"Evet, o bir dehaydı: dizginlenemez bir hayal gücüne, tutkulu bir merak duygusuna ve birçok farklı disiplinde sınırları aşan bir yaratıcılığa sahipti. Ancak bu sözcüğü ihtiyatla kullanmalıyız. "Dâhi" etiketini yapıştırmak Leonardo'yu, dehası sanki tanrısal bir dokunuşun eseriymişçesine küçültür. İlk biyografisti, on altıncı yüzyılda yaşamış bir sanatçı olan Giorgio Vasari, bu yanlışa düşmüştü: "Bazen, mucizevi bir biçimde, tek bir kişiye o kadar muazzam bir güzellik, zarafet ve yetenek bahşedilir ki kişinin her hareketi bir harikuladelik taşır; yaptığı her şeyi beşeri maharetten ziyade Tanrı'nın lütfuyla yaptığı apaçıktır." Aksine Leonardo, azmi ve iradesiyle, tırnaklarıyla kazıyarak elde ettiği insani bir dehaya sahipti. Newton ve Einstein gibi, Leonardo'nun dehası da ilahi kaynaklı değil, biz ölümlülerin hayal edemeyeceği bir "işlem gücüne" sahip bir zihnin eseriydi. Leonardo neredeyse hiç resmi eğitim almamıştı; çok az Latince okuyup yazabiliyor, uzun bölme işlemlerini zar zor yapabiliyordu. Onun dehası kavrayabileceğimiz, hatta dersler çıkarabileceğimiz bir dehaydı."