yakışmaz falan diyodu. kusura bakmayın da sizin ettiğiniz laflar da arabesklikten çok uzak değildi. bu kendini entelektüel
Öncelikle kitap aşırı akıcı olmamakla birlikte kendini okutmayı başarıyor. Ama çoğu yerde söylenen çok akıcı yorumlarına katılmıyorum. Olaylar kısıtlı sayıda ve çok uzun aralıklarla gerçekleşiyor. biz bu aralıklarda karakterin düşüncelerini ailesiyle vs. konuşmalarını okuyoruz. Özellikle ilk yarısı bu bakımdan biraz sıkıcı olabilir. Ama dediğim gibi hikaye sizi içine çekiyor. Anlatım tarzını sevdim zor değil tatlı bir havası var. Bazen çok zorlama cümleler gereksiz uzatılmış kalıplar kullanılmıştı ama o kadar da göze batmadı. Betimleme çok sevmememe rağmen yetersiz buldum. Karakterlerin nasıl gözüktüğünü bizim hayal gücümüze bırakmış herhalde. Ona nazaran mekan betimlemeleri daha iyiydi.
Bu kitabın en sevdiğim yanı çok vurucu tespitler barındırması oldu. Aa bu gerçekten de doğru derken buluyorsunuz kendinizi. ve bu tespitlerin 21. yüzyılda dahi geçerliliğini koruması bu kitabın esas noktasıydı.
Elizabeth dışındaki karakterlerin neyi neden yaptığı çok yüzeysel verilmişti. Zaten Tanrı bakış açısıyla yazılan kitabın biraz da olsa Darcy’yi de anlatmasını isterdim yani. Darcy kötü karakterken bir anda melek oldu ve sonrasında yine çok yüzeysel bir şekilde geçildi o mesele.
VEEEEEE ŞİMDİ TÜM NEZAKETİMİ BİR KENARA BIRAKIYORUM
Kessinlikle gururun da önyargının da Elizabeth’te olduğunu düşünüyorum ki kendisi Darcy ile birlikte olduklarında bile kitapta okuduğumuz son konuşmalarında çok küstahca açıklamarda bulunmuştu. Hele başta ben olmasaydım olmayacaktık minvalinde çemkirmesi beni çileden çıkarttı. Kızım hem önyargılıyım diye utanıyosun hem de adam sana tüm gardlarını indirmişken devam ediyosun buna. Küstahlık sende gurur sende önyargı sende ego sende
Hele o yengesine yazdığı mektupta Jane’den bile daha mutluyum o sadece gülümserken ben kahkahalar atıyorum demesi midemi