Beni tüm çıplak gerçekleriyle başbaşa bırakan bu kitap için hem yazılacak çok şey var hem de her şey o kadar ortadaki hiçbir şey yok. DAÇ'ı bitirdikten ve gündemimizi meşgul eden e*st**n dosyalarından sonra Çiçek'in hayata karşı yaşadıklarından ötürü hissizleşmesini ve umut tohumlarını kalbine ekmek istememesini daha iyi anladığım bir yerdeyim. Zaten daha azı anlanamazdı.
N.G. Kabal'ı ve kalemini gerçekten çok seviyorum, kitapları basılmaya başlamadan önce Wattpad döneminden beri takip ettiğim bir yazar, orada okuduğum ilk yazarlardan diyebilirim. Gençlik Serüveni'ndeki kitapları, görece genç yaştaki okurlara hayattan olayların alt metnini çıkarmaları için yazdığını düşündüğüm ancak kitapların zamansızlığının yaşla ilgili olmadığını da gördüğümüz bir dizi.
Neresinden başlasam bilemiyorum.
Çiçek, yıllar sonra bulduğu ikiz kardeşi Dolunay'ın yerine geçerek, onun yapacağı aile planlaması olan evliliği yapıp, mücevher tasarımcısı Ayza ile evleniyor ve her şey burada başlıyor. Yoksul kesimin her gün bir sonraki gün için çalışması elmecbur kızıyla, zengin kesimin her günü aynı bollukta hayatın amacını çok düşünmeden yaşayan oğlanının, hayat felsefeleri buluşuyor. Konusuna baktığınız zaman sıradan gelebilir ama ne derler bilirsiniz, hiçbir sıradanlık sizin tarafınızdan anlatılmamıştır. Kabal da kendi tarafından sıradanlığını anlatmış.
Çiçek ilk baştaki her şeye sırtını dönmüş tavrını, arkadaş ilişkilerindeki kopukluklarını, Ayza'nın arkadaşları arasındaki yakınlık ile fark eder. Çabalandığında gerçekten arkadaş olunabileceğinden ama aynı zamanda çabasıyla hüsrana uğrayacağından da emin. Çünkü yaptığı tüm iyiliklerin bedelini zaten ödemiştir.
Çiçek, acıları yarıştırmamak gerektiğinin o acılarla ayağa kalkmak ile olacağını da bilir. Uygulamaya gelince ise yine sadece kendi