Bu seriye ikinci kez başlamıştım ve başlama sebebim; beni okuyamama durumumdan çıkaracağını düşündüğümdendi. Ne mutlu ki öyle de oldu. Ne zaman bu durum peşimi bırakmazsa bu seriye yeniden başlarım.
Bu serinin ilk zamanlarındaki yorumlarını okuduğumda yavaş ilerlediğinden, sıkıcılığından dolayı çok sevilmediğinden bahsedilmişti. Şu an çok öyle değil sanırım, bu beni mutlu etti.
Hayır, hiç de sıkıcı değil diyerek içime işleyen bu kitabı şiddetle savunacağım.
Bazı kitapların kaderi usulca, sakinlik içerisinde yazılır ve bu ilerleyişe yazar bir noktadan sonra müdahale edemez. Tıpkı insan hayatında kötü gitmeye başlayan bir şey son bulana, yaşam yeni yollar bulup da o yollara asfalt döşeyene kadar dokunamadığımız gibi. Bu kitap, bu durumun çok iyi bir tercümesiydi.
Etta, annesinin yarım sıcaklığıyla, kadim; geçmiş köklerinin nereye dayandığını bilmeyerek büyümüş bir kız, 17 yaşında bir keman virtüözü. New York Metropolitan Müzesi'ndeki sergilediği resital sırasında notaları, birtakım olaylara sebep olmuş: 18.yy'a açılan geçite itilerek, Amerikan Bağımsızlık Savaşı'nda yasal olarak görevlendirilmiş bir korsan gemisindeki hengâmenin ortasına düşmüştür. Annesinin kadim geçmişi hakkında öğrendiği ilk şey, onun bir yolcu olduğu ve ondan aldığı genlerle artık kendisinin de bir yolcu olduğudur.
Atlantik'teki bu korsan gemisinde başlayan yolculuk, çeşitli yılların çeşitli ülkelerine ve onların zamanlarına kadar çok kültürlü biçimde uzandı. Etta, dört büyük yolcu ailesi arasında nam salmış annesinin geçmişini burada öğrendi ve hala bilmediği o kadar çok şey var ki... Yolcu eğitimi olmamasına rağmen annesinin yapmasını istediği görevi; usturlabı bulmak konusunda ortağı Nicholas ile yaşadığı zaman çatışması sertti.
Nicholas, kendi gemisine sahip olabilmek için özgürlük