“Yaşamı ‘hafifçe’ yaşayabilseydin, yaşamın olayları da uçup giderler,sana yük olmazlardı-ama o zaman da,uçucu boş olurdu yaşamın. Bu yüzden,yaşadığın her olayı ‘ağır’laştıracaksın ki; uçup gitmesin ,omzuna çöksün; sen de onun yükünü taşıyasın.”
“Belki de tam ölmeden bir an önce, zaman tersine dönüyordur, mi Guapo. Belki tam o anda geçmişe bakmak geleceğin bütün vaatlerini taşıyordur. Belki gelecek kısırsa geçmiş hamile kalıyordur! Belki yıpranmış nakış tersyüz ediliyordur ve ipek iplikleri ilk boyandıkları anki haliyle görüyoruzdur.”
“Umutla beklenti arasında büyük fark var. İlk başta süreyle ilgili olduğunu düşünmüştüm, umudun daha uzaktaki bir şeyi beklemek olduğunu. Yanılmışım. Beklenti bedene ait, umutsa ruha. Fark bu. İkisi birbiriyle temas ediyor, birbirini tetikliyor ya da yatıştırıyor ama her birinin hayali farklı. Bir şey daha öğrendim. Bir vücudun beklentisi bir umut kadar uzun sürebilir. Seninkini bekleyen benim vücudumun mesela. Sana iki kere müebbet verdikleri anda onların zamanına inanmayı bıraktım."