Bilinçle kavradığımız ve yaptığımız şeylerin, bireysel gelişimimizle hiçbir ilgisi olmayan gizli kalmış duyusal izlenimlere kıyasla hayatımız üzerindeki etkisi ne kadar az. Düşünmeye başladığımdan bu yana, kendi isteklerim ve umutlarım doğrultusunda hareket etmeye başladığımdan bu yana sanata doğru yol aldım, karşısında hayran kaldım veya sanat adına acı çektim ve kendimi ona gerçek anlamda adayacak duruma gelmemden çok daha önce sanatla ilgili çalkantıların etkisindeki bir çevrede yaşamaya başladım bir anlamda. Ve buna rağmen, şimdi sana hayatımı anlatmak istediğimde sanattan pek sös edemeyeceğim, hatta kendine küçücük bir yer bile açamayacak; oysa bireysel bilincimde hiç yeri olmayan, benim için hep gölgede ve belirsiz kalmış olan şeyler devasa boyutlarda ön plana çıkmak zorunda kalacak.
Olayların olmadığı kitapları okumak zordur hatta Kafka okumak daha zor benim için. Ama sevmek istiyorum Kafka'yı ve sırayla okuyorum eserlerini. Dönüşüm çok popüler bir kitap fakat metaforlarını, Kafka'nın yazarkenki düşüncelerini algılamak herkese göre değil, anlamadığınız yerde dönüp tekrar okumanızı gerektiriyor. Kısa kitaptır biter diye başlıyorsunuz ama zihninizi o kadar yoruyor ki. Olaylar sakin ilerliyor belki de bir zorluğu da bu zaten. Kitabın İş Bankası Yayınlarındaki kapak basımında yazdıkları yaşanıyor.. Sanki bana sonu çok tatsız geldi. Beklediğim gibi değildi ve kısalığı da bu yüzden muhtelemen. Tekrar okumak isteyeceklerimden...