Tamam, aşk sadece kör değil aynı zamanda aptaldır.
Tamam, aşk kişinin kendini aldatmasıyla başlar ve başkalarını aldatmasıyla sona erer.
Tamam, aşk hayal gücünün zekayı yere sermesidir.
Tamam, aşk sonsuzluğa heveslendirirken imkansızlığa hapseder.
Ama ben bu mucizevi aldanışa, hayırlı anormalliğe, sigortalı dengesizliğe hazırdım.
"Bakma bu bacaksıza," diyor. "Sen beni dinle evlat. Kim olduğumu bilmiyorum ama şiir nedir hatırlıyorum. Kutsal kelimelerdir şiir! At elinden o kâğıdı kalemi, hiç birini yazma, hep mırıldan. Hepsini kaybet,unut gitsin. Fark etmez. Bir kez ağzından çıkmaları hatta sadece aklından geçmeleri bile yeter. Bırak yazma istersen. Onlar ruhundan çıkar, havaya karışırlar, yele tutunurlar, denize düşerler, toza bulanırlar. Sonra da muhakkak biri bulur onları, duyar bir şekil. Bak şu koca şehrin uğultusuna. Sadece arabalar, insanlar, fabrikalar, hayvan sesleri değildir bu devasa uğultuyu yaratan. Şiir vardır o uğultunun içinde. Şiir!"
Ben doğumu ve ölümü düşünüyorum, onlar hayatta kalmanın yolunu. Benim aklımda olanlar ve olmayanlar, onların aklında olacaklar ve olmamışlar. Ben hep şimdiki zamandayım, onlar hep gelecek zamanda.